Baş Döndürücü Bir Zenginlik: Venedik

24 Ocak 2019

Charles Dickens, “Venedik’le ilgili okuduğunuz hiçbir şey, şehirdeki muhteşem ve etkileyici gerçeğe eşdeğer değildir” demiş. Saffet Emre Tonguç, adeta yazarı doğruluyor...

"San Marco Meydanı’nda 96 metre yüksekliğinde bir çan kulesi bulunuyor. Açık havalarda kulenin tepesinden Hırvatistan’ı, hatta Alp Dağları’nı bile görmek mümkün."

Venedik, tarihi ve mimari sayısız değerle dolu. Onun güzelliği sadece saraylarıyla bile baş döndürüyor; şehirde bazıları 14. yüzyıldan kalma 200’e yakın saray var. Her defasında keşfedecek bir şeyler sunacak zenginlikteki bu kentte, yönünüzü bulmakta zorlanabilirsiniz ama korkmadan kaybolabilirsiniz!

San Marco Bazilikası

Venedikliler, 9’uncu yüzyılda şehrin azizi olan Marco’nun kemiklerini İskenderiye’den getirtmişler ve en büyük meydanlarına onun adını vermişler. San Marco Meydanı’nda 96 metre yüksekliğinde bir çan kulesi bulunuyor. Açık havalarda kulenin tepesinden Hırvatistan’ı, hatta Alp Dağları’nı bile görmek mümkün. Aziz Marco’ya geri dönelim... Dört İncil yazarından biri olan azizin kemikleri, önünde hep uzun kuyruklar olan San Marco Bazilikası’nda muhafaza ediliyor şimdi. 13’üncü yüzyıl Bizans ve 16’ıncı yüzyıl Rönesans mozaiklerinin güzel örnekleriyle dolu olan kilisenin üzerinde, 1204 yılındaki Haçlı yağması esnasında İstanbul’daki At Meydanı’ndan getirilen dört bronz atın kopyalarını da görebiliyorsunuz.

Palazzo Ducale

Palazzo Ducale adı verilen Dükler Sarayı ise, inanılmaz sanat eserleriyle dolu. Dükaların taç giyme törenlerinin yapıldığı Devler Merdiveni’nde (Scala dei Giganti) Mars ve Neptün isimli tanrıların heykelleri var. Dükaların yaşadığı bölümdeki odalar tahta oymalar, altın varaklar ve yağlıboya eserlerle süslenmiş. Dükalardan biri olan Henricus Dandolo 4’üncü Haçlı Seferi sırasında İstanbul’u ele geçirmiş. Mezarı nerede dersiniz? Ayasofya’nın ikinci katında!

Santa Maria della Salute

Santa Maria della Salute
isimli barok kilisede ise, Tintoretto’nun Hz. İsa’nın ilk mucizesini resmettiği ‘Kana Düğünü’ isimli eserini görebilirsiniz. Venier dei Leoni Sarayı’nda yer alan Peggy Guggenheim Müzesi’nde ise Dali, Kandinsky, Picasso ve Klee gibi önemli sanatçıların eserleri bulunuyor. Kronolojik bir sıralamayla Venedik sanatının 500 yıllık öyküsünü barındıran Gallerie dell’Accademia, dünyanın en büyük Venedik sanatı koleksiyonuna sahip.

“Peki Venedik’te nerede kalınır?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim... Hemen cevap veriyorum: 12’inci yüzyıldan kalma bir manastırda yer alan San Clemente Palace Kempinski, unutulmaz bir konaklama deneyimi yaşatıyor. Clemente Adası’nda yer alan otelin tekneleriyle San Marco Meydanı’na ulaşmak 10 dakika. Yani hem Venedik’in turist kalabalığından uzakta dinlenebilir hem de dilediğiniz zaman şehri keşfe çıkabilirsiniz. Aynı şekilde Hotel Cipriani & Palazzo Vendramin Venedik’teki lüks otel seçeneklerinden. Tasarım harikası ve sıra dışı bir öneride bulunmama gerekirse, lobiye gondolla girdiğiniz tasarım harikası otel IQ’s Charming House derim. Saraylar şehrinde olduğunu hissetmek isteyenler içinse, 14’üncü yüzyıldan kalma bir sarayda yer alan Hotel Danieli, 15’inci yüzyıl sarayı La Residenza ve 16'ıncı yüzyıldan yadigâr bir sarayda yer alan Ca’Pisani diğer lüks alternatifler.