Adadaki Avrupa

28 Aralık 2018

İtalya, Fransa ve İspanya’nın lezzetleri Londra’da birkaç sokak mesafe arayla bir araya geliyor. The The Blue Posts, Evelyn's Table ve Serge et le Phoque ile tanışın.

"Serge et le Phoque'deki yemekler, restoranın baş şefi ve aynı zamanda da ortağı olan Frédéric Peneau’nun eklektik menüsünden oluşuyor."

The Blue Posts, Palomar’ın iki kapı ötesinde Rupert Sokağı’nda yer alıyor. Minik köşe pub'ı müthiş şarapları ve kokteylleri tadabildiğiniz küçük bir mücevher gibi. Menüsü ise içkileri gibi eşit derecede cazip. Öğle yemeği ziyaretinizde bar menüsündeki mükemmel biftek tartarı ve kızarmış deniz mahsullerini ya da tartar sosla doldurulmuş ince börekleri tadabilirsiniz.

The Blue Posts

Ne istediği konusunda son derece net olan gurmeler içinse en büyük cazibeye sahip olan Evelyn's Table. Restorandaki açık mutfakta gözlerinizin önünde akşam yemeğine dönüşen gastro-koreografinin menüsü, İtalyan esintili ve deniz ürünleri bakımından zengin. Marine edilmiş sezon balıkları, kişniş yağı ve avokado püresi damlalarından oluşan müthiş bir domates salatası, ince ve yumuşak, pembe dana eti ve yağda kızartılmış kapari dilimleriyle vitello tonnato, pecorino ile birlikte yapılan bir tür spagetti olan cacio e pepe tabağı ve taze bir kefal alabilirsiniz. Restoran bir sır olmanın artık çok ötesinde, o yüzden mutlaka rezervasyon yaptırın.  

Serge et le Phoque

Caddenin hemen karşısında, Newman Caddesi üzerinde, Evelyn's Table’a 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde,  Mandrake Otel’in avlusunda bir başka gastronomi tapınağı var. Serge et le Phoque'deki yemekler, restoranın baş şefi ve aynı zamanda da ortağı olan Frédéric Peneau’nun eklektik menüsünden oluşuyor. Fransız, İspanyol ve İtalyan etkilerini nefes kesici becerisi ve otoritesiyle birleştiriyor. Çıtır kalamar, ahududulu tatlı ve domatesli tostta cecina, taze yengeç, tarhun ve domatesli salatası özellikle tavsiye ediliyor.