Proje Bir Diyalogdur

21 Mayıs 2018

O bir tasarımcı olsa da çizimleri de bir çok kişi tarafından dövme yaptırılacak kadar seviliyor. Frédéric Forest, çizimlerini, yeni projelerini ve ilham kaynaklarını, İlkin Kurt’a anlattı.

"Çizmek her zaman tasarımcı olmanın bir parçasıdır. Bu ilk kelimedir, başlangıç noktasıdır, ardından birkaç cümle gelişir ve sonunda aradığımız cevaplar oluşur. Ardından bambaşka bir şeye dönüşür: modellemeden son haline, gerçek ürüne."

Bize biraz kendinden bahsedebilir misin? Frédéric Forest’ın öyküsü nedir?

Fransız Alplerinde yer alan Annecy’de büyüdüm. Skateboard, kayak, snowboard yaparak vakit geçirdim ve çizdim. Herkes gibi çizmeye, yazmaktan daha önce başladım. O noktada durmadım, bunu sevmiştim. Bu virüs gibi yayılan bir his. Fakat her zaman, ürün tasarımına ilgi duydum. Çünkü bu sadece kendim için çizmek değil, daha kapsamlı bir şeydi. Ardından, Paris’teki ENSCI/Les Ateliers’den mezun oldum. Daha orada öğrenciyken, Cartier’in deri ürünleri projelerde çalıştım. Fransa’dan İtalya, Montebelluna’da bulunan, üst kalite spor ayakkabılar tasarlandığım, Adidas Advanced Design Studio’da çalışmak için ayrıldım. Daha sonra uluslararası lüks firmalar için marka tasarımı, görsel kimlik ve ürün tasarımı yaklaşımımı kullandım. 2008 yılında, tasarımcı Erwan ve Ronan Bouroullec, Noé Duchaufour-Lawrance ve Jean-Marie Massaud ile çeşitli iş deneyimlerimden sonra, Clémentine Giaconia ile tasarım evleri ve markalarla ortak projeler yaptığımız kendi tasarım danışmanlık stüdyomuz FRST’yi ve ismini bizden alan, editörler ile birlikte geliştirilen mobilya ve iç mekan tasarımı projeleri ve özel projeler hazırladığımız stüdyomuz Forest.Giaconia’yı kurduk. Ve çizimlerime gelince; hiçbir zaman profesyonel bir hayat arayışı ile çizmedim. Instagram, hayatımda yeni bir sayfa açtı ve çizimlerimi çok ileriye taşımamı sağladı. Hatırlayabildiğim kadar eski zamanlardan beri çizmeyi seviyorum. Önceden bu çok kişisel bir şeydi, şimdiyse çizimlerim dünya çapına yayılıyor…

Fotoğraf, Clémentine Giaconia

Bir süredir dünyanın dört bir yanındaki yaratıcılarla röportaj yapıyorum. ‘İlham’ teriminin kendi bakış açılarındaki yerinin farkındayım. Bu çoğunlukla tesadüfi anların bir sonucu. Peki bunu etkileyen şeyler nelerdir? Bu konuda senin bakış açını duymak isterim.

İlham, kafamda dolaşan rastgele anların ve gördüğüm her şeyden çaldıklarımın bir sonucu. Bu anlar her şey olabilir; bir koku, bir ses, sokakta yolunun kesiştiği biri, bir kumaş ya da onun detayı... Bu kesitler etrafında ilham aldıklarım; fotoğraf, sörf, moda, kaykay, gastronomi, snowboard, müzik, seyahat, tipografi, kayak, dans, şiir, renk ve ışık. Projenin ölçeği ne olursa olsun, yeni duyguları ifade etmeme ve yeni hikayeler ortaya çıkarmama olanak sağlıyorlar.

Nerede okuduğumu tam olarak hatırlayamıyorum, fakat röportajlarından birinde yüzde yüz katıldığım ‘Proje bir diyalogdur’ cümlesini kurmuştun. İyi bir fikir, farklı formlar halinde gelebilir, ancak uygulama ve doğru bilgi anahtarlarıdır. Gelecekte ne tür projelerde çalışmak istersin?

Bunun listesi oldukça uzun olabilir. Bir otel ya da villa üzerine çalışmayı çok isterim... Ve saatler, tekneler gibi üzerinde çalışmaktan asla sıkılmayacağımız projelerimiz var.

Birçok farklı alanda (tasarım, iç mekan, sanat yönetmenliği ve illüstrasyon) deneyim sahibi biri olarak, en sevdiğin rol hangisi?

En sevdiğim rol; özel bir tanesine sahip olmamak.

Bir sürü takipçinin dövme sanatçısı olduğunu düşünmesini çılgınca buluyor musun?

