Marina Abramović’ten Maria Callas’ın Yedi Ölümü

29 Eylül 2021

Performans sanatının önde gelen ismi Marina Abramović, büyük hayranlık duyduğu Maria Callas’ın aryalarından oluşturduğu Seven Deaths of Maria Callas ile Londra’da.


Sırp asıllı, performans sanatının en büyük ilham kaynakları ve temsilcilerinden Marina Abramović, büyük hayranlık duyduğu Maria Callas’ın aryalarından oluşturduğu Seven Deaths of Maria Callas ile Londra’da. Cork ve Lisson Caddelerinde bulunan Lisson Gallery’de, sinema perdesinde gösterimi yapılan performansında, La Traviata, Carmen, Lucia di Lammermoor, Casta Diva gibi aryalarıyla öne çıkan ve opera dünyasının “tanrıçası” kabul edilen, soprano ve mezzo-soprano Maria Callas’ın, farklı karakterler olarak hikayenin sonunda öldüğü yedi aryası, Abramović’in yedi farklı ölüm performansına eşlik ediyor.

 

Callas’a olan hayranlığı ve takdirinin henüz 14 yaşındayken, büyük annesinin mutfağında radyoda, Callas’ın sesini duyduğu ilk anda başladığından, ağlamasına sebep olacak kadar, yaşadığı en duygusal anlardan biri olduğundan ve o gün kendisini araştırmaya başladığından bahseden ünlü performans sanatçısı, hayatının çok büyük bir kısmını, kendisi ve yaşamı için, hayatıyla, sesiyle ve duruşuyla büyük bir ilham kaynağı olan ünlü sopranoya övgü niteliğinde bir şey yaratmak için geçirdiğini ifade ediyor.

 

Seven Deaths of Maria Callas eserinin en çarpıcı yönlerinden bir tanesi, yalnızca opera ve performans sanatını bir araya getirmesi değil, bunun yanında birbirinden çok farklı iki karakteri, bir bedende bütünleştirmesi; Abramović ve Callas.



 

Callas’ın canlandırdığı yedi farklı karakterin yedi ölüm sahnesinin canlandırıldığı ve Willem Dafoe’nin eşlik ettiği performansta, The Snake (Yılan), Othello’daki boğulma sahnesini, The Mirror (Ayna), Lucia di Lammermoor’daki cinnet sahnesini, The Fire (Ateş) Norma’nın intihar sahnesini, The Breath La Traviata’daki son nefesini, The Leap Tosca’daki atlayışı, Te Poison Madame Butterfly’daki harakiriyi ve The Knife ise Carmen’in bıçaklanma sahnesini yansıtıyor. Performansın bir diğer ilgi çekici yanı ise, her bir canlandırmanın, Abramović’in önceki birçok performansını anımsatıyor olması.