Makinalar İnsanlardan Daha Yaratıcı Olabilir mi?

11 Mart 2019

Bilgisayarla üretilen bir sanat eseri Sothebys’ de açık arttırmaya çıkıyor. Peki bu gerçekten de mümkün mü? Yapay zekalar insan zekasıyla boy ölçüşecek seviyeye geldi mi?

Radikal işleri ile tanınan Alman sanatçı Mario Klingemann genellikle yapay zeka alanında ürettiği çalışmalar ile tanınıyor ve günümüzde artık insanların yeterince orijinal olamadığını söylüyor. "Biz sadece yeniden icat ediyor ve gördüğümüz şeyler arasında bağlantı kuruyoruz. "

İnsan beyni daha önce deneyimlediği tecrübelerden ve öğrenilmiş güdüler üzerinden yola çıkarak ilerleyen bir mekanizma fakat makinalar, sadece küçük bir kalem darbesinden bile yaratıcı bir süreç başlatabilir ".




Bu ilginç bakış açısının en temel dayanağı ise yaratıcılıkta kural olmaması gerektiği… Koreli bir go oyuncusu olan Lee Sedol’u yenen yapay zeka AlphaGo binlerce oyundan beslendi fakat belirli bir kuralı yoktu. Oyunun kurallarını tamamen kendi oluşturdu. AlphaGo yazılımının başarısı, sonsuz hamle olasılıklarını azaltarak her hamlenin sonuçlarını tahmin edebilmesinde saklı. Çalışmalarından bazılarında insan yüzleri gibi gözüken algoritmalar kullanıyor fakat bunlar daha önce görmüş olduğu suretler değil, tamamiyle kendi bilinçaltında oluşturduğu bir yaratım sürecinin sonuçları…

 

Belki de sormamız gereken en temel soru şu; insanlar tarafından icat edilmiş bir yapay zeka gerçekten de bu kadar yaratıcı olabilir mi? Ya da diğer bir deyişle bir sanatçı olarak kabul edilebilir mi? Aslında düşündüğümüz zaman bizler de makinaların hayal kuran ve düşünen biyolojik versiyonları olarak kabul edilebiliriz. Eğer bizler yaratıcı olabiliyorsak neden onlar da olamasın ki… Hatta Klingemann’a göre onlar bizden çok daha yaratıcı olabilirler. İnsan beyni bir makinanın yaratım gücünü hayal etmek için çok sınırlı. 

 

Robot sanatçı Ai-Da geçtiğimiz günlerde çok fazla hayran kitlesiyle tanıştı fakat buna rağmen çalışmaları çok az iyi referans alabildi. Buna bakarak yapay zekanın ortaya koyduğu bir çalışma ile insan sanatı arasındaki kriterlerin bir tutulması ne derece mantıklı? Klingemann’ın iddia ettiği gibi, sadece diğerlerinin yaptıklarını inşa etmeye mahkum olduğumuzda makineler nihayetinde bizleri gerçekten özgürleştirebilir. Elbette konunun bir de diğer yüzü var;  bazıları yaratıcı makinaların nosyonunu derinden rahatsız edici hatta saldırgan buluyorlar. Bunlardan biri de Harvard’lı filozof Sean Dorrance Kelly. Yaratıcılığın insanın tanımlayıcı özelliklerinden biri olduğunu ve ancak insan bağlamında var olabileceğini savunuyor. 



Aslında yavaş yavaş makinalarla birleşiyoruz -ve bu birleşmeye kendimizin uzantısı olan akıllı telefonlarımızla başlıyoruz. Belki de gelecekte, ansiklopedik bilgiler ve yıldırım hızında işlem yapma güçleriyle, bilgisayarlar, ilk önce eşleştiren, sonra insan yaratıcılığını aşan, hayal gücünün benzer manevralarını gerçekleştirmeye başlayabilir.

 

Bu tür sıçramalar insanlık için paha biçilemez değere sahip olabilir, keşif için yeni kültürel ve bilimsel yollar açabilir, yeni sanat, edebiyat ve müzik biçimleri yaratabilir, tıbbi araştırmalara yardımcı olabilir ve değişen iklim ve büyüyen ekolojik krizle başa çıkmanın yollarını önerebilir.

 

Bizi değiştirmekten çok, insanların ve makinelerin en yüksek yaratıcılık seviyelerinde yan yana çalışmasını sağlayarak bizi geliştirebilirler.  Sonuç her ne olursa olsun şaşırtıcı derecede güçlü ve kollektif bir düşünce biçiminin doğuşuna şahit olduğumuz küçümsenemeyecek bir gerçek.