Q&AJOURNAL: Gizem Pirinççiler

28 Ocak 2021

Çağdaş amorf tasarımlı el çantaları yaratan Milano merkezli Naturae Sacra, kısa sürede global moda ekseninde tanınan bir marka haline geldi. Markanın kreatif direktörü Gizem Pirinççiler ile İzmir’den Milano’ya yolculuğunu, tasarımlarının özgün kimliği ve Türk zanaatı arasındaki derin bağını konuşuyoruz.


Bize kendinizden ve Kreatif Direktörü olduğunuz Naturae Sacra’dan bahsedebilir misiniz?  

İzmir doğumlu ve İzmir’e derinden bağlı ama aynı zamanda uzak kalmakta, yeni şehirlerde yaşamaktan ilham alan bir kadınım. Lisans eğitimimi Görsel İletişim Tasarımı & Endüstriyel Tasarım alanında çift ana dal yaparak tamamladım. Sonrasında Moda Sistemleri tasarımı üzerine ‘Çağdaş Dönemde Lüks Marka Estetiği’ konulu tezim ile Milano’da Yüksek Lisans eğitimimi tamamladım. Tezim, şimdi kreatif direktörü olduğum markamız NATURAE SACRA’nın ilk ayak izleriydi aslında. Fikirlerimi örneklendirmeye çalışırken neden gerçek olmasın diyerek ilk prototiplerimizi ürettik. Markanın özgün kimliği, organik ve naif bir yolla keşfedilmesine sebep oldu. Şimdi, aynı yolu izleyerek özgün ürünler üretmeye ve ürettiğimiz ürünlerin altını inandığımız fikirlerle doldurmaya çalışıyoruz.


Markanızın merkezi Milano olmasına rağmen Naturae Sacra parçaları Türkiye’de üretiliyor. El işçiliği ve çanta zanaatının iki önemli lokasyonu diyebileceğimiz İtalya ve Türkiye birlikteliği, Naturae Sacra için nasıl bir avantaj sağlıyor?  

Milano derinden bir tutkuyla bağlı olduğum bir şehir. Benim için her zaman bir ilham kaynağı oldu. Naturae Sacra’nın ilk showroomunu da Milano’da açtık. Şehrin bana ve markaya kattıkları eşsiz olsa da Milano’daki çalışma sürecimde keşfettiğim durum, Türkiye’deki zanaat ve üretim kalitesinin İtalya’dan farksız olmasıydı. Bu nedenle, Naturae Sacra’nin üretimini Türkiye’de sürdürmeyi gönülden istedim. İtalyan inceliği ve hassasiyetini tasarımlarımıza taşıyarak yetenekli Türk zanaatkarlarına teslim etmek, aynı zamanda onların geleneksel yöntemlerini modern bir dile dönüştürmek ve bu süreçte kendi tekniklerimizi yaratmak inanılmaz bir deneyim oldu. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, bu heyecan bizi her daim üretmeye teşvik ediyor.


Sıradanlıktan uzak, doğal formlardan referans alan Naturae Sacra’nın tasarım estetiğini nasıl tanımlarsınız? 

Çabasız. Evrende gördüğümüz her şeyin eşsiz olması, doğanın tasarıma çabasız şekilde dönüşmesi fikrinden geliyor Naturae Sacra. Bunu “dönüşüm” kelimesi ile ifade etmeyi çok seviyorum çünkü her tasarımın arkasında, aslında kendiliğinden var olan bir doğal durumu, kendi zihnimde başka formlara dönüştürmek var. Bu sebeple, eşsizlik kavramı yaratım sırasında değinmek istediğimiz en temel unsur. Naturae Sacra‘nın üretim teknikleri ile de bu özgünlük ve eşsiz olma durumunu destekliyoruz. Markanın mottosu, her çantanın tıpkı sahibi kadar eşsiz olabilmesine dayanıyor. Tasarımıyla fark yaratan aynı zamanda fonksiyonel bir ürüne sahip olmak, bana göre çağımızın en temel lüksü. 


Son zamanlarda, sürdürülebilirlik kavramı modada sık sık karşımıza çıkıyor. Naturae Sacra’nın bu doğrultuda neler yaptığından bahsedebilir misiniz? Sizin için sürdürülebilirlik hangi yapı taşları üzerine kurulu? 

Amorf formları, yalın ve fonksiyonel tasarımlar ile imza haline getirmeye çalışıyoruz bunu yaparken de, çantaların ana bedenleri deriden üretiliyor, modellerin hepsini el yapımı reçine saplar ya da detaylarla tamamlıyoruz. Bahsettiğim reçine saplar, markanın zanaat ve kadın istihdamına dair önemli çabasının kanıtı aslında. Sadece kadınların çalıştığı atölyemizde, elde üretilen bu reçine formlara yer vererek, makineleşmeye ve hızlı modaya karşı zanaatkarlığın yanında yer almaya çalışıyoruz. Bu nedenle, bizi fabrikada üretmeye zorunlu bırakacak yüksek adetlerde satış yapmayı bir süre daha tercih etmeyeceğiz. 

Naturae Sacra’nın bugünkü başarısının ardında bu çantaların her birini el emeğiyle üreten, reçine saplarını şekillendiren insanlar var. Onlara çalışmak bizim için derin bir motivasyon kaynağı. Sürdürülebilirlik en belirgin hali ile sosyal kalkınma konusuna odaklanmış olsa da kullandığımız materyaller de çevreye duyarlı. Bio içerikli reçine, seri üretimde sıkça tercih edilen plastik enjeksiyon yönteminin yerini alıyor. Benzer şekilde, ürünlerimizde kullandığımız deri materyaller, bitkisel tabaklama yöntemi ile tamamlanıyor. Aynı zamanda, üretim sürecinde geleneksel yöntemlerin unutulmaması için elimizden gelen tüm özveriyi gösteriyoruz.


Naturae Sacra, kısa sürede global moda ekseninde tanınan bir marka haline geldi. Gelecek koleksiyonlarınızda bizi neler bekliyor?  

Gelecek için çok heyecanlıyız ve enerjimiz katlanarak büyüyor. Naturae Sacra çantalar ile olan derin bağını ağırlıklı olarak koruyacak. Şimdi bunun yanında farklı ürün kombinasyonlarını tanıtmaya hazırlanıyoruz. Tasarım ekibimiz büyük bir özveriyle yeni projeler üzerine çalışıyor. Markamızı yeni alanlarda yeni ürünler üreten hale getirmek öncelikli amacımız. 2021 kışında çok daha dinamik, kalitesi ve özgünlüğü ile fark yaratmaya devam eden ve bizi takip eden özel bir komünite tarafından favori olarak kabul edilen bir marka olmak için çalışmaya devam ediyoruz