Bir Sanat Tutkunu: Peggy Guggenheim

20 Ocak 2021

Peggy Guggenheim’ı anlatırken ondan sadece bir sanat koleksiyoneri olarak bahsetmek, sanata olan katkılarını düşündüğümüzde oldukça yetersiz kalacaktır. Belki de onu en iyi anlatacak tabiri yine bize kendisi söylüyor: “sanat tutkunu.”

Guggenheim, 26 Ağustos 1898’de New York’ta zengin bir aileye doğmuştu. Henüz 14 yaşındayken babası Benjamin Guggenheim’ı Titanic kazası yüzünden kaybetmiş ve 21 yaşında 2,5 milyon dolarlık (günümüzde 37 milyon dolara yakın) bir mirasın sahibi olmuştu. Bu dönemde iletişimde olduğu kişilerin Avrupa sanatına duyduğu yoğun ilgiden de etkilenen Guggenheim, 23 yaşında Fransa’ya gitmek için yola çıkar. Fransa’da Marcel Duchamp, Jean Cocteau gibi isimlerle tanışmanın yanı sıra onlar sayesinde modern ve avangard sanat dünyasına da giriş yapmıştır. 


Peggy Guggenheim Palazzo Venier dei Leoni’deki kütüphanenin önünde, 1960’lar.

1938 yılında Londra’daki ilk galerisi olan Guggenheim Jeune’ü açan Peggy Guggenheim, aynı dönemde ciddi bir şekilde sanat eserleri de toplamaya başlamıştır. Toplam 40 bin dolar yatırımla elde ettiği bu eserlerin çoğu sürrealizm, avangard veya soyut dışavurumculuk gibi modern akımların ürünleridir. Guggenheim, koleksiyonunu oluştururken her gün bir tablo satın aldığı bir düzen oluşturmuştur. 


Peggy Guggenheim Paris’te, 1940, Fotoğraf: Rogi André

Özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında sanat eseri sahipleri ellerindeki eserleri satmak istemiş fakat alıcı sayısı azalmıştır. Bu yüzden 1939’a gelindiğinde Guggenheim’ın koleksiyonunda başka eserlerin yanı sıra 10 adet Picasso, 40 tane Ernst, sekiz adet Miró, dört tane Magritte ve üçer adet Man Ray ve Dalí eseri sayabiliriz. O dönemde Fransa’da bulunan Guggenheim, koleksiyonunu Nazi işgalinden koruması için Louvre Müzesi’ne başvurmuş fakat reddedilmiştir. Bunun üzerine bütün koleksiyonunu New York’a ‘ev eşyası’ olarak kargolamıştır. 



Peggy Guggenheim ve Jackson Pollock Mural (1943) önünde, New York, 1946.

Savaş zamanı Avrupa’dan gizlice New York’a getirdiği tek şey sanat eserleri değildir. Pek çok sanatçı arkadaşının da Avrupa’dan kaçışına yardımcı olmuştur. Üstelik bu deneyimli Avrupalı sanatçıları, genç Amerikalı sanatçılarla buluşturarak Amerika’daki sanat dünyasına da yol vermiştir. Genç sanatçıları her zaman destekleyen Guggenheim, insanların riskli bir yatırım olarak görüp eserlerini satın almadığı sanatçıları himayesi altına almıştır. İlerleyen yıllarda isminden çok bahsettirecek soyut dışavurumcu ressam Jackson Pollock’un kariyerinin hızlı başlamasını da Guggenheim sağlamıştır. Guggenheim’ın siparişi üzerine yaptığı Mural (1943) eseri sayesinde Pollock, sanat dünyasındaki önemli kişiler tarafından ciddi avangard sanatçılar arasında görülmeye başlamıştır. 



Peggy Guggenheim, Venedik, 1968, Fotoğraf:Tony Vaccaro / Tony Vaccaro Archives.

1947 yılında Guggenheim, daha önce ziyaret ettiği ve hakkında “...güzelliğiyle yarışabilecek bir şey varsa, bu sadece gün batımında Büyük Kanal’a yansıyan aksıdır”, dediği Venedik’e taşınmıştır. Burada taşındığı bina, Palazzo Venier dei Leoni yapımı yarım kalmış bir binadır. Orijinal plandaki beş katın dördü tamamlanamadığı için sadece tek katlıdır. Guggenheim, 1951 yılında burayı bir müzeye dönüştürüp koleksiyonunu halkın ziyaretine açmıştır. Müze, Guggenheim’ın 1979’daki ölümüne kadar sanatseverler tarafından ücretsiz olarak ziyaret edilmiştir.