Dövme dünyası ve dövme takipçileri beni çok heyecanlandırıyor. Hiçbir zaman bir gün çizimlerimden birisinin dövme olarak yaptırılmasını beklemiyordum, asla. Şimdi sayabildiğim kadarıyla, dünya çapında 2.500'den fazla var. Örneğin, bir adam tek seferde vücuduna dört tanesini birden yaptırdı, bir kadının ilk dövmesi tüm sırtını kaplayan bir çizimimdi. Fakat en çılgınca şey, %70'inden fazlasının bunu ilk dövmesi olarak yaptırması. Gerçekten çılgınca! Böyle düşünüyorum çünkü ben yüz çizmiyorum. Ya da en azından çok çizmiyorum. Yapardım fakat doğru çizgileri bulamadım. Yani, sanırım ana sebep bu: herkes özel olarak birisini düşünebilir çünkü çizimlerim belirli bir kimlikten ziyade bakış açısı, an ve jest üzerine odaklanmakta.

Genel olarak sosyal medya hakkında ne düşünüyorsun? Açıkçası, sanatçıların/tasarımcıların uluslararası tanınırlık elde etmesine yardımcı olurken, diğer yandan gerçekten deneyimsiz bir dijital gençlik yaratıyor.

En başında, bir yıl kadar önce eski bir akıllı telefonum vardı ve Instagram'ı bir depolama uygulaması gibi ve sadece kişisel fotoğraflarım için kullanıyordum. Sıfır takipçi! Ardından Clémentine ve ben web sitelerimizi kapatmaya ve yeni içerikler ve sanat yönüyle güncellemeye karar verdik. Bu zaman alan bir şeydi. Bu yüzden, tasarım çalışmalarımıza ait bazı görselleri, bazı çizimleri, çalışma aşamalarımızı, bir sanat yapıtını, bizi besleyen şeyleri, her zaman yaptığım şeyleri, ilk başta çok kişisel olan şeyleri hesabımda paylaşmaya başladım… Ve kontrolden çıkmaya başladı! Evet, bu bir viral yayılmaydı ve büyük bir besin kaynağıydı. Her şeyin birbirine bağlandığı dünyada yaşıyoruz. Her gün harika şeyler ve fikirler bulabilirsiniz. Bu daha iyisini yapmanızı ve gelişmenizi sağlayacak bir şey. Buna bir başkasının bana baktığı gibi bakıyorum. Sürekli devam eden bir diyalog. Bu açık bir günlük. Bir bakıma, çift taraflı bir ayna gibi. Ve bu aynı zamanda bir tuzak, kesinlikle gerçek olmayan ve hızlı tüketilen bir şey. Gerçekte sahte bir rüya satıyor. Bu dünya ile ilgili aldatıcı olan şey: Hızlı ama sürdürülebilir olmasını istiyoruz. İyi şeyler zaman alır. Telefondaki davranışlarımızla birlikte görgünün de yok olması çılgınca mesela. Görgüsüzlük çok fazla arttı. Sağladığım etkinin çoğu gerçeklikten geliyor, sokaklarda yürüyor, arkadaşlarıyla sohbet ediyor, insanlarla tanışıyor, müzelere ya da kitapçılara gidiyor, dergi okuyor, fotoğraf çekiyor, çiziyor, seyahat ediyor, kayıyor, sörf yapıyor, koşuyor…

Cartier ve Adidas gibi büyük markalar için çalıştın ve şimdi Clémentine Giaconia ile kendinize ait bir tasarım stüdyonuz var. Forest-Giaconia olarak Hermès ve Ligne Roset için birkaç parça yaptınız. Her şey nasıl başladı?

Paris'teki ENSCI / Les Ateliers'ten mezun oldum. Halen bir öğrenciyken, Cartier’in deri ürünleri projelerinde deri danışmanı Jocelyne Imbert ile birlikte çalıştım. Daha sonra, Fransa’dan İtalya Montebelluna'daki Adidas Advenced Design Studio'da üst kalite spor ayakkabı serisini tasarlamak için ayrıldım. Uluslararası lüks firmalar için marka imajı, görsel kimlik ve ürün tasarımı yaptım. 2008 yılında tasarımcılar Erwan ve Ronan Bouroullec, Noé Duchaufour-Lawrance ve Jean-Marie Massaud ile yüksek teknolojik ve sanatsal içerikli ürün ve mekan tasarımı projelerinde çeşitli deneyimler edindikten sonra, Clémentine Giaconia ile birlikte Forest & Giaconia isimli tasarım atölyemizi kurduk.

Bir ikili olarak tasarım yaklaşımınız nedir?

Clémentine Giaconia bir iç mimar ve ürün tasarımcısı. Erkek ve kadın olarak, deneyimlerimizi ve ilhamlarımızı çarpıştırıyoruz. Birlikte, nesnenin ve mekan formunun bir bütün olduğu, hat ve ana materyallerin tutarlı olduğu projelere imza atıyoruz. Öncelikle kendimizi şaşırtmalıyız, aksi halde diğerleri yaptığımız şeye şaşırmayacaktır. Bu, iki kişilik bisiklette yol almanın avantajlarından biri: iyi fikirler kendiliğinden büyüyor ve kötü olanlar yolda kayboluyor. Tasarım stüdyomuzu kurduğumuzdan beri, mobilya ve ev eşyalarından ticari mağazalara ya da özel restoranlara, yat, mücevher ve saatlere kadar geniş çeşitlilikteki disiplinlerde çalışıp yarattık. Gizlilik bizim ilk endişemiz. Müşteri sözleşmesinden önce asla konuşmuyoruz ve asla işi göstermiyoruz. Bunlar genellikle yüksek bilgi ve beceri ile oluşturulan lüks evler. Müşterilerimizin gizlilik şartlarına her gün saygı duymayı taahhüt ediyoruz.

