5. İstanbul Tasarım Bienali: Empatiye Dönüş

19 Ekim 2020

5. İstanbul Tasarım Bienali farklı formatları bir araya getiren yeni yapısıyla hayata geçti. Bienal bu sene, sergiler, kamusal alanda yer alan açık hava yerleştirmeleri ve dijital video serileri olmak üzere üç farklı formatta izleyicilerle buluşuyor.

5. İstanbul Tasarım Bienali, tasarıma empati odaklı yeni bir rol biçen fikirleri ve projeleri bir araya getiriyor. Duygulara ve hislere aracı olan tasarımı, özen göstermeyi amaç edinmiş bir pratik olarak sunuyor. Hassas, dikkatli, kimi zaman da iyileştirici yaklaşımlar benimseyen tasarımcılar, bizi birbirimizle, aynı zamanda da etrafımızdaki dünyayla, diğer türlerle, mikroorganizmalarla, toprakla, suyla, hatta evrenle bir araya getirmeyi hedefliyor.

Sorumluluğu merkeze alan bir mekân oluşturmanın, insandan fazlasıyla bağ kurmaya dayalı bir kültür geliştirmenin önemine inanan bienal bu yüzden de birden fazla beden, boyut ve bakış açısı için yapılan tasarımları keşfediyor. Sunulan projeler, içinde bulunduğumuz kritik dönemde bizi özen ve yurttaşlığa dayalı pratikleri yeniden düşünmeye, yeniden bağ kurmanın yeni sistemlerini ve yapılarını birlikte inşa etmeye teşvik ediyor. İklim krizini, ekonomik krizleri, toplumsal mahrumiyet hâllerini ve tükenmeye yüz tutmuş küresel sanayi modelini dikkate alan bienal, eleştirel araçlar ve alternatif yollar sunuyor. Birden fazlası için yapılan tasarımlar yalnızca kullanıcı ya da müşteriyi değil, tasarım süreçlerine dahil pek çok karmaşık ve iç içe geçmiş unsuru göz önünde bulunduruyor. 


5. İstanbul Tasarım Bienali’nin küratörlüğünü Mariana Pestana, Sumitra Upham ve Billie Muraben ile birlikte üstleniyor. Bienalin görsel kimlik tasarımı Studio Maria João Macedo, sergi tasarımı Future Anecdotes, ses tasarımı ise Maxwell Sterling tarafından yapıldı. İstanbul’da yaşayan küratörlerden oluşan ve temaya yerel bir bağlam kazandıran Genç Küratörler Grubu; Nur Horsanalı, Ulya Soley ve Eylül Şenses’ten oluşuyor.


Küratör Mariana Pestana 5. İstanbul Tasarım Bienali’ne ilişkin, “5. İstanbul Tasarım Bienali Ekim 2020’den Nisan 2021’e dek yavaş yavaş değişen ve gelişen bir bienal olacak. Karşımıza çıkan zorlukları ve pandemi sürecinde getirilen kısıtlamaları göz önünde bulundurarak, günümüz koşullarını yok saymak yerine bu sürece uyum sağlayan bir program düzenledik. İstanbullular ile iletişim içerisinde, onlara yönelik, üretken ve yerel üretime odaklanan bir bienal sunuyoruz. İklim krizinin aciliyeti ve küresel boyuttaki sosyal izolasyon süreci sürerken bienal bizi birbirimizle ve diğer türlerle nasıl ilişki kurduğumuzu düşünmeye davet ediyor. İnsana ait olsun ya da olmasın, bu soru tüm biyolojik, bakteriyel, jeolojik bedenleri kapsıyor. Tasarımı çevremizdekilerle aramızda bir arabulucu gibi konumlandırmak istiyor, dünyayı ve içinde yaşayan sayısız canlıyı algılamak için bir araç olarak görüyoruz. Bu algılama hâlinin ne tür bakış açılarını ortaya çıkarabileceğini merak ediyoruz. Bizi normalde ilişki kuramayacağımız elementler, maddeler ve canlılarla bağlar mı? Peki, kurulan bu ilişkiler içimizdeki empatiyi uyandırabilir mi?” dedi.


İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova ise, “Bugünün toplumunu anlamada bir araç olduğu kadar geleceğe dönük bir tartışma platformu da olan İstanbul Tasarım Bienali, teknolojik hız ve çevre krizinin damgasını vurduğu bu dönemde “Empatiye Dönüş” temasıyla, özen göstermeyi öne çıkaran uygulamaları, bağlantı kurmaya dair ritüelleri ve duygularımıza aracı olan nesneleri odağına alıyor. 2021 Nisan ayına kadar devam edecek yeni formatıyla 5. İstanbul Tasarım Bienali açık havadaki sokak yerleştirmelerinde, evlerimizde misafir ağırlarmışçasına özenle hazırlanan mekânlarda ve dijital video serilerinde takipçileriyle buluşuyor. Her birimizin hayatlarımızı ve gündelik pratiklerimizi yeniden tasarladığı bu olağanüstü günlerde, bienalin empati vurgusuyla tasarım alanında ve gündelik hayatımızda farkındalık yaratacağına inanıyorum” dedi.


Sergi mekânlarındaki projeler 15 Kasım 2020 tarihine kadar ziyarete açık olurken; şehirdeki müdahaleler, araştırma projeleri ve video serileri ise 30 Nisan 2021’e kadar gelişerek devam edecek. Bienal takipçileri evlerinde; yiyecek alışverişi, tedariki ve tüketiminin günümüz kültürünü etkileyen ekolojik, ekonomik ve jeopolitik koşullarla nasıl ilişkili olduğunu sorgulayan Eleştirel Yemek Programı adlı video serisini izleyebilecek. 


İstanbul’daki ziyaretçiler ARK Kültür’de yer alacak Kara ve Deniz Kütüphanesi’nde yer ayırtıp, bienalin desteklediği 10 araştırma projesini ziyaret edebilirler. Akdeniz havzasında gıda üretiminin daha az göz önünde olan ağlarına dikkat çeken, toprak ve suyla kurduğumuz ilişkiyi araştıran bu projelerin hepsi özen ve aktivizmden yola çıkıyor. 


Ziyaretçiler ayrıca The Rodina ve Kyriaki Goni imzalı iki büyük enstalasyonu ve Empati Seansları adlı, empati kavramını genişleten film serisini Pera Müzesi’nde bulabilirler. Kentin dört bir yanındaki parklar, bahçeler ve iskelelerde insanların yanı sıra kuşları, yıldızları, bitkileri ve mikroorganizmaları kapsayan ve rastlaşmanın yeni türlerini araştırırken farklı bedenlerin farklı ölçeklerde etkileşimlerine sahne olan uzun süreli müdahaleleri Yeni Yurttaşlık Ritüelleri programı kapsamında deneyimleyebilirler.