Q&AJournal: Can V. Hakko

06 Mayıs 2020

Vakkorama Café ve C46 markasının kurucusu Can Hakko, gastronomi tutkusunu, en sevdiği yemek tarifini ve karantina günlerini nasıl geçirdiğini AJournal ile paylaştı.


Deneyimlerimden kazandıklarım ile İstanbul’a dönmek ve çalışma alanında bir fark yaratabilmek en büyük hayalimdi.

Yemeğe olan merakınız nasıl başladı?

Küçüklüğümden beri yemeğe meraklıydım aslında. Yemeğe olan sevgimin esas sebebi aileyi bir araya getirmesiydi. Annemin özel tariflerini birleştiren bir yemek kitabi hazırlamıştım. Onun tarifleri ve ailemde yarattığı mutluluk yemeğe olan sevgimi güçlendirdi.


Uzun yıllar yurtdışında yaşadınız ve şeflik eğitimi aldınız. Biraz bu dönemdeki tecrübelerinizden bahsedebilir misiniz?

Üniversite eğitimim için 6 sene Miami’de yaşadıktan sonra aşçılık eğitimi almak için New York’a taşındım. Institute of Culinary Education’da Aşçılık ve Restoran İşletmeciliği Eğitimi aldım. Bu eğitimi tamamlamak için Jean Georges restoranlarından biri olan Mercer Kitchen’da staj yaptım. Yurtdışında yasadığım bu süreç sayesinde birçok farklı kültürle tanıştım, farklı sektörlerde deneyim kazandım ve hiç bilmediğim ilgi alanlarımı keşfettim. Bu deneyimlerden kazandıklarım ile İstanbul’a dönmek ve çalışma alanında bir fark yaratabilmek en büyük hayalimdi.


Sizin damak tadınıza en uygun mutfak hangisi?

Kesinlikle İtalyan mutfağı! Sanırım makarnaya olan düşkünlüğümden dolayı...

Bugüne kadar deneyimlediğiniz en iyi restoran neresiydi ve menüde en çok neyi beğenmiştiniz?

Hiç şüphesiz Modena’daki Osteria Francescana. 3 ay öncesinden sabah 3’te açılan çevrimiçi rezervasyon sisteminden yer bulmaya çalışmaktan, oraya giderkenki heyecanımıza, yemeklerin güzelliğinden, garsonların mükemmel servisine kadar her detayıyla en unutulmayacak restoran deneyimimdi. Her yemek birbirinden farklı ve özeldi ama en çok aklımda kalan “5 Ages of Parmigiano Reggiano” oldu. Sadece 1 malzeme ile bu kadar farklı tatları bir tabakta buluşturabilmek çok etkileyici.

Peki dünyada ve Türkiye’de takip ettiğiniz şefler kimler?

Osteria Francescana’nin sefi Massimo Bottura, bir diğer unutulmaz deneyimlerimden birine imza atmış olan Blue Hill Stone Barns’in şefi Dan Barber. Henüz tatmaya fırsat bulamadığım fakat mutfağını çok merak ettiğim bir diğer şef ise Noma’nin şefi Rene Redzepi.

Biraz da Vakkorama Café den bahsedelim… Sizin için ne ifade ediyor, mekanı ve menüyü oluştururken nelere dikkat ettiniz?

Vakkorama Café’nin yeri benim için çok ayrı. Projenin başından beri içinde bulunduğum için A’dan Z’ye her noktasıyla ilgilenerek hayalimdeki café’yi hayata geçirebildiğim için çok mutluyum. Konsepti oluştururken yurtdışında gitmekten keyif aldığım, hem sıcak bir ortam sunan hem de lezzetli yemekleri olan restoranlardan ilham aldım. Amacımız günün her saati, tek başına veya kalabalık gidebileceğiniz, ruh halinize göre her çeşit yemeği bulabileceğiniz ve aynı zamanda Türkiye’de başka restoranlarda bulamayacağınız kendine özgü tabaklar yaratmaktı. Projenin her noktasında benimle aynı duyguyu ve amacı paylaşan çok yaratıcı ve hevesli insanlarla beraber çalışmanın ayrıcalığını yakaladım. Ortaya çıkan sonuç hepimizin hayallerindeki gibi oldu ve kısa sürede çok güzel geri dönüşler aldık.


Pandemi günlerinde zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz?

Bu süreçte işe gidemesek de iş yoğunluğumuz kat kat arttı. Yeni döneme uyum sağlayabilmek ve müşterilerimize en iyi, en güvenli hizmeti verebilmek için sanal toplantılar yaparak çok yoğun çalışıyoruz. Onun dışında kalan vaktimi de spor ve yemek yaparak geçiriyorum.

Modaya da bir merakınız var, C64 markasını kurdunuz, bunun hikayesini aktarabilir misiniz?

Moda merakım dedeme olan hayranlığımdan geliyor. Ben de kendi tarzıma ve günümüzün modasına uyan bir marka tasarlamak istedim. C64 markası da böyle doğdu. Günlük giyilebilecek, kaliteye, detaya ve renklere önem veren, rahat ve aynı zamanda kalıcı olan parçalayan oluşuyor. En severek giydiğim parçaları üretip bunları paylaşabilmek çok mutlu edici.

Seyahat etmeyi çok seviyorsunuz, rotanızı seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? Restoranlar ve yeni tatlar ne kadar büyük bir rol oynuyor seçimlerinizde?

Yeni yerler keşfetmek ve yeni şeyler denemeyi çok seviyorum. Genelde yeni restoranlar denerken hep açık görüşlüyümdür ama ilk defa yeni bir yere gidiyorsam önceden araştırır ve tatilimi ona göre planlarım. Ama spontanlığa yer bırakmaya da özen gösteririm. Yeni bir şehri gezerken sokaklarda yürüyerek keşfedilmemiş yerleri bulmanın heyecanı çok ayrı!

Evde kolaylıkla yapabileceğimiz ve sizin de mutfağa girdiğinizde en çok yapmayı sevdiğiniz tarifi rica edebilir miyiz?

Karantinada zamanımı bol bol taze makarna yaparak geçiriyorum. Dolayısıyla aklıma biricik makarna tarifim geliyor. Favorilerimden biri Rigatoni Alla Votka. Hem yapması kolay hem de çok lezzetli.  

Can Hakko'nun AJournal'a özel olarak paylaştığı Rigatoni Alla Vodka tarifini buradan inceleyebilirsiniz.