Güzellik ve Geçiciliği: AZUMA MAKOTO

27 Ekim 2016

Japon sanatçı Azuma Makoto’nun eserlerinde güzelliğin ve uçuculuğun en sofistike hali yıllardır büyüleyici biçimde gözler önünde.

Daha önce işlerinin yerleştirmesini suda, çölün ortasında hatta stratosferde yapan sanatçı “Iced Flowers” başlıklı serisinde çiçek aranjmanlarını büyük buz bloklarının içine yerleştiriyor ve onların güzelliğini ve tekilliğini hiç görmediğimiz biçimlerde vurguluyor.

Çiçeklerin güzelliği geçiciliklerinden gelir. Japon sanatçı Azuma Makoto’nun eserlerinde bu güzelliğin ve uçuculuğunun en sofistike hali çeşitli varyasyonlarıyla yıllardır büyüleyici biçimde gözler önünde. Sanatçının gerçek çiçeklerden oluşan dev formlardaki enstalasyonlarında herhangi bir yapay müdahale tarafından korunmayan bitkilerin güzelliklerinin çöküşü izleniyor adım adım. İlk andaki gösteriş, renk ve etkileyicilik yerini küçülmeye, solmaya ve yok olmaya bırakıyor. Böylece sanat eseri aslında bir nesneden ya da anlık bir mükemmel görüntüden çok sürecin tam da kendisi oluyor.

En son Dries Van Noten ile geçtiğimiz yılın Kasım ayında Paris Moda Haftası kapsamında yaptığı işbirliği sanatçının en çok akıllarda kalan projelerinden biri oldu şüphesiz. Daha önce işlerinin yerleştirmesini suda, çölün ortasında hatta stratosferde yapan sanatçı “Iced Flowers” başlıklı serisinde çiçek aranjmanlarını büyük buz bloklarının içine yerleştiriyor ve onların güzelliğini ve tekilliğini hiç görmediğimiz biçimlerde vurguluyor.

Aslında Makoto ve Van Noten, 2014 yılında Van Noten’ın Les Arts Décoratifs’deki “Inspirations” başlıklı sergisinde daha önce de bir araya gelmişlerdi. Dries Van Noten’ın kadınlar için yarattığı dünya da zaten moda haftalarında sanatsal dokunuşlarıyla bambaşka bir estetik algı önermekte yıllardır. Fakat son iş birliğinde, modeller podyumda süzülürken onlara bütün parlaklıkları ve çekicilikleriyle eşlik eden buz kütleleri içlerine hapsettiği çiçeklerin eleganlığıyla birleşerek hafızalara yerleşti.

Geçtiğimiz yıllarda sanatçı 50 yaşındaki bir Japo Bonsai’yi küp şeklinde karbon fiber bir çerçeve içinde Nevada’dan gökyüzünün sonsuzluğuna göndermişti. Bonsai’ye yanında orkide ve iris çiçeklerinden oluşan bir aranjman da eşlik etmişti. ”Exbiotanica” adlı bu projede söz konusu bitkilerin akıbeti bilinmiyor ama aslında sanatçının bu performansta dikkat çektiği nokta botaniğin dünya yüzeyinde toprakla kurduğu derin bağın arasına mümkün olan en uzak mesafeyi sokmaktı ve bitkilere yer çekimi, toprak ve kök gibi hiçbir ögenin söz konusu olmadığı alternatif bir alan vermekti.

Makoto sanatsal pratiğindeki en temel sorunsal olan “Güzellik” kavramını alışılmış ve doğal bağlarından kopararak sorguluyor. Bunu yaparken de uzayın derin karanlığında olabilecek en canlı renklere sahip çiçekleri kullanmak ya da bitkiyi besleyen suyu aynı anda onu hapseden bir hale getirmek gibi ikilikleri tercih ediyor.
Azuma Makoto’s “Iced Flowers” at Dries Van Noten Paris SS 2017.