Q&AJournal: Cemre Torun

29 Eylül 2020

Q&AJournal’da bugün, yemek yazarı, editör ve danışman Cemre Torun karantina döneminde büyük özveriyle gerçekleştirdiği “Restoranlar Evde” projesini AJournal’a anlattı.


Her şehrin yeme-içme dünyası, o şehri diğerlerinden ayıran ve özgün kılan en önemli karakteristik özelliklerden. Siz İstanbul’un yemek kültürünü nasıl tanımlarsınız? 

İstanbul, bence içinde yaşadıkça, onu anlamaya çalıştıkça daha da karmaşıklaşan, tam çözdüm derken şaşkına çeviren bir şehir. İçerdiği tezatlar yemek dünyasına da yansımış. Bir yandan son derece tutucuyken, diğer yandan yeniliği kabul ediyor. Kalabalık ve çok büyük bir şehir ama aynı zamanda mahalledeki yufkacının, köşedeki enginar satan amcanın samimiyetini barındırıyor. İstanbul’u İstanbul yapan, kuşkusuz binlerce yıldır içinde yaşamış farklı kültürler. Bu kültürleri, bu çeşitliliği yaşatan mekanların hala var olması İstanbul’un yeme-içme dünyasını heyecanlı kılıyor.


“Restoranlar Evde” projesi çoğu restoranın kapalı olduğu dönemde özlediğimiz İstanbul restoranlarının yemeklerini bir kitapta topluyor. Projenin çıkış noktasından bahsedebilir misiniz? 

Karantinaya gireli birkaç hafta olmuştu, bir yemek yazarı olarak Covid-19 krizinden en çok etkilenen sektörlerden biri olan yeme-içme sektörüne nasıl destek olabilirim diye düşünürken aklıma restoran tariflerinden oluşan bir kitap hazırlama fikri geldi. Sadece bireyler değil markalar da satın alarak destek olsa, geliri restoran çalışanlarına gitse, içinde tariflerin dışında sektörün değerini anlatan yazılar da olsa diye düşündüm. Amacım, özellikle bugünlerde sektörün değerini ve sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatmak ve elde edilen gelirle restoran çalışanlarına destek sağlamaktı. 

Desteğin bir an önce ulaşması için kitabın hızlıca çıkması gerekiyordu. Normalde böyle bir kitap için özel çekimler yapılır, röportajlar ayarlanır, tasarımı, baskısı derken bitmesi aylar sürer. Ancak normal bir zamanda değildik, kimse evinden çıkamıyordu. Birçok kişi ve kurumun desteği olmasa olamazdı. 100’ün üzerinde restoran tariflerini paylaştı, 30’un üzerinde yazar kitaba özel yazılar yazdı, onlarca marka toplu alım yaparak binlerce kitabın satılmasını sağladı. Doğan Burda Dergicilik ve İstanbul Life dergisi yayımcılığını üstlendi. Tasarımını Salon Couture Books rekor hızda tamamladı. Derya Turgut ve Seren Dal fotoğraflarını, Erdil Yaşaroğlu karikatürünü hediye etti. Hybrid Community tanıtımını üstlendi. İhtiyaç sahiplerini belirlemede TURYİD projeye dahil oldu. Desteği Hepsiburada.com, hediye çeki şeklinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. İşin içindeki herkes projeye kalpten inanarak, gerçekten gönülden yardım etti. Bu anlamda restoranlara destek olma amacıyla yola çıkılan ve birlikten güç doğduğunu gösteren bir proje ‘Restoranlar Evde’. 


Kitapta İstanbul’un önde gelen yaklaşık 100 restoranından tarifler yer alıyor. Oldukça zorlu olmasına rağmen, buradaki seçkiyi nasıl belirlediniz?

Normal zamanda böyle bir kitap için 100 değil, 500 restoran bile yetmez ama bu kısıtlı sürede bir sınır getirmek zorundaydım. Bazı restoranlar var ki, örneğin esnaf lokantaları, balıkçılar, meyhaneler, şef restoranları, onlar olmadan kitap İstanbul’un yeme-içme dünyasını doğru yansıtamazdı. Restoranları seçerken, farklı mutfaklardan olmalarını, farklı tarz ve semtlerden olmalarını da göz önünde bulundurdum.  


Bugünlerde sevdiğimiz restoranlara destek vermek her zamankinden daha önemli. “Restoranlar Evde” sektöre nasıl bir katkı sağlamayı amaçlıyor?

Restoranlar Evde, onlarca markanın desteğiyle 10 bin adet basıldı. Üçüncü ayına girdiğimiz bugünlerde neredeyse tükenmiş durumda. Kitaptan elde edilen tüm gelir, baskı ve gönderim maliyeti dışında, ihtiyaç sahibi restoran çalışanları yararına kullanılıyor. İhtiyaç sahipleri, sektörün önde gelen temsilcilerinden TURYİD (Turizm, Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği) liderliğinde belirleniyor. Binlerce kişiyi hedeflediğimiz destek, Hepsiburada.com tarafından 200 TL değerinde hediye çekleri şeklinde ulaştırılacak. Kitabın bir amacı da sektörün değerini hatırlatmak. Bunun için kitapta onlarca gastronomi yazarı, şef ve fikir önderinin projeye özel yazdıkları, İstanbul’un tadını tuzunu hatırlatan yazılar da bulunuyor. 


“Restoranlar Evde”nin devamı niteliğinde bir proje düşünüyor musunuz?

Bu projenin devamı gibi değil, farklı bir formatta ama benzer bir fikir var aklımda.