Çok Yaşa Debussy!

19 Nisan 2018

Ölümünün üzerinden 100 yıl geçmiş olsa da, Claude Debussy hala modern müziğin başlangıcı olarak anılmaya devam ediyor.

"Hala daha, hiçbir bestecinin, onun gibi geleneksel ve etnik tınıları modern bir şekilde klasik müziğe yansıtamadığı söylenir. Saint-Saëns ve Bizet gibi diğer bestecilerin eserlerinde egzotizm, dekoratif bir detay, bir kostüm gibi belirir. Debussy ise egzotizmi iliklerine kadar emer ve içine alır."

Piyano çalanlar bilir; bir tuşa bastığınızda, dokunduğunuz tuştan çok daha fazlası duyulur. Ve her bir telin titreşimi, o notanın etrafında bir alan oluşturur. Bundan 100 yıl önce hayatını kaybeden Claude Debussy, piyanonun tuşlarından çıkan dalgaları, aynı bu şekilde düşünüp, müzikal yaratıcılığını bu örgünün üzerine kuran çok önemli bir isim.

Ünlü besteci Pierre Boulez, Debussy’nin “Prélude à L’Après-midi d’un Faune” isimli orkestral parçasını, modern müziğin başlangıcı olarak nitelendirir. Ve 1903 yılında ortaya çıkardığı üç parçalı “Estampes”in ilk parçası olan “Pagodes” ile tamamen taze bir ses çalınır kulağımıza. Evet, Debussy 1889 yazında Paris’teki Exposition Universelle’de Endozenya'nın geleneksel sesi ‘gamelan’ müziğini duymuş, onun karmaşıklığını ve sofistikeliğini ön plana çıkararak, bu müziğe olan hayranlığını dile getirmiş ve kendi müziğini bu ilham doğrultusundan inşa etmiştir. Ama hala daha, hiçbir bestecinin, onun gibi geleneksel ve etnik tınıları modern bir şekilde klasik müziğe yansıtamadığı söylenir. Saint-Saëns ve Bizet gibi diğer bestecilerin eserlerinde egzotizm, dekoratif bir detay, bir kostüm gibi belirir. Debussy ise egzotizmi iliklerine kadar emer ve içine alır.

Igor Stravinsky onun için, “piyanistliğindeki ustalık ve müthiş yetenekleri, bir besteci olarak kimliğini yönetmiştir,” der. Debussy’nin piyanoda yeni sesleri keşfetmesinin aslında, ‘tuşların üzerindeki ellerin psikolojisi’ olduğu söylenir. Onu çalarken izleme onuruna nail olmuş şair Léon-Paul Fargue, piyanoyu çalmaya önce tuşları fırçalamayla, sonra ellerini kışkırtırcasına onların üzerinde gezdirerek ve devamında da adeta bir kadifenin içine ellerini batırması olarak piyano çalışını tasvir eder. Ve ekler, “Onun piyano çalışı, bir annenin çocuğuna olan tavrı gibi, piyano ile piyanonun bir şarkısını kendi aracılığı ile buluşturmasıdır.

“Minstrels” ve “Golliwog’s Cakewalk,” gibi besteleriyle zamanında popüler müziğe dokunmuş olsa da Debussy; Gershwin, Bill Evans, Keith Jarrett ve Fred Hersch gibi caz bestecilerine daha ‘ciddi’ işleriyle ilham kaynağı olmuştur. Bu ilham ortak bir doğaçlamadan değil, tekrar eden müzikal desenlerden, titreşimlerin renklerinden, notaların DNA’sından çıkardığı bestelerde kendini gösterir. Onun dehasını en iyi, kendi sözleri tanımlar aslında; “Müzik, notalar arasında kalan sessizliktir.”