Ana odağının tasarım olduğunu hissediyorum, çünkü illüstrasyona kıyasla daha fazla yaratıcılık ve odaklanma içermekte. Benimle aynı fikirde misin?

Sanatım çizim hakkında. Ana odağım tasarım. Aslında hepsini çok seviyorum, favorim yok. Her alan diğerine bakmanın yeni bir yolunu sunuyor ve bu beni her yönden besliyor. Çünkü hepsi birbirinden çok farklı: çizim kâğıt üzerinde, ancak kağıt tasarımın sadece başlangıcı.

Çizmek her zaman tasarımcı olmanın bir parçasıdır. Bu ilk kelimedir, başlangıç noktasıdır, ardından birkaç cümle gelişir ve sonunda aradığımız cevaplar oluşur. Ardından bambaşka bir şeye dönüşür: modellemeden son haline, gerçek ürüne. Ama asıl önemli olan, etkileşime girdiği kişi sayısıdır. Bir tasarım projesi, müşteri ekibi, tasarım stüdyomuzun ekibi, ortaklarımız, tedarikçilerimiz, perakendeciler gibi çok fazla rol dağılımına sahiptir. İyi bir müşteri ekibi, brief’in iyi olacağı anlamına gelir, bu da kendimiz için iyi bir meydan okuma olacağı demektir; en sonunda iyi bir ürüne dönüşen iyi tasarım anlamına gelir. Ancak çizerken, kesinlikle yalnızım. Her şey benden çıkıyor. Bu kaymak ya da sörf yapmak gibi. Proje ya da son fikir ne olursa olsun, kendime güvenmeliyim, onunla gitmeliyim ve hepsinin doğal olarak akmasına izin vermeliyim.

Açıkça görülüyor ki, kadın figürüne değer veriyorsun. Ne gördüğünü kağıda dökerken bunu ifade etmek zor oluyor mu?

Bir "eskiz" çizmek çok vakit almaz. Ama çizim aşamasına gelmek zaman alır. Doğru pozu, mükemmel ışığı, aklımdaki görüntünün en önemli yönünü ve mükemmel aracı bulmak. Daha sonra kağıtta beliren şey, diğer bütün aşamalardır…

Görünen o ki bir kaç kitap projesi üzerinde çalışıyorsun. Bize bunun hakkında daha fazlasını anlatabilir misin?

Üzerinde çalışmayı sevdiğim güncel bir proje var: çok doğal bir yaklaşımı olan Fransız fotoğrafçı Quentin Simon ile özgür bir işbirliği. Yapıtlarımız arasında diyalog kurma fikrini beğendik ve mimarlık, İspanya gezileri, Mies Van der Rohe tarafından yönetilen Barcelona pavyonu hakkında konuştuk. Oldukça hızlı bir şekilde, su havzasının oluğuna yerleştirilen Georg Kolbe'nin bir heykeline odaklandık: Alba’ya. Bu ışık ve gölgenin birbiriyle karşılaştığı, askıya alınmış bir zamandı. Bizim için o, binanın başlangıcıydı, aynı zamanda sudaki yansımasının bir esiriydi, aynı zamanda mermer ve cam üzerinde mekanda çoğaldığı hissini yaratıyordu. Böylece hikayesinin geri kalanını, nasıl dışarı çıkacağını, nereye gideceğini, başka yerlerde ne yapacağını, yeni siteleri, diğer mimarileri hayal etmeye başladık…Ve başka projeler de devam etmekte: sadece çizimlerden oluşan bir monografi ve daha fazlasını kurguluyoruz.

Genç yaratıcılara ne önerirsin?

Denediğim farklı adımları ve bunların neler getirdiğini anlatmak kolay olurdu. Fakat bunun için bir rehber sunmak zor. Temel olan şey, yaptığınız iş. Dinle, bak, seyahat et, öğren, oku, çalış, dene ve bunları tekrar tekrar yap. Eğer öğrenmeyi bırakırsan, bir problem var demektir. Sanat sistemi, moda, mobilya, şarap ve ruh, saat, mimari, takı, iç mekan, ne hakkında ne olursa olsun, endüstrinin gerçekten nasıl çalıştığını anlamak zorundasınız… Ve aynı şekilde üretim tekniklerini, fabrikaları, tedarikçileri, insanları, ticareti, mağazayı, network’ü, medyayı… Bunlar kendi yolunuzu bulmak ve yaratmak için ana ipuçlarıdır.