Mucize mi, Teknoloji mi?

19 Nisan 2018

Senelerdir bir arada çalışan iki Japon harikası Uniqlo ve Toray, kalıcı olmak isteyen moda markalarının atladığı hangi önemli noktayı yakalıyor?

“Sürdürülebilirlik her dönem için, ‘devam eden bir çalışma’ anlamına geliyor aslında. Ama her sezon bitiminde elinizdeki giysileri bir kenara atıyorsanız, sürdürülebilir felsefeye ters düşüyorsunuz demek oluyor.”

Yağmurlu ve gri bir Paris gününde Japon markalar Uniqlo ve Toray, Maison de la Culture du Japon’da buluşuyor. 2003’ten beri devam eden tuhaf işbirliklerini kutlamak için oradalar. ‘Tuhaf’ dediğimize bakmayın; aslında onların bu işbirlikleri, senelerdir tüm dünyada en çok tercih edilen ‘termal’ ve yenilikçi işe imza atıyor.

Yamaguchi’li Tadashi Yanai’nin arkasında olduğu dahiyane marka Uniqlo’yu biliyorsunuz… Yanai’nin her zaman söylediği bir şey var, o da Inditex’in tamamından (Zara, Bershka, Oysho vs.) daha global bir marka haline gelmek. Bu zamana kadar markanın tam 19 ülkede mağazası yer alıyor ve kendini hızlı moda markalarından çok akıllıca bir yerde, ultra-trendy ürünler satarak değil de zamansız parçalarla şıklığı yakalamak ve aynı zamanda da pratik olmak vurgusu üzerinden konumlandırıyor.

Gelelim Toray’e… Marka tek kelimeyle ‘esrarengiz.’ Yani en azından moda dünyası için. İddialı olduğu konu, organik sentetik kimya, polimer kimyası ve biyokimya. Ve tüm bunlar demek oluyor ki, hem uzay roketleri ve Boeing uçaklar için üretim yapıyor, hem de ‘Heattech askılı body’ler için…

Toray’a ulaşan Uniqlo, sentetik fiberler üzerinde birlikte çalışmayı teklif ediyor. Ve böylece Uniqlo için, her gün markayı giyen müşterilerin hayatlarını nasıl daha kolaylaştıracakları üzerine çalışılmaya başlanıyor. Yola çıktıkları temel nokta ise, en korkutucu hava koşullarında bile -sıcak ya da soğuk- her zaman iyi görünmek ve iyi hissetmek.

Sürdürülebilirlik her dönem için, devam eden bir çalışma anlamına geliyor aslında. Ama her sezondan sonra elinizdeki giysileri bir kenara atıyorsanız, sürdürülebilir felsefeye ters düşüyorsunuz demek oluyor. Uniqlo, trendleri alaşağı etmek istemiyor elbette ama sürdürülebilirlik onun için çok daha önemli. Üretim sırasında daha az su kullanmaya özen gösteriyor, geri dönüşümü kolay olan dikişler kullanıyorlar ki fabrikalarının karbon ayak izini mümkün olduğunca azaltsınlar.

Tüm bu muazzam amaçlar için bir araya gelen iki markanın birlikte bir ‘wearable’ (giyilebilir teknoloji ürünü) çıkaracağını beklemeyin yalnız. Bu konuyu ve son on yıllık dönemin en sürdürülebilir giysilerine imza atan iki dâhiyane beyinden biri olan, bu işbirliğinin Toray tarafının Yuki Katsuta’sı konuyu şöyle özetliyor; “Giyilebilirler o kadar trend ki aslında bir işe yaramıyor. Öncelikle düşünülmesi gereken şey, bu parçalara gerçekten ihtiyaç olup olmaması ve böyle bir durumda onları uygun fiyatlarla üretebilmek ki yine uygun fiyatlarla tüketiciyle buluşturabilmek. Bir üründe yenilikçilikten çok daha fazlası olmak zorunda. Ve bu tamamen insanları dinlemek, istediklerini ve henüz istediklerini bilmedikleri şeyin ne olduğunu öğrenebilmekle ilgili. Bu hiç kolay değil. Ama çözdüğünüzde, işte gerçek ‘yenilikçilik’ bu demektir.”