Love Is Robert Indiana

29 Mayıs 2018

Geçtiğimiz hafta hayatını yitiren Robert Indiana’nın naif ve derin sanatını şu cümle anlatıyor, “Amerikan gerçekliği ve Amerikan rüyası arasındaki mesafeyi yargılamak…”

"Indiana’nın sanatı, Amerikan kültüründeki daha derin ve melankolik o yerden bakıldığında daha iyi anlaşılıyor aslında. Indiana’nın Ford Model T arabaları önünde ailesini resmettiği Mother and Father (1963) işi, aile hayatının karanlık tarafını yansıtıyor mesela."

89 yaşında hayata gözlerini yuman Robert Indiana en çok, 1960’lar ortasının pop art klasiği Love işiyle bilinse de, aslında sanat ile ataklarda bulunan gerçek bir aktivistti. Kuzey Amerikalı sanatçı, New York’taki stüdyosundan ülkeyi bölen her şeyi işlerine yansıtıyordu. Güneydeki ırk eşitsizliğine ve vahşete karşı duruyordu ve örneğin bunu Confederacy (1965-66) serisi ile gösteriyordu.

Her bir harfin birbirinin üstüne bindiği Love işindeki mesajın büyüklüğü, aşkın belirsiz haliyle muhteşem bir kontrast oluşturuyor. İlk başta, New York Modern Museum için, 1964 yılında bir seri resim ve Christmas kartı olarak tasarlanan bu iş, daha sonra sonsuz sayılabilecek kadar tekrar ediliyor, demirden heykeli yapılıyor, pul haline getiriliyor ve sayısız başka versiyonları yaratılıyor. Indiana zamanında işin çok önemli olan telif hakkı kısmını ihmal ettiği için, Love ve milyonlarca ‘benzeri’, gayri resmi bir şekilde yayılıyor.

Love Wall (Red Blue) (1966-2007). Galerie Gmurzynska'nın izniyle.

Birçok izleyici için Love bir his veya bir deneyim barındırıyor içinde. Ama aynı zamanda o bir eylem de demek oluyor, çünkü ‘sevin’ mesajını da veriyor. İşin politik ve daha insani tarafına gelince: 1960’ların karşı kültür akımı, Vietnam savaşı ve insan hakları ile ateşleniyor ve bu durum Indiana’ın sanatçı sevgilisi Ellsworth Kelly ile ayrılığı sebebiyle daha da güçleniyor ve işlerine yansıyor. Love Is God bunlardan bir tanesi… Indiana’nın hafif duygulara ve yorumlara olan antipatisi ve pop art’ın sayılar ve şekillerle olan ilişkisini irdelemesi, kendini The Demuth American Dream No. 5 işinde ortaya çıkıyor.

Love (1964) ve Decade - Otoportre 1960 (1971). Galerie Gmurzynska'nın izniyle.


New Old Glory (1964) ve Sixth State (1959). 
Galerie Gmurzynska'nın izniyle.

Indiana’nın sanatı, Amerikan kültüründeki o daha derin ve melankolik yerden bakıldığında, daha iyi anlaşılıyor aslında. Indiana’nın Ford Model T arabaları önünde ailesini resmettiği Mother and Father (1963) işi, aile hayatının karanlık tarafını yansıtıyor mesela. İşlerinin analizini yapmak ancak uzun makalelere ve araştırmalara sığabilecek olan Indiana’nın işlerini bu düzeyde en iyi açıklayan ve özetleyen başka bir Amerikalı sanatçı, kendi işlerini özetlemesi istendiğinde tüm açıklığıyla kelimeleri avucundan yere bırakan müzisyen Bruce Springsteen oluyor; “Yaptığım şey, Amerikan gerçekliği ve Amerikan rüyası arasındaki mesafeyi yargılamak…”