Mükemmel Tokyo’nun İzleri

10 Nisan 2018

Melbourne’lü fotoğrafçı Tom Blachford, son serisi ‘Nihon Noir’da Tokyo’daki Nagakin Capsule Tower binasını fotoğraflayarak, kendisinin ve Japon mükemmeliyetçiliğinin ortak izdüşümünü yaratıyor.

"Modern cam gökdelenlerle kavuşan Tokyo’nun gök çizgisi ve Japon mimarisinin, sanatçının fotoğraflarındaki rolü büyük elbette. İşte tam bu noktada Blachford, ödüllü mimarlar Shigeru Ban, Tadao Ando ve Kenzo Tange’nin isimlerini anıyor."

Tom Blachford’ın mükemmel kareyi yakalamak için yapmayacağı şey yok. Bu gecenin zifiri karanlığında bir mülke izinsiz girmek de olabilir, ışığı kendi istediği hale getirmek için bir sokak lambasının ampulünü kırmak da... Son projesi ‘Nihon Noir’ serisinde Tokyo’daki Nagakin Capsule Tower binasını fotoğraflayabilmek için, 15 anayol işçisini kendisini 20 metre yukarıya yükseltmek suretiyle kandırmış da olabilir... Melbourne’lü fotoğrafçı, işinin öyle çok azını şansa bırakıyor ki, editing kısmında çok daha az vakit harcıyor. Yani özetle, projelerinin başından finaline kadar, büyük bir titizlikle çalışıyor.

Blachford, sanatseverlerin ilgisini, orta çağ Palm Springs evlerini de konu ettiği, muazzam ay ışığı serisi ‘Midnight Modern’ projesiyle çekiyor. Gece yaşayan sanatçı, son olarak Bolivya’ya gidiyor ve Freddy Mamani’nin fantastik binalarını fotoğraflıyor. Geçen yıl Blachford, Avustralya’lı Asahi Beer markasının sponsorluğunda Tokyo’nun farklı yüzünü göstermek üzere yola çıkıyor. Serideki amacının, şehri ilk ziyaret ettiği zamanki hissi yakalamak olduğunu söyleyen sanatçı, izleyicinin de aynı onun gibi sanki bir paralel evrendeymiş gibi hissetmesini hedefliyor. Fotoğraflarındaki gizemli hissin aynı zamanda kafa karıştırıcı olması gerektiğini de anlatıyor.


Avustralyalı fotoğrafçı ortaya çıkardığı Nihon Noir serisinde, yönetmen Nicolas Winding Refn’in işlerini referans aldığını belirtiyor. Ama aynı zamanda, bilim kurgu klasiği olan Blade Runner’ın da izlerini görebiliyorsunuz. İlk Blade Runner filmi, aslında sadece bir yıl sonrasında 2019’da geçiyor. Filmdeki gibi henüz dünya dışı bir kolonileşme yakın gelecekte mümkün görünmüyor ama şehirlerin büyüme hızı, fotoğrafçının yakaladığı karelerde, geleceğin çok daha ‘yakında’ olduğunu fark ettiriyor.


Modern cam gökdelenlerle kavuşan Tokyo’nun gök çizgisi ve Japon mimarisinin, sanatçının fotoğraflarındaki rolü büyük elbette. İşte tam bu noktada Blachford, ödüllü mimarlar Shigeru Ban, Tadao Ando ve Kenzo Tange’nin isimlerini anıyor. Serisine çalışırken mimarların işlerine derin araştırmalarla dalan fotoğrafçı, 1990’lardan sonra ortaya çıkan post-modern binaların aslında son derece fütüristik hisleri olduğunu da keşfediyor.

Ara vermeden tam altı gün boyunca gün batımından hemen sonra çalışmaya başlayan Blachford, Google Maps’ten bulduğu 20 tuhaf binayı fotoğraflıyor. Onun lensinden Edo-Tokyo Museum olduğundan daha görkemli, New Sky Building çok daha çekici görünüyor. Ortaya çıkan her fotoğraf, Tokyo’nun kaotik ambiyansından başka bir şeyi, daha sakin bir dünyayı tanıştırıyor. Ama neticede her fotoğraf, Japon kültürünün ve fotoğrafçının ortak noktasını; mükemmeliyetçi zihniyeti vurguluyor.