5 Soru & Cevap: BENJAMIN HUBERT

22 Ekim 2016

Tasarım Stüdyosu Layer’ın kurucusu Hubert, günlük hayatta göz ardı ettiğimiz detayları tasarım dilinde nasıl kutladığını, mutluluk anlarını ve ajansının ismini neden değiştirdiğini anlatıyor.

"Toplumsal olaylara anında tepki veren işleri her zaman ilham verici bulurum."


Bu yıl, Victoria & Albert Müzesi’nin bir odasını kaplayan, "Foil" adlı bir enstalasyonla Londra Tasarım Festivali’ne katıldınız. Fikir nasıl ortaya çıktı?

Braun firmasıyla ortaklaşa yaptığım tasarımlardan biriydi. Çoğu zaman, günlük hayatta kullandığımız objelerin arkasındaki mühendisliği es geçeriz, onları görmeyiz. Oysa derin bir sanat vardır hepsinin arkasında. Tıraş makinesi gibi genelde mekaniği görmezden gelinen bir objeyi anlamayı ve ruhunu bambaşka bir boyutta ve formda vermeyi hayal ettik. Duygusal deneyim öne çıkmalıydı. Öyle de oldu: Ziyaretçiler odaya girmeleriyle karşılarında yaklaşık 50 metre uzunluğunda, yüzeyi küçük aynalardan oluşan, suyun yüzeyi gibi hareket eden, hareket ettikçe odanın başka noktalarına farklı yansımalar gönderen bir enstalasyonla karşılaştı. Ezberi bozmak, bilinen algıyı kırmak adına çok heyecanlı bir deneyimdi.

2016’da en ilham verici bulduğunuz işler nelerdi?

Londra Tasarım Festivali’nden örnekler verebilirim. Brexit dalgasını festival kapsamında sergilenen işlerde görmek etkileyiciydi. Toplumsal olaylara anında tepki veren işleri her zaman ilham verici bulurum. Bazı mimari enstalasyonların etkinlik binalarına yansıtılması, şehrin sokaklarına yayılması da çok şıktı.

Yakın zamanda ajansınızın relansmanı gerçekleşti; kendi adınızı taşıyan ismi gitti, yeni adı “Layer” oldu. Bir tasarım ajansı sahibi neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyar?

Tasarım dediğin, ister dijital platformda sunulsun ister fiziksel olarak elle tutulsun, insan hakkında olmalı ve nasıl bir işlev sunduğu her şeyden daha çok önem taşımalı. Sektörün gittikçe bu fikirden uzaklaştığını ve tasarımdan çok belli başlı isimler etrafında dönmeye başladığını hissettim. Bu farkındalık, ajansın ismine de yansıdı. İsmimin yaptığım işin odak noktası olmasını hiçbir zaman istememiştim. “Layer” adı altında, anlamlı deneyimler sunmak ve kişisel imzalara değil, deneyimi eşsiz kılacak çalışmalara odaklanmak istiyoruz. 
Tasarımlarınız arasında sizi en mutlu ve tatmin eden hangisiydi?

Her proje kendine has eşsiz parçalardan oluşur ve içlerinden birini cımbızla çekip “İşte, beni en tatmin eden” demek, benim için kulağa pek doğru gelmiyor. “An”da olmak ve “an”ın tadını çıkarmak demek, "seni mutlu eden tasarım" anlayışını da değiştiriyor; her zaman o an üzerinde çalıştığınız iş, size asıl mutluluğu veren oluyor. Benim için mutluluk ve keyif, her zaman işin arkasındaki enerjiden gelir ve o enerjiye göre değişir.

Yeryüzündeki herhangi bir yeri, objeyi, binayı yıkıp yeniden tasarlama şansınız olsaydı, bu ne olurdu?

Büyük ihtimalle, genel anlamıyla “hükümet” kavramını... Alınan en ufak bir kararın bile milyonlarca insanın hayatını etkilediği bir kavramdan bahsediyoruz. Ne yazık ki toplumdan sızan çok hafif bir ışık eşliğinde alınıyor bu kararlar. “Hükümet” fikri yeniden tasarlanmalı, sivillerle temas edebileceği farklı bir forma sokulmalı. Tüm dünyanın şiddetle ihtiyaç duyduğu tasarımsal değişiklik aslında bu.

Layer'ın hakkında bilgiye ve tasarım projelerine buradan ulaşabilirsiniz.