Q&AJournal: Ayşe Ege & Ece Ege

12 Aralık 2019

Ayşe Ege ve Ece Ege ilgilendiği alanları ve ilham kaynaklarını, Dice Kayek’in yeni projelerinin yaratım sürecini AJournal’a anlattı.

Bütün hikaye aslında beyaz poplin gömlekler ile başladı. İlk olarak mükemmel pamuklu gömleği icat ettik. Ortaya çıkardığımız bu gömleklerle sonradan gelinlik bile yaptık.

Dice Kayek markanızın oluşum süreci nasıl gelişti? 

Bütün hikaye aslında beyaz poplin gömlekler ile başladı. İlk olarak mükemmel pamuklu gömleği icat ettik. Ortaya çıkardığımız bu gömleklerle sonradan gelinlik bile yaptık.


Kardeş olarak birlikte çalışmak nasıl bir deneyim? 

Kardeş olarak birlikte çalışmanın hem avantajları hem de dezavantajları var. Dezavantajından başlayacak olursak, devamlı kavga ediyoruz. Avantajı ise, kardeş olduğumuz için bu kavgaları çok hızlı unutuyor ve affediyoruz. Normalde dışarıya asla tolerans göstermeyeceğimiz konuları kardeş olduğumuz için çabucak unutabiliyoruz. 

Dice Kayek olarak markanızın ruhunu nasıl tanımlarsınız? 

Modern, romantik, zamansız ve yaşsız. 

Yeni koleksyon hazırlık sürecinizi tanımlar mısınız? Yeni bir koleksiyona hazırlanırken size neler ilham verir? 

Moda sektörünün şu an içinde bulunduğu durum dolayısıyla markalar durmaksızın koleksiyon hazırlıyor. Yani dönüp baktığınızda ‘’Nerden esinlendim?’’ sorusuna cevap verecek vakit dahi yok. Ancak çok sıklıkla gerçekleştirdiğimiz, genellikle Uzak Doğu’ya olan iş seyahatlerimiz bize büyük ilham veriyor. Uzak Doğu sokaklarındaki insanların giyimi, bilinmeyen destinasyonları bu ilhama verebileceğim örnekler olabilir. 


Her alanda değişim ivmeli bir şekilde devam ediyor. Yapısallığın ve mimari yansımaların ön planda olduğu koleksiyonlarınızı hızla değişen moda trendlerine arasında nasıl konumlandırıyorsunuz? 

Dice Kayek temel yapıtaşları arasında yer alan zamansızlık aslında Dice Kayek’in hızla değişen moda trendleri arasında kendini korumasına fayda sağlıyor. Dice Kayek’in neredeyse on yılı aşkın bir süredir tasarladığı ve imzası haline gelmiş olan “signature” parçaları var. Artık klasikleşmiş olan koleksiyondaki bu parçalar (balon kollu gömlek, Signature elbise gibi) diğer trendlere de yol açıyor diyebiliriz. 

Paris’te bir dünya markasına dönüşmeyi başardınız. Türkiye’de modayla, modanın gelişimi, Türk tasarımcıların yükselişiyle ilgili neler gözlemliyorsunuz? 

Yurt dışından Türkiye’yi ziyarete gelen alıcıların Türk moda tasarımcılara olan ilgisi son dönemlerde oldukça yükselişte. Bu durum haliyle Türk moda dünyasını da pozitif etkiledi. Artık Beymen, Gizia Gate, Harvey Nichols gibi departman mağazalar da Türk tasarımcıların tasarımlarına da oldukça yer veriyor. Bu durum da Türk tasarımcıları üretmek ve tasarım ortaya koymak konusunda oldukça cesaretlendiriyor. 

Moda sizin için bir tasarım disiplini olmak dışında ne ifade ediyor? 

Modanın yalnızca bir tasarım ortaya koymak olduğunu düşünmüyoruz. Moda aslında bir hayat stilidir. Modayı yalnızca tasarım alanında limitleyemeyiz. 


Son zamanlarda moda dünyasında fark yarattığını düşündüğünüz bir isim veya koleksiyon oldu mu? 

Buna koleksiyon veya isim olarak değil de, büyük moda evlerinin bile dikkatini çekmiş olan ‘’streetwear’’ akımını örnek verebiliriz. Artık tüm büyük moda evlerinin koleksiyonlarında bile sokak stilinden esinlenilmiş parçalar görebiliyoruz. Son zamanlarda moda dünyasında fark yaratan en büyük trend diyebiliriz. 

Haute Couture ve Ready-to-Wear koleksiyonlarınızla dönemin önde gelen markalarından biri olarak gelecek projelerinizden bahseder misiniz? 

Paris’in kalbi Saint Germain’de yakın zaman önce bir mağaza açtık. Bu mağazanın bir bölümünü semi-couture olarak adlandırdığımız kişiye özel bir tasarım atölyesine dönüştürdük. Dolayısıyla kişiye özel, ancak çok hızlı bir tasarım sürecinde ortaya çıkan bir couture deneyimi hayata geçirmiş olduk. Yakın gelecekte bu deneyim üzerine geliştirmeler yapmayı hedefliyoruz.