Apres-ski Modası: Zahmetsiz Şıklık

20 Ocak 2021

1960’lı yıllarda yeni bir anlam kazanan apres-ski görünümleri, kayak sırasında ve sonrasında giyilen kıyafetler olmaktan çıkarak kendine has bir moda akımına dönüştü. Apres-ski’nin önde gelen ilham kaynakları arasında ise kraliyet ailesi üyelerinin stilleri ve Hollywood filmleri yer alıyor.



Monako Prensesi Grace Kelly’nin 1959 yılında İsviçre’nin Gstaad köyünde ailesiyle çıktığı tatilin fotoğrafları bu yeni moda akımının habercisi olmuştu. Dar pantolonu üzerine bol v-yakalı kazak giyen Kelly; tarz sahibi olmayı, rahatlık ve konfor ile birleştirmişti. Kombinini  fular, şapka ve gözlük detaylarıyla tamamlayarak zahmetsiz bir şıklığa ulaşan Grace Kelly apres-ski modası için hala önemli bir ilham kaynağı. 


Yıllar sonra başka bir sevilen prenses de apres-ski moda akımının önde gelen isimlerinden biri olarak anılmaya başladı.  Avusturya’daki kayak tatilinde giydiği şişme kırmızı tulum ile dikkatleri üzerine çeken Prenses Diana, zahmetsiz şıklığı yakalamıştı.


1969 yılında çıkan Downhill Racer (Büyük Şampiyon) filminde de gözlemlediğimiz bu görünümü, baş karakter Chappellet (Robert Redford), genelde resmi gözüken bir ikili olan gömlek ve kazak kombinini, kazağının bolluğu ve gömlek yakalarının düzgün olmaması ile salaş bir hale getirmişti. Böylece gömleğin ciddi formunu bozarak zahmetsiz bir görünüm elde etmişti. Bu kombinini şık yapan kilit parça ise üzerine giydiği apres-ski ruhunu yakalayan içi kürklü dışı açık kahverengi süet ceketiydi. 


Charade (Öldüren Şüphe) filminde Regina Lampert’ın (Audrey Hepburn) giydiği kahverengi tulum da apres-ski modasının ikonik örneklerinden arasında yer alıyor. Lampert, kahverengi tulumun dar şapkasının üzerine bir de siyah kürk şapka takmış ve şapkasıyla uyumlu olarak yine kürk olan siyah bir kazak giymişti. Büyük gözlüklerle görünümünü tamamlayan Lampert çabasız bir görünümü yakalarken aynı zamanda zerafetinden ödün vermemişti.


Apres-ski modası ve Hollywood denildiğinde akla gelen isimlerden biri de şüphesiz James Bond. Çoğu filminde görebileceğimiz gibi, kötü adamları karlı dağlarda kovalarken hem James Bond hem de Bond kızları unutulmaz apres-ski görünümlerini seyirciye sunarlar. The Spy Who Loved Me (Beni Seven Casus) filminde James Bond (Roger Moore) kırmızı-sarı uyumuyla dikkatleri üzerine çeker. Botları, sırt çantası ve şapkası aynı kırmızı tonundayken dar kesimli sarı tulumunu ise gözlükleri ile uyumludur. Düz renk tulumunu seçtiği aksesuarlarla öne çıkaran Bond, apres-ski kombinlerinde adeta aksesuarın önemini hatırlatıyor.


Bond serisinin For Your Eyes Only (Yalnız Senin Gözlerin İçin) filminde ise Bond kızı Bibi (Lynn-Holly Johnson) dar kesim bir kayak tulumu giyerken görüyoruz. Kırmızı tulumunun fermuarını sonuna kadar çekmeyerek içine giydiği beyaz, boğazlı kazağı göstererek. tulumun üzerindeki beyaz renkli işleme detaylar da daha çarpıcı hale bürünüyor. Tüylü kulaklıkları ve siyah fuları da seyircinin dikkatini çekerken kombinin asıl odak noktasını unutmamak gerek: siyah bir kovboy şapkası. Apres-ski modasında çok karşılaşılmayan kovboy şapkasını kıyafetiyle uyumlu hale getirmesi Bibi’nin bu kombini unutulmaz apres-ski örneklerinden biri olarak hafızalara kazınmıştı.