Marina Abramović Sanatıyla Sınırları Zorluyor

20 Şubat 2019

Onu 70’li yıllardan beri en sansasyonel işleriyle tanıyoruz. Sanatçı projede canlı bir şekilde yer almasa da, yeni performansı ‘’The Life’’ çok konuşulacak.

Marina Abramović’i performans sanatlarının öncüsü olarak adlandırsak yanlış olmaz. 2010’da gerçekleştirdiği “The Artist is Present” ile MOMA’da üç ay boyunca ziyaretçilerle yüz yüze oturan sanatçı, 2014’te ise Serpentine Gallery’de gerçekleştirdiği “512 Hours” ile ziyaretçilerin ses geçirmez kulaklıklarıyla gelip çantalarını -aslında zihinlerini- boşalttığı performansında 130.000 kişiyi ağırlamıştı.

2019’a geldiğimizde ise Abromoviç, sanatın da teknoloji ile oldukça etkileşim halinde olduğunu ortaya koyan türden bir çalışma ile karşımıza çıkıyor. Sadece bir hafta Serpentine Gallery’de yer alacak “The Life”,  Abramović’in ‘’mixed reality’’ yani arttırılmış ile sanal gerçekliğin karışımı olan ilk işi.

Performans, sizi bir ‘’laboratuvarın’’ içinde, başınıza yerleştirilen bir ekipman ile galerinin daire biçimindeki odasına alıyor. Gayet ışıklı olan odanın içinde Abramović kırmızı elbisesi ile karşınızda duruyor ve etrafında dolanıp, gözlerinin içine bakabiliyorsunuz. 19 dakika sonra ise Abromovic, ortadaki dairenin içine ve dışına çıkarak, bir ışık hüzmesi ile yok olurken ardında sadece gölgesini bırakıyor.


Bu alanda ilk defa böyle bir performans deneyen Abramović’in işinin çok tartışılacağı aşikar. Performans sanatları sona mı eriyor, yeni bir evreye mi giriyor yoksa bir seferlik teknolojiye ayak mı uyduruyor? Serginin yankılarını sonrasında oldukça duyacak gibiyiz.