Dünyanın Ucundaki Büyülü Şehir: Cape Town

19 Nisan 2018

Havaalanında sizi karşılayan panoda şöyle yazıyor; "Senin tatile ihtiyacın yok, Cape Town’a ihtiyacın var!¨ Bahar Akıncı, dünyanın en güney batı ucundaki şehri yazdı.

"Şehirde yaz, Kasım - Mayıs arası bütün güzelliğiyle sürerken; şehre 15 dakika mesafedeki plajlar, dünyanın her yerinden insanlarla cıvıl cıvıl.. Cadde dans eden gruplarla dolu, akşam üzeri şarkı söyleyen minikler korosuna bile rastlıyorsun. Müzik ve dans, burada her şey demek!"

Bundan sonraki hayatın Cape Town’dan önce ve sonra diye ikiye ayrılacak" demişti şehre vurgun bir arkadaşım. Ne kadar abartılı diye düşünmüştüm. Doğruymuş. Başka bir enerjisi var bu şehrin. Çoğu zaman sakin, yumuşacık, dans ve müzikle dolu, kimi zaman adrenalin dolu.

İlk soru; Cape Town güvenli mi?

İşte akıllara gelen ve çıkmayan ilk soru… Cape Town güvenli mi ya da ne kadar güvenli?¨ İlk 1 haftasını arkadaşlarımla, geri kalan bölümünü kiraladığım minik dairede kalarak ve tek başıma gezerek tamamladığım şehirde her hangi bir güvenlik sorunu yaşamadım. Ama dikkat! Gece şehrin arka sokaklarında, tenha mahallelerinde yalnız başına dolaşmadığın, aracını güvenliği olmayan otoparklara bırakmadığın, boynunda pırlanta kolye taşımadığın, elindeki kameranı çok turist olmayan bölgelerde çantandan çok sık çıkarmadığın sürece güvenli! Ama asıl sorulması gereken soru şu... "Hangi şehir güvenli şehir ve artık hangimiz ne kadar güvendeyiz?"

En hip mahalleler

Bo-Kaap: Yolun Cape Town’a düştüğünde muhakkak görmen gereken mahallelerden biri! Bo-Kaap'ın ünlü renkli evleri, 17. yüzyıl başında Hollanda Krallığı'nın Endonezya, Malezya ve Afrika'nın diğer bölgelerinden getirdikleri köleler için inşa edilmiş. Köleliğin nihayet sona erişi ile mahalleye Uzakdoğu'dan gelen Afrika kökenli Müslümanlar taşınmış. Ve başlangıçta Beyaz olarak yaptırılan tüm Bo-Kaap evleri köleliğin kaldırılmasına ithafen birbirinden muhteşem renklere boyanmış. Fotoğraf çektirmek isteyen turistlerle her daim cıvıl cıvıl ve hareketli.

Woodstock: Viktorya döneminden kalma yıkık dökük evlerin ve sonrasında kullanılan odun depolarının boyanıp restore edilmesi, endüstriyel ürünler satan atölyelerin üçüncü nesil kahveci, el yapımı ayakkabıcı, tasarımcı, sanat atölyesi, bisikletçi, fırın ve ahşap gözlükçüye, sandviççilere ve 2 metrekarelik çikolata dükkanlarına dönüştürülmesiyle ortaya çıkan muhteşem mahalle. Mahallenin alameti farikası tüm bunlar sanıyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü asıl olay dünya üzerinde yapılmış belki de en güzel grafiti örneklerinin burada olması. Mahallenin tam orta yerinde yer alan The Woodstock Exchange Market; mezbele haldeki eski bir hanın dükkanlar, kahveciler, sanat galerileri ve açık ofislerle dolu, endüstriyel tasarımlı bir komplekse dönüştürülmesi ile oluşmuş. Mahalle, şehir merkezine yürüyerek yaklaşık 15 dakika mesafede yer alıyor.

The Old Biscuit Mill Pazaryeri: Dünyanın her yerinden, her ırkından insanın birlikte, canlı müzik eşliğinde dans edip sokak yemeği yediği bir pazar yeri düşünün; işte orası, burası! Cape Town'un merkezinde sadece cumartesileri kuruluyor ve saat 15.00'te kapanıyor!

Waterfront yani alışveriş, günbatımı ve gastronomi: Şehirde ziyaret edebileceğiniz en güzel bölgelerden biri işte bu tarihi liman. Viktorya döneminden kalma binalar, iskeleler ve minik köprülerle birbirine başlanıyor. Her daim kalabalık ve neşeli. Şehrin bu en popüler liman mahallesinde, gastronomi Pazarı ¨Va Food Market’i dolaşmayı ve çeşit çeşit stantlardan tadım yapmayı ihmal etme.

