La Prairie sanat ve bilimi buluşturuyor

13 Aralık 2019

Kurulduğu günden beri sanatın ve bilimin sınırlarını zorlayan İsviçre merkezli La Prairie yıllar içinde sanatçılar ile yaptığı iş birlikleri ile estetiğe lüks bir bakış açısı sunuyor.

La Prairie ismini ilk duyduğunuzda aklına gelen kelimeler yenilik, performans ve lükstür. İsviçre merkezli kozmetik üreticisi kurulduğu 1978 yılından beri kalite ve bilimsel gelişmeleri lüks kozmetik ürünlerine aktarması ile tanınıyor. Tasarımları ve reklamları ile cilt bakımını bir sanata dönüştürmeyi başaran La Prairie’i hem ilhamını hem de kuruluş mantığını Bauhaus’un “biçim işlevi takip eder” prensibi üzerine kurmuş. En içince ayrıntısına kadar tasarlanmış paketlemesinden, kusursuz mağaza düzenlemesi ve zekice planlanmış müşteri deneyimine kadar La Prairie’nin elini attığı her alan bir sanat eserine dönüşüyor.

Çağdaş estetik hareketlerin kodlarından ve değerlerinden beslenen La Prairie sanat anlayışını yıllar içerisinde yaptığı iş birlikleri ile de hem destekliyor hem de dünya ile paylaşıyor. İsviçreli cilt bakım markası 2017 yılında dünyanın en ünlü sanat platformlarından ve etkinliklerinden olan Art Basel ile eşi benzeri görülmemiş bir iş birliği yaparak sanat dünyasını şaşırtmayı başarmıştı. Geometrik tasarımları ve eserleri ile tanınan sanatçı Paul Codamy ile kolları sıvayan La Prairie matematik formüllerini andıran, markanın cilt bakımı ve bilime yaklaşımını yansıtan sanat eserleri ile Art Basel 2017’ye damgasını vurmuştu.

2018 yılında La Prairie’yi global partnerlerinden biri ilan eden Art Basel, Hong Kong edisyonunda gösterilen ve marka tarafından İsviçreli sanatçı Julian Charrière’ye çektirilen kısa film ile lüks cilt bakımı uzmanı ile gelecek yıllarda da iş birliğinin devam edeceğinin sinyallerini vermişti. Sanat etkinliğinin Basel edisyonunda yine İsviçreli bir sanatçı olan Manon Wertenbroek ile fotoğraf alanında eserler üretmek için anlaşan La Prairie ilhamını markanın estetik algısını şekillendiren Niki de Saint Phalle’den almıştı. Yine 2018 yılında Miami’de gerçekleşen Art Basel haftasında mimar Mario Botta ile heykeller üzerinden markanın estetik algısını sanat dünyasına taşıyan La Prairie hem sanat dünyasındaki yerini sağlamlaştırmış hem de İsviçreli markanın sanat dünyasında kalıcı olduğunu kanıtlamıştı.


2019 yılının ilk Art Basel etkinliğinin gerçekleştiği Hong Kong, bu sefer La Prairie ile Güney Koreli sanatçı Chul-Hyun Ahn’ın birlikteliğine şahit oldu. 3 farklı eser ile sanat severlerin karşısına çıkan La Prairie insanoğlunun varoluşundan beri akıl yorduğu zaman ve ışık algısına yoğunlaşmıştı. Aynı yıl etkinliğin Basel ayağında La Prairie bu sefer sanat severleri şaşırtarak ve çıtayı bir üst noktaya taşıyarak üç farklı İsviçreli kadın fotoğrafçı ile iş birliğine gitti. Daniela Droz, Namsa Leuba ve Senta Simond’un elinden çıkan eserler fotoğrafçılık sanatı ile markanın estetik algısının muhteşem bir örneğini sunmuştu.

Art Basel ile birlikteliğinin 3. Yılını bu yılki Miami edisyonunda kutlayan La Prairie sanatçılar ile yaptığı iş birliktelikleri ile şüphesiz markanın estetik ve lüks anlayışını bir adım öne çıkarmayı başardı. Çağdaş sanattan beslenen ve geçmişin değerlerini geleceğe taşıyan La Prairie’nin gelecek yıllarda gerçekleştireceği iş birlikleri şimdiden sanat severlerin radarında.