Dünyanın en ünlü otel odaları ve efsanevi konukları

19 Şubat 2021

Ian Fleming’in Jamaika, The Fleming Villa’daki okyanus kenarındaki süitinden, Salvador Dali’in New York’taki Beşinci Cadde Süitine dünyanın en ünlü otel odaları ve efsanevi konuklarını ilnceliyoruz.


Kendi başlarına müze sayılabilecek bu tarihi oteller, dünyanın en ünlü misafirlerinden bazılarına ev sahipliği yapma özelliğine sahip.

Seyahatle ilgili en iyi şeylerden biri, bir destinasyonun zengin tarihini ve kültürünü deneyimleme fırsatına sahip olmaktır. Eğer bu deneyimi otel odanızdan çıkmadan yaşayabiliyorsanız bu seyahatinizi bambaşka bir boyuta taşıyabilir. Kendi başlarına müze sayılabilecek bu tarihi oteller, yıllar içinde dünyanın en ünlü misafirlerinden bazılarına ev sahipliği yaptı. Öne çıkan 5 oteli ve ünlü konuğunu ele alıyoruz.


Jamaika'daki Fleming Villa.

Ian Fleming: Fleming Villa, Jamaika

Jamaika'da geçen 25. James Bond filmi “Ölmek İçin Zaman Yok”u beklerken sinemaseverler Bond’un yaratıcısı Ian Fleming’in ada yaşamına yeniden gözden geçirmek isteyebilirler. Bir İngiliz istihbarat subayı olarak çalışmaya başlayan yazar, İkinci Dünya Savaşı’ndaki görevi sırasında bir Karayip adasına rastladı ve kısa bir süre sonra bu 15 dönümlük tropik arazi satın aldı. Orada, hayalini kurduğu evi yarattı ve bu yapıya GoldenEye adını verdi. Şimdi, özel bir plaja sahip yemyeşil bir bahçe içinde yer alan beş yatak odalı Fleming Villa, sonsuz ilham kaynağı sunacak yazarın orijinal yazı masasıyla birlikte kiralanabilir.


Gritti Palace'taki John Ruskin Süiti, Venedik.

John Ruskin: Gritti Palace, Venedik

Bir zamanlar 16. yüzyıldan kalma Venedik Andrea Gritti'ye ev sahipliği yapan Gritti Palace, olağanüstü sanat koleksiyonu, antikalar ve görkemli Venedik dekoruyla yüzyıllardır pek çok aristokratı etkisi altına almıştır. 1851'de, ünlü Viktorya dönemi sanat eleştirmeni ve yazarı John Ruskin ve eşi Effie, çok sevdiği “The Stones of Venice” kitabını yazdığı otelde bir kış geçirdi. Chuck Chewning tarafından yenilenmiş John Ruskin Süiti, Büyük Kanal ve Santa Maria Della Salute manzarasına sahip. Çizgili altın süslemeli Rubelli perdeleri, el yapımı Murano cam avizeleri ve bir Ruskin'in orijinal yağlı boya tablosu da odanın ayrılmaz parçaları arasında. Otelin eşsiz tarihi ile bağlantılı diğer ünlü konuklar arasında Ernest Hemingway, Grace Kelly, Elizabeth Taylor, Charlie Chaplin, Humphrey Bogart ve Greta Garbo yer alıyor.


Coco Chanel Süit, Ritz, Paris.

Coco Chanel: Ritz, Paris

Coco Chanel bir keresinde "Ritz benim evim," demişti. Çığır açan moda tasarımcısı, 31 rue Cambon'daki dükkanının üzerinde büyük bir daireye sahip olmasına rağmen, 1937'de The Ritz'e taşındı ve 302 numaralı süiti kendine ev edindi. Bu adres, 1971'deki ölümüne kadar ana ikametgahı olarak kaldı. Artık misafirleri, onun şerefine alt katta (süit No. 202) yaratılan Coco Chanel Süit ile onun zarif dünyasına adım atabilirler. Karl Lagerfeld tarafından tasarlanan siyah-beyaz oda, ünlü Chanel No. 5 parfümünün sekizgen kapağına ilham veren Place Vendôme'un çarpıcı manzarasına sahip.


Greta Garbo Süit, Eden Rock, St. Barth's

Greta Garbo: Eden Rock, St. Barth's

Eden Rock’ın tarihi, çok sevilen eksantrik bir maceracı ve havacı olan Remy de Haenen'in evini St. Jean Körfezi üzerindeki kayalık bir burnun üzerine inşa ettiği 50 yıl öncesine dayanıyor. Arkadaşı, aktris Greta Garbo, kışlarını bu tesiste geçirmeyi çok severdi ve yalnız kalmak istediğinde ise süitine çekilirdi. Sarp bir kayanın üzerinde yer alan Greta Garbo’nun süiti, aşağıdaki turkuaz suların muhteşem manzarasına sahip özel bir teras ve bahçe sunuyor. 1930'ların Hollywood ihtişamının mükemmel estetiği ve dengeleyici doğal ahşap, krem ​​ve gri-yeşil kumaşlardan oluşan bir paletle tasarlanan bu mekan, inzivaya çekilmek için mükemmel bir yer.


Dalí'nin St. Regis New York'taki Beşinci Cadde Süiti.

Salvador Dalí: St. Regis, New York

Salvador Dalí'nin 1934'te New York'a yaptığı ilk seyahatin ardından, Sürrealist sanatçı her kışı New York'taki efsanevi St. Regis süitinde, sadece karısı ve ilham perisi Gala ile değil sık sık evcil hayvanlarını getirirdi. Bu salonda, Helena Rubinstein’ın fresklerini oluşturdu ve aynı zamanda, sanat koleksiyoncuları Eleanor ve Reynolds Morse ile tanışması da dahil olmak üzere birçok önemli toplantı yaptı.