Koku Tarihi 101

29 Mart 2018

New York Modern Müze’nin Koku Sanatı Bölümü’nün yaratıcısı Chandler Burr, küratörlüğünü üstlendiği ve ISTANBUL’74 Teşvikiye galeride 13 Nisan’a kadar görülebilecek olan ‘The Art of Scent’ sergisi için şehirdeydi.

"Burr kokuların hikayesini anlatırken, her birini sanat akımlarıyla bağlıyor. Ve açıkçası onu izlerken, sıkıştırılmış bir sanat tarihi dersi alıyormuşsunuz gibi geliyor."

Parfümlerin bir parfüm butiğinde, alışveriş merkezlerindeki reyonlarda, lüks mağazalarda ve hatta duty free alanlarında olmasını bekliyor insan. Bir müzede mi? Belki sadece şişesi? Bu defa işler biraz değişiyor...

ISTANBUL’74 Teşvikiye galerisindeyiz. İçerisi tek kelimeyle bembeyaz. Tarihi Aziziye apartmanının birinci katındaki galeri alanının ahşap zemini, bembeyaz bir halıyla, pencereleriyse uzun tül perdelerle kaplı. Kalabalık toplanmış, konunun biraz da ne olduğunu tam olarak anlamadan, sessiz bir heyecanla Art of Scent sergisinin küratörünü bekliyor.

Chandler Burr, öncelikle galeri alanındaki 12 sade bardakta yer alan renkli sıvılara ‘parfüm’ demek istemediğini dile getirip, çok nazik bir şekilde uyarıyor herkesi. New York Modern Müze’nin Koku Sanatı Bölümü’nün yaratıcısı Burr, uzun zaman New York Times’ın tek parfüm kritiği olarak yazıyor. Köşe yazıları, bildiğiniz klasik parfüm eleştirilerine benzemiyor; içinde notalar, anlamadığınız bir takım içerik isimleri güruhu yok. Daha çok duygular, deneyimler ve anımsamalar var... Burr’ün sanat yazılarında koku, aynı müzik, edebiyat, heykel ve resim gibi birer sanat eseri, yaratıcıları ise sanatçılar.

The Art of Scent sergisini gezerken, sadece kokuların kendisi ile baş başasınız. Önünüzde havalı şişeler yok. Burr, tüm bu ‘detayları’ gözünüzün önünden bilerek ve tek bir sebeple kaldırıyor; Bu sergide kokuların paketinin, kokunun hedef cinsiyetinin ya da herhangi bir ‘marketing’ temasının görünmesini istemiyor. Çünkü bunların hiçbiri bir sanat eserinin değerini belirlemiyor. Burr’e göre sanat eserinin değerini belirleyen tek şey, onun bizzat kendisi.

Burr’ün hassas olduğu diğer bir konuysa, az önce yazının başında da belirttiğimiz gibi kokulara ‘parfüm’ denmesi. Serginin kapsamında, ne yazılarda, ne de konuşmalarda asla ‘parfüm’ kelimesi geçmiyor.

Sıklıkla bahsedilen tek şey, bu sıvıların birer ‘koku sanatı işleri’ olduğu.

Sergide göreceğiniz 12 koku işini anlatırken, Burr’e dikkat kesiliyoruz. Fakat bu kokularla ilgili ne hissettiğini asla bilmiyoruz ve zaten anlıyoruz ki bu zaten hiç önemli değil. Aslında bu kokular, Burr’ün ‘en sevdiği parfümler’ listesinde de değil. Bu kokuların her birini, ne kendi zevkine, ne de satış başarılarına hiç mi hiç takılmadan, sadece tarihsel ve kültürel bir denklemde değerlendiriyor.

Burr kokuların hikayesini anlatırken, her birini sanat akımlarıyla bağlıyor. Ve açıkçası onu izlerken, sıkıştırılmış bir sanat tarihi dersi alıyormuşsunuz gibi geliyor. Ya da belki de ‘Koku Sanatı 101’... Eğer bir gün olur da karşılaşırsanız, o anlatırken can kulağıyla dinlemeli, size yönelttiği sorulara cevap vermelisiniz. Sürrealizm, romantizm, modernizm ve minimalizm dallarından yola çıkarak, kültürel ve artistik dünyayı buluşturuyor ve anlatıyor. Tüm bu kokular, dönemlerin olduğu zamanlarda çıkmıyor belki. Ama her biri mutlaka, sanat tarihindeki bir döneme referans veriyor.

Sergi boyunca Chandler Burr ile gezerken, galerinin sessizliğine bıraktığı cümleleri yakalamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sunuma katılanlardan birinin galeride unuttuğu not defterinin açık sayfasında, bizim de hala daha zihnimizde yankılanan şu cümleler yazıyor;

“Parfüm üzerinizde kaybolur ve aslında sizin bir parçanız haline gelir.”

“Koku ile parfümünüzü üzerinizde birlikte taşırsınız. Üzerinizde bir mücevher taşırsınız.”

“Fotoğraf gerçekliğin yansıtılmasıydı. Sonra biz onun sanat olduğunu fark ettik. Cindy Sherman sanatın bir yalan olduğunu söylemişti. Ve yalan bir manipülasyondur. Ve manipülasyon sanattır.”