Doğa Ana’ya övgü: Design Miami 2020 ardından

14 Aralık 2020

Bu yıl hem sanal ortamda hem de Design District’teki sergi alanında ziyaretçilerini ağırlayan Design Miami’nin odak noktası doğa oldu.


2005 yılından beri düzenlenen ve Art Basel Miami Beach’in kardeş sanat fuarı olarak adlandırılan Design Miami bu sene koronavirüs önlemleri altında, kişisel mesafe kuralları çerçevesinde gerçekleşti. Tasarımcıların eserleri ve enstalasyonları hem dijital ortamda hem de Miami’nin tarihi binası Moore Building’deki alanda sergilendi. Her ne kadar fuarın teması “America(s)” olarak açıklansa da eserlerin ortak noktası “doğa” oldu. Doğanın yüce gücüne ve insanlığın mütevazi köklerine övgü niteliğindeki eserler bu yıl Design Miami’nin merkezinde yer aldı.

 

Geçtiğimiz yıllara nazaran gösterişten uzak bir ortamda gerçekleşen Design Miami’ye yıllar sonra geri dönen Carpenters Workshop Gallery, yalın fakat zamanın ruhunu yakalayan parçaları ile fuarın öne çıkan sergi alanlarında birisi oldu. Stuart Haygarth tarafından tasarlanan “Island” (Ada) isimli lamba ve tasarımı the Campana Brothers’a ait “the Pirarucu Armchair” isimli koltuk, galerinin evlere getirmek istediği eğlence ve mutluluğu yansıtan parçalardı.

 

Tasarım dünyasının yetenekli ismi Virgil Abloh da Vitra ile olan işbirliğinin en yeni üç parçasını Design Miami’de görücüye çıkardı. Elsewhere’in sergi alanında yer alan parçaların içinden öne çıkan ise Jean Prouvé’un 1959 yılında tasarladığı “Antony” koltuğunun yeniden yorumlanması oldu. Abloh’un versiyonu pleksiglas malzemesi ve soğuk mavi rengi ile zamansız tasarıma modern bir dokunuş niteliğindeydi.

 

Rio de Janeiro merkezli Mercado Moderno’nun Design Miami’deki başrol oyuncusu 1959 yılında Jorge Zalszupin tarafından tasarlanan “Tea Cart” oldu. Bir dönem evlerde çokça kullanılan çay servisi arabalarına kendi yorumunu getiren Zalszupin’in eseri zamansız tasarımın en iyi örneklerinden birisi oldu.

 

Faena Art tarafından Miami Art Week 2020 kapsamında Miami Beach’de sergilenen dev enstalasyon “Dreaming with Lions” da fuarın bir uzantısı olarak sanatseverler ile buluştu. Kübalı sanatçı Alexandre Arrechea’nın The Old Man and the Sea’den esinlenerek yarattığı iki yarım daireden oluşan heykel sahilin dokusuyla birleşerek doğa ve insan arasında bir köprü oluşturdu.