Adrián Villar Rojas, Hybrid Heykellere Ziyafet Veriyor

21 Nisan 2017

İnsan kültürünün geçiciliğine ilişkin varoluşsal konuları sorgulayan sanatçı, yaz boyunca sergilenecek olan enstalasyonuyla Metropolitan Müzesi’nde

“37 yaşındaki Villar Rojas, her sene gerçekleşen etkinliğin şu ana dek seçilmiş en genç sanatçısı.”

Mekanları dönüştürdüğü yerleştirmeleriyle insan kültürünün geçiciliğine ilişkin varoluşsal konuları sorgulayan Arjantinli çağdaş sanatçı Adrián Villar Rojas, bu kez The Metropolitan Museum of Art’ın Iris and B. Gerald Cantor Roof Garden’ında gerçekleşen dış mekan etkinliğini yarattı. 37 yaşındaki sanatçı, her sene gerçekleşen etkinliğin şu ana dek seçilmiş en genç ismi olarak anılıyor. Villar Rojas’ın yaz boyunca sergilenecek olan enstalasyonu müze koleksiyonundan yaklaşık 100 parçanın dijital olarak taranmasıyla ortaya çıkmış. “The Theater of Disappearance” isimli enstalasyon, 16 adet siyah-beyaz heykelden oluşuyor.


İşaret tabelalarından bardaki menüye kadar çatı katındaki alanda bulunan her şeyi serginin konseptine uyarlayan sanatçı, The Met’teki “tozlanmış” bütün alçıdan heykelleri 3D scanning ve gelişmiş görüntüleme teknikleriyle tekrar hayata döndürerek ortaya hybrid bir iş çıkarmış. Ayrıca aylar boyunca her türlü hava koşuluna karşı heykellerin bozulmaması için de özel bir boya kullanılmış. The Met’in 17 departmanından seçilen objelerin yanı sıra, sergiyi hybrid’leştiren başka bir özellik de müze çalışanları ve ailelerinin de insan figürü olarak alana yerleştirilmek üzere taranması. Tabii ki Adrián Villar Rojas da sergiye kendinden bir parça eklemiş: “Rock’n roll” işareti yaptığı eli, heykellerden bir tanesinin üstünde protest bir biçimde ziyaretçileri selamlıyor.


Villar Rojas, müzedeki eserleri o kadar manipüle ediyor ki, The Met koleksiyonunu ezbere bilmiyorsanız, hangisinin ne olduğunu ayırt etmek neredeyse imkansız. Mesela müzenin en ünlü parçalarından biri olan Eski Mısır’a ait “Fragment of a Queen’s Face” gerçek boyutlarından çok daha büyük olarak yeniden yaratılmış. Tarihin farklı dönemlerinin birbirine karıştığı sergide ziyaretçiler diledikleri gibi heykellerin arasında dolaşabiliyor, hatta onların ziyafetine ortak olabiliyor. Central Park’ın etkileyici manzarası karşısında kokteyllerini yudumlayan ziyaretçiler, bir süreliğine de olsa enstalasyonun bir parçası haline geliyor. Donmuş bir sürreal yemek partisi hissini veren sergideki çatal-bıçak gibi en küçük objeler bile Antik Roma ve Yunan’dan, Afrika Sanatı’na kadar The Met’te bulunan çeşitli koleksiyonlardan alınmış.


Amacı müzenin ideolojik tutumu ile sahip olduğu geniş koleksiyonu sergileme biçimini sorgulamak olan Villar Rojas için The Met’in mimari ve tasarım küratörü Beatrice Galilee şöyle diyor: “Adrián Villar Rojas, bugüne kadar hiçbir sanatçının yapamadığı şekilde bütün müzeyi ve çalışanlarını gerçek anlamda etkinleştirdi.”    


Bu çarpıcı sergiyi merak edenler için Adrián Villar Rojas’ın enstalasyonu The Metropolitan Museum of Art, Iris and B. Gerald Cantor Roof Garden, New York’ta 14 Nisan’dan 29 Ekim’e kadar devam edecek.