En keyifli plajlar

Şehirde yaz, Kasım – Mayıs arası bütün güzelliğiyle sürerken; şehre 15 dakika mesafedeki Camps Bay ve Cliffton 2 plajları, dünyanın her yerinden insanlarla cıvıl cıvıl.. Plajlara giriş ücreti yok, kıyısından geçen Victoria caddesi üzerinde birbirinden özgün küçük kafeler, dondurmacılar ve tasarım dükkanları yer alıyor. Cadde dans eden gruplarla dolu, akşam üzeri şarkı söyleyen minikler korosuna bile rastlıyorsun. Müzik ve dans, burada her şey demek!

En olmazsa olmaz aktiviteler

Table Mountain’e tırmanış: İşte dünyanın en güzel 10 teleferik yolundan, belki de en görkemlisi; Masa Dağı'na çıkış ve iniş... Yürüyerek (tırmanma beceri ve hızınıza göre) 2 ile 3,5 saat arasında çıkılan dünyaca ünlü Masa Dağı’nın 1087 metrelik zirvesi, teleferik ile yaklaşık 7 dk sürüyor. Teleferiğin en ilginç özelliği ise tabanının dönmesi, ve etrafının cam olması böylece hiç yer değiştirmeden panoramik olarak nefes kesen bir manzara izliyorsun. Dikkat; Aralık-Ocak-Şubat-Mart ayları, Cape Town'da yüksek sezon olduğu için bilet kuyruğu bazen kilometrelerce uzayabiliyor. Ama yine de bu olağanüstü görsel şölene değer.

Simon’s Town’da penguenlerle yüzmek: İşte, Cape Town’a 45 dakika uzaklıkta, viktoryan tarzı mimarisi, balık lokantaları, pubları, küçük limanı ile Simon’s Town. Ama en büyük süprizi penguenlerle dolu plajı. 1985’te 10 binlerce Güney Afrika pengueni, Simon's Town kasabasındaki Boulders Sahili ve kayalıklara yerleştirilmiş ve bu girişim Cape Town’un ününe ün katmış. Afrika penguenleri Güney Afrika’da üç ayrı topluluk olarak yaşıyor, bunların arasındaki en önemli merkez Simon’s Town'daki Boulder’s plajı. Tabii ki penguenler koruma altında, plajda sigara içmek, kesici madde ile ve saat 19.00'dan sonra girmek yasak. Giriş 20 TL. Ancak penguenlerle iç içe yüzmek, güneşlenmek ve penguen görünce çıldıran dünyanın her yerinden çocuğu ve çocuk ruhlu yetişkini seyretmek paha biçilemez.

Fok Balıklarını fotoğraflamak: Bir fok balığının elinizi uzatsanız dokunacağınız mesafede yüzdüğünü düşünün... Hout Bay limanından kalkan teknelerle Seal Island tekne turu, 25 TL. Deneyim toplam 1 saat sürüyor, uzun kuyruklar sebebiyle sabah erken ya da gün batımı saatlerinde gitmenizde fayda var.

Bağ Rotası Yapmak: Güney Afrika şaraplarının dünya çapında yakaladığı yükselişin nedenlerini Cape Town'da anlamak mümkün. Bugün dünyanın en önemli restoranlarına gittiğinizde, restoran kavlarında mutlaka Güney Afrika şarapları da görüyorsunuz. Hal böyle olunca, Cape Town'da şarap rotası yapmak ve 4 kasabayı kapsayan bağ yolu projesini ziyaret etmek büyük önem taşıyor. Şehir merkezine yaklaşık 30-35 km mesafede yer alan Constantia, Franschoek, Stellenbosh ve Pearl şarap vadileri ve kasabaları, ziyaretçilerine son derece keyifli bir gün, tadımlar, organik pazarlar ve nefis manzaralar vadediyor. Araç kiralayarak bu rotada çok keyifli bir gün geçirebilirsin. Tüm şarap üreticileri ziyarete açık.

