Lihtenştayn’ı baştan aşağıya yürümek

30 Kasım 2019

Avrupa’nın en küçük ülkelerinden olan Lihtenştayn, keşfedilmemiş doğal güzellikleri ile hafta sonunu farklı bir destinasyonda geçirmek isteyen gezginlerin yeni durağı.

300 yıldır Avrupa’nın göbeğinde oturan, Avusturya ve İsviçre arasındaki küçük bir prenslik Lihtenştayn, yıllardır göz ardı edilmiş bir destinasyon. Ama bu değişmek üzere: Ülkeyi baştan sona sarmalayan yürüyüş yolu sayesinde, bu küçük Avrupa ülkesi doğa severlerin radarına girmeyi başardı.

75 kilometrelik yürüyüş parkuru ülkenin kuzeydoğusundaki Avusturya sınırından başlıyor ve ülkeyi baştan başa dolaştıktan sonra güneybatısındaki İsviçre sınırında son buluyor. Liechtenstein’ın kuruluşunun 300.yıldönümü sebebiyle açılan parkuru her iki taraftan da başlayarak bitirmek de mümkün. Yolunuzu kaybetmekten korkmanıza da gerek yok. Parkurun resmi rehberi LIstory app’i telefonunuza indirdiğinizde bütün rotayı ve rotanın üzerindeki tarihi ve doğal güzelliklerin yerlerini bulabilirsiniz.


Parkurun en çok tercih edilen başlangıç noktası ise ülkenin İsviçre sınırındaki Schaanwald kasabası. Ülkenin dağlık kesiminde yer alan kasabanın sık ormanlarında başladığınız yürüyüş sizi bölgedeki 13.yüzyılda inşa edilmiş Upper Castle’a kadar götürüyor.

Yol üstündeki tatlı bir kafede kahvenizi yudumladıktan ve enerjinizi tazeledikten sonra Gantenstein Dağları’ndan aşağıya doğru inerken, Lihtenştayn’ın en güzel manzarasını seyretmeniz mümkün. Parkuru takip ederek yemyeşil vadiden inerken, masmavi gökyüzünün altında tertemiz havayı ciğerlerinize çekmek parkura devam etmeniz için heyecanınızı artırmaya yetecek bir güce sahip. Doğal bir sınır görevi gören Ren Nehri’ni takip ederek Lihtenştayn’ın doğa koruma alanını görebilirsiniz. Ruggell kasabasını geçtikten sonra Bendern kasabasında gecelemek genelde birçok doğa tutununun tercihi.


İkinci günün sabahında rotaya devam etmeniz için Bendern kasabasından otobüse binip kısa bir yolculuğun sonunda Nendeln’e ulaşıyorsunuz. Ormanların içinden geçen parkurda zigzaglar çizerek ilerledikten sonra karşınızı Üç Kardeşler dağları çıkacak. Dağ manzarasının keyfini çıkartırken yürümeye devam ederseniz de kendinizi Schaan’da bulacaksınız. 6,000 nüfuslu bu sevimli kasabada bulunan bar ve kafelerde biraz soluklanma şansı bulabilirsiniz.


Rotayı takip ederek 12.yüzyıl şatoları ve şehir duvarları ile ünlü Vaduz’a vardığınızda zaman tünelinden geçmiş gibi hissetmeniz olası. Ülkenin başkenti olan Vaduz 1939 yılından beri Lihtenştayn Prensi’nin de ikamet ettği büyük bir şehir. Kimi gezgin yolculuğun ikinci gününde Vaduz’da konaklamayı tercih ediyor. Ama kendinizi dinç hissediyorsanız güneş Alplerin arkasından batmaya hazırlanırken Triesenberg kasabasına devam edebilir ve geceyi burada geçirebilirsiniz.

Yolculuğun üçüncü ve son gününde son durak olan Balzers kasabasına doğru giderken, Lihtenştayn’ın tarihi ve doğa güzelliklerini bir kez daha taktir etme şansı bulacaksınız. Uluslararası gezginler tarafından hala keşfedilmeyi bekleyen bu rota hem macera arayan hem de yeni bir ülke keşfetmek isteyen gezginler için güzel bir hafta sonu vadediyor.