Christian Louboutin Çocukluğuna iniyor

11 Mart 2019

Ayakkabı tasarımcısı Christian Louboutin, Paris’in doğusunda yetişen bir çocukken Art Deco tarzı bir bina olan Palais de la Porte Doree, ona saatler süren bir uzaklıktaydı.

1931 tarihli Paris Sömürge Sergisi için Albert Laprade tarafından tasarlanan müzede, biri Afrika’ya diğeri Asya’ya adanmış olan iki adet oval oda bulunuyordu.


Girişin yanında ise kadınlar için bir adet uyarı tabelası bulunuyordu, tabelanın üzerinde kırmızı topuklu bir ayakkabı vardı ve üzeri çizilmişti, altında ise şöyle yazıyordu ; ¨ Topuklu ile girmek yasaktır¨. Louboutin resmin önüne geçti ve benzer bir ayakkabı çizmeye başladı fakat o sırada ne kendisi ne de çevresindekiler yeni bir efsanenin doğuşuna tanıklık ettiklerinin farkında değillerdi.






Yaklaşık 18 ay önce Louboutin bu olayı Fransa’nın televizyon programı yapımcısı olan Stephane Bern’e anlattı ve ekledi; ¨ Bu müzenin restore edilmesi gerekiyor ¨.  


Müzenin direktörü Helene Orain’e büyük bir tadilat yapmak istediğini söyleyen Louboutin’in bu fikri Orain tarafından oldukça olumlu karşılandı. Müzenin içindeki freskler, parkeler, mozaik zeminler büyük bir titizlik ile temizlendi ve eşyalar aslına hiçbir şekilde zarar verilmeden restore edildi.


Afrika’daki beyaz borulu tütün derisi ve abanoz koltukları, Art Deco ustası Emile-Jacques Ruhlmann tarafından tasarlandı. Asya odasının Gabon palmiye ağacından ve bronzdan yapılmış dört konsollu masası ise ahşap ustası Eugene Printz’e ait.


Bina aynı zamanda sömürgecilik hikayesini anlatmaya da devam ediyor, sömürgeleştirmenin neyle ilgili olduğunu tasvir ediyor; güzellik ve arzu- ötekinin arzusu ve ötekinin egemenliği…




Louboutin, müzenin ‘çeşitliliği onurlandırdığını ve kutsadığını’ hissettirdiğini söylemişti. Ayrıca köpekbalıklarının dişleri gibi küçük altın piramit sıralarından oluşan demir ön kapının parlatılması da dahil olmak üzere yapılan yenileme çalışmaları sırasında da dış görünüşe dikkat çekildi.


Louboution bunun henüz 18 yaşındayken Jean Prouve tarafından yaratıldığını söyledi. İnanılmaz mı? Hayır. Çünkü kendisi bu süreçten sonra orta çağın tasarım devlerinden biri olmaya devam etti ve günümüz tasarımcılarına da büyük bir ilham kaynağı oldu.