Lüksün Peşinde Bir Nomad

08 Mart 2018

Tüm ilhamını yaptığı seyahatlerde toplayan Bertrando Di Renzo ve İstanbul aşkından doğan markası Les-Ottomans ile tanışın.

"Lüks kişi için değişir ve bunun tek bir tanımı yoktur bana kalırsa. Benim için iyi bir deneyim de olabilir, etkilendiğim ve ilham aldığım insanlarla vakit geçirmek de."

Gerçek bir nomad olan Bertrando Di Renzo, uzun yıllardır İstanbul ile büyük bir aşk yaşıyor. Bu aşktan doğan markası Les-Ottoman şu an, Luisa Via Roma başta olmak üzere dünyanın en özel butiklerinde satıyor. Yakın zamanda iç dekorasyon danışmanlığına da başlayacak olan Bertrando’nun gizli alışveriş yerlerini, kafa dinlemeye nereye gittiğini ve favori müzelerini sorduk. Her biri, bir sonraki seyahatiniz için not alınası.

Marka kurulduğundan bu yana neler değişti, her şey nasıl ilerledi, kısaca bahseder misin?

Marka aslına bakarsan, şu an gerçekten bir “marka” Les-Ottomans. İçinde bulunduğu pazarın ve müşterilerin onu algılaması biraz zaman aldı ama sonunda oldu, hem de çok başarılı bir şekilde. Sanırım katalogdaki ürün seçenekleri çoğaldıkça, iyi butiklerde yer almaya başladıkça ve tasarımcılarla işbirlikleri ortaya çıktıkça markanın büyümesi de eş zamanlı hızlandı. Ben önce sadece yastıklar yarattım. Şimdi ise masa takımlarından, giyime ve aksesuarlara kadar bütün bir koleksiyon sunuyorum.



Az önce bahsettiğin tasarımcı röportajlarından bahseder misin?

Ben her zaman dahil olduğum işe -gelişimde büyük etkisi olduğunu düşündüğüm için- taze kan getirdiğimi düşünmüşümdür. Ve tam olarak bu yüzden bazı İtalyan tasarımcılarla -birçoğu çok iyi tanınan- işbirliklerine başladım. Ortaya çıkan sonuçtan inanılmaz mutluyum çünkü Les-Ottomans dünyasını çok iyi anlayıp, kendi dokunuşlarını getirdiler. Işıklandırmalarıyla ünlü İtalyan şirketi Servomuto ile başladım. Sonra ardından Marcantonio ve son olarak da Marco Parmeggiani ve Vito Nesta geldi. Marco ve Vito’nun çok farklı bir tasarım anlayışları var ikisi de Les-Ottomans’la çok iyi evlendi. Vito’yla başka projeler de geliştiriyoruz. Birçoğu özel müşteriler için, kişiye özel tasarımlar.  


Les-Ottomans’ın geleceğinde ne var? İç dekorasyona başlamayı düşünüyor musun?

Birçok yeni proje daha! Öncelikli işim Paris’teki Maison&Objet’ye katılmak olacak. Butiklerle yeni koleksiyonumu tanıştırıp sonra da New York’a gideceğim. NY NOW harika bir fuar markam için. Onun dışında halılarım ve özel bir tabak koleksiyonumla başka iki marka için Milano Design Week’te olacağım. Dediğin gibi iç dekorasyona başlıyorum evet ve yeni bir şirket kuruyorum. Ürünlerimi ve tasarım anlayışımı seven insanların evlerini dekore ederken sürekli fikrimi sorması ve zevkimi beğenmeleri beni bu noktaya getirdi.


Çok çalışıyorsun! İş dışında ne sana iyi geliyor?

Seyahat! Olabildiğince seyahat etmek. İlham almanın en iyi yolu bence bu.

Bu aralar seni ne ve hangi markaların işleri heyecanlandırıyor?

Önce ve her zaman renkler! Mesela Dimore Studio’nun renk kullanımından ya da CCTapis’in ürün tasarımlarından son zamanlarda çok etkileniyorum. Bir de bu aralar Limonta ve Bottega Nove’da marka yenilenmesini takip ediyorum. Her biri kutunun dışında düşünülmüş işler ve bence bu harika!

Senin için lüks nedir?

Lüks kişi için değişir ve bunun tek bir tanımı yoktur bana kalırsa. Benim için iyi bir deneyim de olabilir, etkilendiğim ve ilham aldığım insanlarla vakit geçirmek de.

İstanbul’da nerelere gitmekten hoşlanıyorsun? Gizli yerlerini paylaşabilir misin?

Bildiğin gibi İstanbul benim kalbimde. Birkaç gizli yerim var; bir takı tasarımcısı, bir halıcı ve bir antikacı ama bunlar bana özel üzgünüm! Ama şunu söyleyebilirim kesinlikle Pazar günleri Balat’ta ve Bomonti’de gezmeyi seviyorum.

Dünyadan birkaç favori noktanı paylaşabilir misin?

Su Gologone Sardinia’da eşsiz bir otel. Bence dünyada onun gibisi yok!

Kafanı dinlemeye nereye gidiyorsun?

Sardinia ilk seçeneğim. Pulya’da da zaman yavaşlıyor sanki. Fransa’nın ya da İspanya’nun güneyi. En yakın arkadaşlarımdan birinin Portekiz’in sanat ve tarihiyle çok güçlü olan fakat az insan yaşayan şehri Extremadura’daki evine de kaçtığım oluyor.

En sevdiğin butikleri bizimle paylaşır mısın?

Öncelikle alışveriş anlayışımı online ve offline olarak tanımlamalıyım. Alışverişte fokusum çoğunlukla tasarım ve sanat, o yüzden 1stdibs, Artemest ve WallPaperstore diyebilirim. Bu markaların hem fiyatları hem de seçenekleri çok iyi. Sanatta ise gittiğim yerlerde sokaklarda dolaşarak bir şeyler bulmak sanırım en büyük keyfim. Ah, bu arada bit pazarlarına bayılıyorum! Şanslıyım çünkü İtalya’da çok fazla pazar kuruluyor.

Sence hangi müze ya da sanat alanı gerektiği kadar ilgi görmüyor?

Museo Madre; Nepal’deki çağdaş sanat müzesi. Man Museum of Art Province of Nuoro; orada çok çok iyi sergiler gezdim. Paris’teki Le Musée de La Chaisse ve Milano’daki Pinacoteca Ambrosiana’yı mutlaka ziyaret edin derim.

Evinde hangi sanat eserinin olmasını isterdin?

Hiroshi Sugimoto’dan herhangi bir şey.

Şu anki favori tasarımcıların kimler?

Vito Nesta. Birlikte iş yaptığımız için değil ama aynı zamanda Porcellane Majello, Devon and Devon ve Sambonet’ye yaptığı işleri gerçekten çok beğeniyorum. Celeste Mogador ve Jaime Hayon’ın deli işi dokunuşlarına da bayılıyorum. Ve dünyaları benimkinden ne kadar uzak olsa da FormaFantasma.

Bu aralar favori sanatçıların kimler?

Katarlı iki genç fotoğrafçı Christo ve Andrew’un işlerin çok beğeniyorum, günümüzü çok iyi anlatıyorlar. Aynı zamanda Rick Owens ve Galliano, her zaman. İkisi de benim için her zaman yeni, değişik ve geçilemez.


1. Vito Nesta, 2. Bottega Nove, 3. Celeste Mogador, 4.Hiroshi Sugimot, 5. FormaFantasma, 6. Extremadura, 7. Dimore Studio, 8. Christto & Andrew EndFragment