AHMET ÖĞÜT’ün yeni kişisel sergisi Dirimart’ta açıldı

07 Eylül 2021

Sanatçının büyük çaplı kişisel sergisi, bireysel hikâyelerin eşliğinde, izleyicilerin İstanbul’un yakın geçmişiyle ilintili kendi anılarını harekete geçirecek yerleştirmeleri bir araya getiriyor.

Öğüt’ün sanat pratiği, her defasında yeni bir fikrin peşinden koşmaktansa, hayata dair uzun soluklu olanların yaratısına odaklanır. İşlerinin özü, gündelik hayatın sanat kanalıyla yeniden yorumlanması üzerine kuruludur. Performans, desen, video, yerleştirme, mekânsal müdahale gibi mecralar kullanan sanatçının işleri süregiden mücadelelerin altını çizer, bizi sanatçının zamanımıza dair özgün kavrayışları ile buluşturur: izleyici günümüzün sorunlarını yeni bir perspektifle ele almaya davet edilir. It can and has been sergisiyle Öğüt, bir kez daha toplumumuzun yapısal çelişkilerini ele almanın ve onları eleştirmenin ötesine geçiyor. İzleyicilerin de birer performansçıya dönüştüğü, İstanbulluların kolektif olarak deneyimlediği yakın tarihli olaylara dair hatıralarının tetiklendiği bir karşılaşma sahnesi kuruyor.


It can and has been, ziyaretçilerin aşina olduğu sergilerden farklı bir deneyim sunuyor: girişte başlarına bazı şaşırtıcı şeyler geleceği konusunda bilgilendirilir, rızaları alındıktan sonra serginin aktif bir katılımcısına dönüşerek içeri girerler. Girişte onları şehirlerarası bir otobüs karşılar. Türkiye’nin bir ucundan diğerine yirmi dört saati aşan yolculuklar yapmış bu büyük otobüs, içerisinde beklenmedik bir kurguyla ziyaretçileri karşılar: onları mesafenin katedilmediği bir yolculuğa davet eder. Daha sonra katılımcılar, normal akışın aksine iç mekânı terk edip bahçe girişinden sergiye ikinci kez girmeye yönlendirilirler.


Galerinin heykel bahçesine yerleştirilmiş olan Kurumları İşgal Eden Canlılar serisinden heykeller, insanların ötekini dışlamak için ürettiği sayısız mimari yapıya karşın, canlıların ve kültür mekânlarının eşzamanlı var olma yollarına gönderme yapar. Sergiye arka kapıdan yapılan ikinci girişte izleyiciyi alıntılar karşılar.


Daha sonra sanatçının dört farklı serisini bir araya getiren bir odaya girilir. Fantezilerdeki Fantastik Fiziksel Dünya, dünyanın farklı yerlerinde vuku bulan, gerçekdışı görünen bazı ironik olayların görselleştirildiği desenlerden oluşur. Olay örgüsünün kısa bir açıklamayla verildiği, ülke sınırlarının geçilmesi prosedürlerinin çevresinden dolaşma hikâyeleriyle, farklı coğrafyaların birbirleriyle bağlantı kurdukları bir düzleme geçildiğine tanıklık ederiz. Postadan devşirme malzemelerle oluşturulmuş Muhtemelen Özüretilmiş Posta Sanatı Arşivi işleri, sanatçının Türkiye, Malta ve Malezya’dan topladığı zarf ve pullardan oluşur. Genesis Breyer P-Orridge, Lee Lozano, Mierle Laderman Ukeles, On Kawara, Anna Banana, Luc Fierens, Hans Ruedi Fricker’in ürettikleri ve Sol LeWitt’in Eva Hesse’ye postaladığı mail art işlerine gönderme yapar. İşçinin Sıradan Bir Günü başlıklı video, Zeplin üretimi için 1938’de Berlin yakınlarında kurulan, günümüzde tropik iklimin deneyimlendiği bir eğlence parkına dönüştürülmüş bir hangarda çalışan sıcak hava balonu görünümlü helyum balon operatörünün günlük koreografisini belgeler. Kayıt Tarihi: Temmuz 95 başlıklı kolaj serisi ise, Temmuz 1995’te Güney Kore, Fransa, Rusya, Almanya ve Japonya’da Reuters Haber Ajansı tarafından haberleştirilmiş olaylarla sanatçının seyahatlerinden kişisel fotoğraflarının kesişimidir. Farklı tekniklerle yorumlanıp yeni bağlamlara oturtulan tüm bu mikro hikâyeler yerçekimsizlik hissi veren bir odada toplanmıştır.


Ardından, taşlardan oluşan zemin üzerinden geçen katılımcılar bir sürprizle karşılaşır: girişte onları karşılamış olan otobüsün dış yüzeyi çıkar karşılarına. İç mekânla sokağı birleştiren bu müdahalenin içinde dolaşırken, otobüsün bir yüzünde seyahat şirketlerinin gözüyle seçilmiş tarihi yapıları, öteki yüzünde on dokuzuncu yüzyıl estetiğiyle dekore edilmiş bir otel odasının canlandırmasını görürler. Katılımcı rezervasyon yaparak otelin sunduğu hizmetlerden faydalanabilir.


İstanbul’un sürekli müdahalelerle “modernleştirilen” bir diğer kamusal alanı da sinema salonlarıdır. Sanatçının yakın tarihli deneme film türünde videoları, sinemaların eski oturma düzeniyle kurgulanan bir mekânda gösterilir. Çağdaş sanatçıların evle ilgili ikonikleşmiş işlerinden kesitlerin gösterildiği Evde Üretilmiş Yapıtlar ve çağdaş sanatın yanı sıra müzik de yapan çağdaş sanatçıların konu alındığı Sanatçılar Müzik Yapınca izleyiciyle buluşur.


Ahmet Öğüt’ün pratiğini bir bütün olarak çağımızın sanat kavrayışlarının belirli nitelikleriyle tarif etmek kolay değildir. Yine de onun yapıtlarını neredeyse her zaman bir araya getiren şey mizahtır. Sanatçının sıkça başvurduğu bu araç, insanların gündelik hayatın akışında genellikle görmezden geldikleri gerçeklerle yüzleşmelerini sağlar. Çeşitli diyaloglara önayak olan Ahmet Öğüt’ün sergisinden çıkarken zihnimizde şu düşünce asılı kalacak: Türlü tuhaflıklar canlılara olabilir, zaten hep olagelmiştir.