DAVID BOWIE IS

08 Mart 2018

Sergide, efsanenin muazzam müzik kliplerinden, 1979 yılındaki Saturday Night Live da dahil olmak üzere, performans videolarının de yer aldığı, hareketli görüntüler de var.

"Bowie’nin çizimlerinin, el yazılarının yer aldığı parçalar da, bir efsaneye dokunmuş kadar olmak gibi, etkileyici bir iz bırakıyor insanda."

Aslında bu sergi için söylenebilecek ilk ve tek  şey şu: David Bowie bir efsaneydi ve her zaman da öyle kalacak. Eğer takıntı derecesinde büyük bir David Bowie hayranı değilseniz, en azından ona bir figür olarak çok saygı duyduğunuzu tahmin edebiliyoruz. Aynı saygıdan yola çıkarak Brooklyn Müzesi’nin hazırladığı muhteşem sergi ‘David Bowie Is’, sırf kendisi için kıtaya doğru bir uçak bileti alma isteği uyandırıyor insanda. Çok iyi kurgulanmış olan sergi, şu an hayatta olmayan -çünkü belki Mars’ta ya da başka bir gezegende olan- sanatçının tüm kariyerini gözler önüne sererken, asla boğucu bir nostaljiye kapılmanıza izin vermiyor. Her duyu için bir festival gibi olan ‘David Bowie Is’ özellikle David Bowie hayranı olan bir sergi ziyaretçisinin birden fazla ziyaret etmek isteyeceği bir yapıda kurgulanmış.

Bowie’nin bizzat kendisi, Londra’daki Victoria and Albert Museum’un küratörleri olan Victoria Broackes ve Geoffrey Marsh’a, geniş bir retrospektif sergi için, New York’ta gizli bir yerde olan arşivinin gözden geçirilmesine izin verdiğinde, şaşılacak bir şekilde, konuyla her zamanki titizliğinde ilgilenmemiş, arşivini ikilinin ellerine teslime etmişti. Fakat kafasında olan fikir şuydu: Gerçekleşecek olan serginin, 2013 yılında Londra’da V&A’de başlaması ve yaşadığı ve iki yıl önce hayatını kaybettiği şehir olan New York’ta kapanmasıydı. Bu arada sergi, 10 ayrı şehri dolaştı ve 1.8 milyon kişiye ulaştı.

Peki bu harika şovda neler var? Brooklyn Müzesi’nin sergi tasarımı yöneticisi Matthew Yokobosky’in seçkisiyle, 100’e yakını bu sergiye özel olan yaklaşık olarak 500 obje yer alıyor. Ve Yokobosky, serginin Brooklyn ayağında Amerika vurgusunun altını çok daha iyi çizmek istediği için, Bowie’nin ‘Young Americans’ ve canlı konser kaydı olan ‘Tower Theater’ albümlerini kaydettiği Philadelphia’yla ilgili de yeni bir bölüm yaratıyor. 1975 yılında John Lennon, Yoko Ono ve Roberta Flack ile takıldığı Grammy Ödüllerinde giydiği meşhur takımı, Broadway’de 1980’de sahnelenen The Elephant Man oyununun, çok hassas oldukları için turneye çıkamayan dekor parçaları da yer alıyor. Birçok parça gibi, serginin girişinde sizi karşılayan, ampullerle yazılmış olan büyük BOWIE yazısının da bir hikayesi var: Küratör Yokobosky, arşive girdiğinde üzerinde W yazan bir kutuya gözü çarpıyor. Ne olduğunu sorduğunda, kutunun içinde, Bowie’nin 2002 New York tur maratonundan kalan aynı ampuller olduğunu öğreniyor. 5 günde 5 konser salonunda verdiği konserlerde bu harfler her mekanda yerleştiriliyor. Turneden sonra hiç gün yüzüne çıkmayan ampulleri yeniden çalıştırmak ve doğru şekilde kurgulamak, Brooklyn müze ekibinin tam iki ayını alıyor.

Sergide yer alan kulaklıklar, içerideki parçalarla ilgili bir fikir sahibi olmanız ve arka plan hikayelerini öğrenebilmeniz için varlar. Tabii bunun dışında Bowie’nin efsanevi prodüktörü Tony Visconti’nin miksleri de, sergi boyunca size eşlik ediyor. Kulaklıkların en tüyler ürpertici kısmına gelince... Birçok Bowie çalınıyor kulağınıza: Ünlü olmadan öncesinde, ‘Uzun Saçlı Erkeklerin Toplumda Hor Görülmesini Önlemek’ isimli grubun sözcüsü olarak konuşan Bowie’den, çıktığı turneden bahseden Bowie’ye kadar, birçok farklı döneme ışık tutuyor.

Alexander McQueen, Hedi Slimane, Issey Miyake, Vivienne Westwood gibi moda dünyasının yıldız isimlerinden, Freddie Burretti and Kansai Yamamoto gibi Bowie’yle sürekli işbirliği yapan tasarımcılara kadar yaklaşık 60 kişinin sanatçı için özel olarak tasarladığı ‘sanat eserleri’, kişiye onu bedenen de hissetme fırsatını tanıdığı için, özellikle etkileyici.

Sergide, efsanenin muazzam müzik kliplerinden, 1979 yılındaki Saturday Night Live da dahil olmak üzere, performans videolarının de yer aldığı, hareketli görüntüler de var. Ayrıca Bowie’nin çizimlerinin, el yazılarının yer aldığı parçalar da, bir efsaneye dokunmuş kadar olmak gibi, etkileyici bir iz bırakıyor insanda.

Images with the permission of © Victoria and Albert Museum