Q&AJournal: Erkal Aksoy

21 Şubat 2020

Tasarımcı ve koleksiyoncu Erkal Aksoy, başta A la Turca House olmak üzere ilgilendiği alanları ve ilham kaynaklarını ve güncel projelerini AJournal'a anlattı.


İstanbul’un tarihi ve sanatsal semtlerinden Çukurcuma’da yer alan A la Turca House nasıl doğdu? Çukurcuma’daki binayı nasıl keşfettiniz?

Çukurcuma’ya ilk kez 1980’li yılların başında keşfettim. O zamanlar koskoca sokakta iki veya üç adet antikacı vardı. Buna rağmen ben sokağın atmosferinden ve İtalyan mimarların yaptığı karakterli binalardan ve Pera’nın devamı olduğundan çok etkilenmiştim. Bana göre İstanbul’un en karakterli sokaklarından biri burası. Bu sokağın kısa zamanda gelişip kalabalıklaşacağından hiç şüphem yoktu. Buradan güzel bir yer almaya gözüm kapalı karar vermiştim. İşte “A La Turca House” böyle doğdu. İlerleyen zamanlarda ise İtalyan Konsolosu’nun bana verdiği bilgiler Çukurcuma’daki Faikpaşa’ya olan sempatimi daha da pekiştirdi. Böylece doğru adreste olduğumdan bir kez daha emin oldum.


Fotoğraf: Rüçhan Gürşen


A la Turca House için edindiğiniz ilk parça neydi?

Ben bu serüvene başladığımda sadece kilim üzerine yoğunlaşmıştım. Tekstile ve kumaşa olan duyarlılığım sebebi ile en çok kilimler dikkatimi çekmekteydi. Aslında çıkış noktam kilime olan tutkumdu diyebiliriz. Bu yüzden ilk satın aldığım ve unutamadığım parça çok eski ve kıymetli bir Malatya kilimidir. İnsanı etkileyen ve izlerken heyecan veren önemli bir sanat eserinden farksızdır benim için. 


Koleksiyonunuzda yer alan eser ve tasarımları nasıl seçiyorsunuz? Daha çok hangi dönemlerden parçaları tercih ediyorsunuz?

Koleksiyonda yer verdiğim eserleri çoğunlukla gittiğim yerlerden, müzayedelerden ve antikacı dükkanlarından satın alıyorum. Eskicileri, antikacıları dolaşmak hem işim hem de kişisel zevkim adına sıkça yaptığım bir şeydir. Çoğunlukla ilham kaynağı edindiğim yer Anadolu Medeniyetleri Müzesi’dir. Kendi kültürümüzden esinlenmeyi, Osmanlı Dönemi’ni de referans alarak farklı sanatları harmanlamayı seviyorum. Bu dönem haricinde tercih ettiğim 60’lar, 70’ler ve eklektik tarzda bir şeyler yaratmayı çok seviyorum.


Fotoğraf: Martin Paternotte


Geleneksel Türk halı ve kilimlerine olan ilginizi ne zaman fark ettiniz? İyi işçilikli bir halı hangi özellikleriyle fark edilebilir?

Geleneksel Türk halı ve kilimlerine olan ilgim Anadolu yörelerimize yaptığım seyahatlerimde ve kültürel gezilerimde çok pekişti. Bu farkındalık sayesinde kendimi bilgi donanımı olarak da çok geliştirdim. İyi işçilikli bir halıyı fark etmek ve özelliklerine göre değerlendirmek benim için çok kolay. Makinadan çıkma olmayan; yani elde eğirilmiş bir yün olmalı öncelikle. İnceliği ve renkleri de işin püf noktası. Gerçek işçilik halının dokumasında ve renklerinde, bu renklerin doğal kök boya olup olmamasından kolaylıkla anlaşılabilir. 



Fotoğraf: Martin Paternotte


Türkiye’de ve yurtdışında keşfe çıkmayı sevdiğiniz yerler neresidir?

Ülkemizin her köşesi ayrı güzelliklere ve önemli bir tarihi geçmişe sahiptir. Keşfe çıkmayı en çok sevdiğim yerler öncelikli olarak özellikle bütün Anadolu bölgeleridir. Örneğin Mardin’in göz alıcı mimarisine bakmaya doyamıyorum. Kayseri, Malatya, Konya ve Sivas’ın özenli bir şekilde el işçiliği ile yapılmış dokuma ve kilim ağırlıklı yöresel ürünleri mimari felsefeme hitap etmektedir. Üretime katkısı olan şehirleri ziyaret etmekten keyif alıyorum. Yurt dışında ise tercihim Avrupa’dır. Fuar ve sergileri genellikle takip ederim. Gittiğim şehirlerde vakit buldukça mutlaka o bölgenin yerel pazarlarını ve eskicilerini dolaşırım. 


Kendi tasarımlarınızı yapmaya nasıl başladınız? Tasarımlarınızda hangi materyaller ve motiflere yer vermeyi seviyorsunuz?

Seri üretim benim işim değil. Ben sadece zaman zaman; tamamen özveri ile elde yapılmış, ustalık-işçilik gerektiren, kopyadan uzak, kendi tarzımı yansıttığım; orijinal ürünler yaptırıp bunları kendi koleksiyonumda değerlendiriyorum. Eski’yi yeni ile, Doğu’yu Batı ile sentezlemek ve bunu dozunda yapabilmek çok önemlidir. Objeleri, halıları, kilimleri ve tekstil üzerine birçok şeyi Osmanlı kültüründen esinlenerek harmanlamak çok hoşuma gidiyor. Böylece tasarım ürünlerden ziyade kendi tasarım köşelerimi ve kurgularımı oluşturuyorum. Bunları bir araya getirirken de genellikle pirinç, bronz, ağaç, demir gibi materyaller kullanmayı severek tercih ediyorum.


Fotoğraf: Kenan Özcan


Kapak Fotoğrafı: Nazlı Erdemirel