Bir Hikâye Anlatıcısı Olarak Ara Güler

20 Kasım 2018

Ara Güler, arkasında sayısız fotoğrafın, belgenin, eşyanın ve hatıranın olduğu bir miras bıraktı. 90 yaşında hayata gözlerini yuman foto muhabir üzerine Emre Erbirer yazdı.

"Siyah-beyaz, yüzünden yaşanmışlık ve yorgunluk okunan bir adam mıdır Ara Güler? Yoksa bembeyaz dişleri ile kocaman gülen bir çocuk mudur? Hayatın tüm engellerini aşabilecek dişli bir kadın mıdır? Yoksa binlerce yıldır her şeye direnen bir sütun mudur? Herkesin zihnindeki Ara Güler görüntüsü başkadır."

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Ara Güler, arkasında sayısız fotoğrafın, belgenin, eşyanın ve hatıranın olduğu bir miras bıraktı. 90 yaşında hayata gözlerini yuman foto muhabiri, fotoğrafçı, sanatçı, gazeteci ve yazar Ara Güler, içinde bulunduğu uzun bir dönemin görsel hafızasının kayıtlar altına alınmasını sağlarken, bir yandan da farklı dönemlerin tanıklıklarını eşsiz bir arşiv ile bir araya getirerek içinde bulunduğumuz dönemin ve tabii ki ülkenin sosyal, ekonomik ve politik olarak farklı şekillerde okunmasına hizmet etti.

Galata Köprüsü’ndeki balıkçılardan İstanbul’un pek de keşfedilmemiş sokaklarındaki top oynayan çocuklara, Anadolu’daki tarihi mirasın büyüleyici görüntülerinden Salvador Dali’nin benzersiz portresine... Herkesin aklına kazınan, kalbine dokunan ve belki de ona ilham veren bir Ara Güler fotoğrafı vardır. Siyah-beyaz, yüzünden yaşanmışlık ve yorgunluk okunan bir adam mıdır Ara Güler? Yoksa bembeyaz dişleri ile kocaman gülen bir çocuk mudur? Hayatın tüm engellerini aşabilecek dişli bir kadın mıdır? Yoksa binlerce yıldır her şeye direnen bir sütun mudur? Herkesin zihnindeki Ara Güler görüntüsü başkadır.

Güler’in 2016 yılında Doğuş Grubu tarafından alınan kişisel arşivi, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi ve geçtiğimiz Ağustos ayında, Ara Güler’in doğum gününde açılan Ara Güler Müzesi ile kamuyla buluştu. Ara Güler’in arşivi ve kamuyla buluşması, iki ayaklı bir çalışma ile hayata geçti. Çalışmanın ilk ayağı, bomontiada’da dünya standartlarında ve titiz bir şekilde oluşturulan Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi. Doğuş Grubu Sanat Danışmanı Çağla Saraç öncülüğünde, geçtiğimiz iki yılda çalışmalarını sürdüren arşiv ekibi, Ara Güler’in yüzbinlerce eserinin tasnif, envanter, koruma, sayısallaştırma ve indeksleme işlemlerini yürütüyor. Arşiv koleksiyonlarının önümüzdeki dönemde bir portal üzerinden fotoğraf meraklıları ve araştırmacılara açık hâle getirilmesi de hedefleniyor. Bu sayede Ara Güler’in arşivinin farklı projelere, akademik çalışmalara ve yeni sergilere yol açması hedefleniyor. Dünyanın büyük müzelerinin ve araştırma merkezlerinin arşivlerini dijitalleştirdiği, kamuya açtığı ve erişilebilir kıldığı bir yüzyılda, üretken bir sanatçının arşivinin de kapalı kapılar ardında kalması çok üzücü olurdu. İşte bu nedenle Ara Güler Arşivi önemli bir kaynak niteliğinde, ve onun dijitalleştirilmesi büyük önem taşıyor.