Beyaz Köpek Balığı Kafes Dalışı: Dünyanın en anlatılmaz deneyimiydi. Sabah 07.00 sularında Beyaz Köpek Balığı Kafes Dalışı Merkezi'nin bulunduğu Gangsbai limanına varıyorsun, yarım günlük aktivite paketine dahil olan açık büfe kahvaltının ardından yarım saatlik videolu briefing başlıyor. Kafesin içinde nasıl duracağından kendini tehlikeden nasıl sakınacağına ve güvenlik önlemlerine dek her şey tek tek anlatılıyor. Ardından 22 kişilik katamaran tarzı teknelerle yolculuk başlıyor ve muhteşem beyaz köpek balıklarının bulunduğu alana varıyorsun. Dalgıç kıyafeti giymiş 7'şer kişilik gruplar tek tek kafese alınıyor ve bu heybetli balıkları kafese doğru çekmek üzere dev balık kafaları suya sarkıtılıyor. Bu arada suyun 8-10 derece civarında olduğunu hatırlatmakta fayda var. Beklediğin ziyaretçi yeme doğru geldiği anda yapman gereken ağırlık ve şnorkellerin ve tabi varsa su altı kameran ile suya dalmak. Kafesin 40 cm'lik aralığından dev bir Great White Shark ile göz göze gelmek paha biçilemez. Turun maliyeti yaklaşık 500 TL. Köpek balıklarına bir zararı yok; Güney Afrika hükümeti toplu katliam yapan Japonya'nın aksine, köpek balıklarının yüzgeçleri için avlanmasına 40 yıl, kasten yaralamalarına takribi 15 yıl hapis cezası getirmiş durumda. Seans sonrası yem olarak kullanılan balık kafaları, köpek balıklarına veriliyor.

En ¨cool¨ kahveler

Dünyanın farklı yerlerinden gelip buraya taşınan ya da hali hazırda buralı olan beyaz yakalı kesimin ve öğrencilerin en büyük alışkanlığı güne kahve ile başlamak. O nedenle 10'a doğru açılan diğer dükkanların aksine, kahveler 07.00 sularında açılmış oluyor. Şehrin en sevilen üçüncü nesil kahvecileri; Truth Coffee Rosting /tasarımı olağanüstü ve şehrin ilk kahve dükkanı) Black Imsomnia Coffee Company, Blokes Hair with Brew Coffee (hem berber, hem kahveci), Bread & Milk and Honey (özellikle kahvaltısı mükemmek) ve Deluxe Coffee Works...

En ¨cool¨ alışveriş adresleri

Afrika sanatının modanın içine karıştığı belki de en gözalıcı şehir Cape Town. Şehrin en iyi tasarım mağazaları; Mungo and Jemima, Pan African Market, Love Milo, Me Me Me, Plush Bazaar, Etno Bongo, Merchants on Long...

Cape Town’da ulaşım ve konaklama:

Şehirde konaklama seçeneği oldukça fazla. Ancak tavsiyem, 1 haftadan uzun bir süre kalacaksanız iki farklı bölgede konaklamanız. Eğer şehir merkezinde kalmak isterseniz, Long Street, Kloof Road, Bree Street, Green Street, Queen Victoria Street ve Bo-Kaap bölgesindeki otelleri tercih edebilirsiniz. Fakat bu caddelere yakın bir yerlerde konaklamanız her yere yürüyerek gideceğiniz anlamına gelmiyor. Çünkü Cape Town’da görülecek yerlerin hepsi birbirine yürüme mesafesinde değil. O nedenle şehirde araç kiralamanız ya da herkesin yaptığı gibi über kullanmanız şart. Çünkü şehirde toplu ulaşım yok denecek kadar zayıf. Ama dilerseniz Mycity Bus isimli şehir otobüslerini de kullanabilirsiniz.

Favori Otellerim:

Happy Rhino Hotel

Lagoon Beach Hotel

Urban Chic Boutique Hotel

Victoria Albert Hotel

Cape Town’da bunları yapmadan dönme!

1. Nelson Mandela'nın yıllarca tutuklu kaldığı şimdilerde bir müze olan hapishane adası Robben'e,

2. Bree Caddesi'ndeki ünlü odun fırını pizzacısı Bocca'ya,

3. Woodstock mahallesinde Cumartesi günleri kurulan, jazz gruplarının da sahne aldığı açık pazar Old Biscuit Mill'e,

4. Irkçı rejimin üzücü anılarını görmek için District Six Müzesi'ne,

5. Şehrin en iyi çikolatalarını yemek için Honest Chocholate Bar'ına,

6. Masa Dağı'nın eteğine sıralanmış rengarenk evlerden oluşan müslüman semti Bo-Kaap'ı görmek için Yukarı Cape'e,

7. Şehrin simgesi Gatsby sandviçini tatmak için Myriam's Kitchen'a,

8. Muhteşem gün batımları için yürüyerek 600 metrelik Lions Head’e,

9. Hem steak’çi, hem dövmeci olarak hizmet veren House of H’e,

10. Stellenbosh’un en güzel şarap bağı Graff’i ziyaret etmeden bu nefis şehirden dönme.