Sürecin ikinci ayağı ise, bomontiada’da ALT olarak hizmet veren mekânın 4 odasının mekânsal dönüşümü ile hayata geçirilen Ara Güler Müzesi. Ara Güler’in çok yönlü sanatçı kimliğini ve ilham veren yaşamını gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulan müze, aynı zamanda Türkiye’nin ilk fotoğraf sanatçısı müzesi olma özelliğini taşıyor. Ara Güler Müzesi’nin açılış sergisi “Islık Çalan Adam” başlığını taşıyor. Sergi, sanatçının arşivinden seçilen fotoğraf, hikâye, video ve maket kitaplardan oluşuyor. Kamuyla ilk defa buluşan birçok materyal, iki yıllık bir dökümantasyon ve detaylı bir inceleme sonucunda seçilmiş. “Islık Çalan Adam” sergisi, tarihsel bağlamı ışığında biyografik öğeleri takip etmesiyle birlikte, Ara Güler'in görsel hikayeciliğini farklı alanlardaki üretimleri üzerinden yeniden okumaya da davet ediyor. Sergi; aynı zamanda, 20. yüzyılın ikinci yarısında özellikle İstanbul ve Türkiye coğrafyasından fotoğraflarıyla uluslararası medyada görünürlük kazanan sanatçının kent tarihine ve bu coğrafyaya ait bireysel ve toplumsal hafızayı şekillendiren dönemlere ait kayıtların nasıl anlamlandırıldığına yoğunlaşıyor. Serginin en önemli özelliği, Ara Güler’i tek bir açıdan ve çoğunluğun bildiği “fotoğrafçı” kimliğiyle ele almak yerine, sanatçıyı üreten, yazan, kaydeden ve aktaran bir hikâye anlatıcısı olarak konumlandırması. Sergi, bu konumlandırma ile aynı zamanda Ara Güler'in dünyasını tüm bu materyaller ve süreçler ile bir arada okumak gerektiğinin önemini de vurguluyor. bomontiada’da açılan Ara Güler Müzesi, sanatçının arşivi üzerinden farklı okumalara ve dönemsel sergilere ev sahipliği yapmayı hedeflerken, düzenlediği panel, söyleşi ve film gösterimleri ile fotoğraf sanatının ve Ara Güler’in arşivinin farklı açılardan değerlendirilmesini ve yeni projelere, buluşmalara ve etkileşimlere olanak sağlamasını sağlayacak.

Sürecin ikinci ayağı ise Ara Güler’in doğduğu, büyüdüğü ve aynı zamanda bir dönem çalışma alanı olarak da kullandığı Beyoğlu’ndaki binanın, önümüzdeki yıllarda uluslararası niteliğe sahip bir fotoğraf müzesine dönüştürülmesi ile tamamlanacak. Müzede Ara Güler’in kişisel kitapları, notları, hatıra eşyaları, ödülleri, afişleri, maskları, eşyaları ve koleksiyonları sergilenecek. Bu sayede Ara Güler’in kişisel arşivi ve çalışmaları, hem bir retrospektif ve kişisel arşiv niteliği ile kamu ile buluşurken, bir yandan da arşivden çıkarılacak eserler ve belgeler ile dönemsel sergiler ve projeler geliştirilebilecek.

Ara Güler, kuşkusuz birçok açıdan fotoğraf başta olmak üzere kültür alanında çok geniş bir birikim ve arşiv anlamına geliyor. Kendisine “sanatçı” ve “fotoğrafçı” tanımlamalarını yakıştırmayan Güler’in fotoğraftan yazıya, çizimlerden videolara, kişisel belgelerden mektuplara, kitaplardan filmlere varan geniş arşivi, bu noktada birçok disiplinin bir araya geldiği bir ortam sunuyor. Kurulan iki müzenin de, tam da bu noktada arşivden yola çıkarak fotoğraf başta olmak üzere birçok disiplini bir araya getiren güncel bir üretim merkezi olması daha da önem kazanıyor.