Q&AJournal: Kezban Arca Batıbeki

07 Ocak 2020

Kezban Arca Batıbeki işlerinin yaratım süreçlerini, ilham kaynaklarını ve güncel projelerini AJournal'a anlattı.


Bir işe başladığımda o iş zaten kafamda bitmiş olmalı, geriye onu gerçekleştirmek kalıyor sadece.

Çoğunlukla Ressam olarak bilinseniz de, farklı disiplinlerde eserler üretiyorsunuz. Bu disiplinlerdeki yaratıcı süreçleriniz nasıl gelişiyor?

Sanat kariyerime resimle başladım ama işlerimi başka bir boyuta taşıma isteğim hep vardı. Kendimden ve çevremden çok kolay sıkılabiliyorum, sanırım biraz da maymun iştahlıyım. Sergilerimi bir sinemacı mantığıyla kurgular, bir "Storyboard" üzerinde çalışır gibi şekillendirmek isterim. Seçtiğim konular belli renklerle, yalnızca o sergiye özel malzemelerle şekillenir. Bazen yıllarca, belli bir konu üzerine obje topladığımızı söyleyebilirim. Eşim de bu konuda bana çok yardımcı oluyor. Örneğin son sergimde kullandığım eski orijinal resimleri, neredeyse 4 yıldır İstanbul ve gittiğimiz yurtdışı yolculuklarda topladık. Hepsini beğenerek aldık ve şimdi benim resmimin bir parçası oldular. Sergilerimde eserler dışında mekan, ışık, yerleştirme de benim için çok önemlidir. Beynim ve ellerimin çalışmayı reddettiği noktada da üzerinde çalıştığım konuyu bırakır ve başka bir platforma kaçarım. Bu platform genelde fotoğraf olur. Zaman zaman da yerleştirme ve videolar işin içine girer. Tabii sergiler arasında sıkça yaptığım yolculuklar da benim için son derece besleyici dönemler oluyor. Bir iş, başka bir işin tetikleyicisi oluyor bazen de.

 

Keban Arca Batıbeki, "Night"


Ürettiğiniz işler için ilham kaynağını nerelerden alıyorsunuz?

İlham kaynaklarım; sosyal olaylar, yakın ya da uzak çevremdeki kadınlar, yaşantımda deneyimlediklerim, kadınlarla ilgili medyada okuduğum haberler, yolculuklarım, evim ve zaman içinde giderek artan koleksiyonlarımız. Çünkü bu obje ya da efemeralar, zamanı geldiğinde bir sanat eserinin parçası olabiliyorlar, sadece toplamaya başladığımda henüz bundan haberim olmuyor.

Kezban Arca Batıbeki, "Twilight"


Bir iş üretmeye başlamadan önce izlediğiniz yaratım süreci nasıl gelişiyor?

Bir işe başladığımda o iş zaten kafamda bitmiş olmalı, geriye onu gerçekleştirmek kalıyor sadece. Bazı sergileri yıllarca kafamda demlendirdiğim, nasıl yapacağımı, hangi malzemeyi kullanacağımı bilemediğim olur, arada bambaşka işler yaparım, hatta başka sergi açtığım da olur. Ama o proje kafamın bir yerlerinde dönüp durmaktadır. Sonunda çözerim ve çok hızlı çalışırım, hiç yorulmam. Tabii iş ilerlerken işin içine yepyeni fikirler, sürprizler girer, fikirler fikirleri doğurur, ben yaptığım işten sıkılıncaya kadar da bu süreç devam eder. Sonunda kendimi apayrı bir konu  üzerinde düşünürken bulurum.



Kezban Arca Batıbeki, "Gündüz"

 

Fotoğraf, yerleştirme ve kısa film gibi çalışmalarınızda kesişen noktalar nelerdir?

Üzerinde düşündüğüm ve çalıştığım tüm disiplinler; ortak paydada benzer söylemleri paylaşırlar. Yalnızca öykü ve malzeme farklıdır. Bu nedenledir ki kariyerimi takip edenler, disiplinler arası farklı işlerimle ya da farklı dönemlerimle karşılaştıklarında onların benim işlerim olduğunu rahatlıkla tahmin edebilirler. Öncelikle kadın konuları; ağırlıklı olarak ilgi alanımdadır. Eğitimimden gelen grafik kompozisyonlar ve renk kullanımı, yaşantımı yansıtan kolajlar ve objeler sanatımın değişmez işaretleyenleridir.


Kezban Arca Batıbeki, "Big Red Circle"


Geçmişten günümüze sanat tarihini göz önünde bulundurduğumuzda sizi en çok etkileyen dönem, sanatçı ve/veya eser nedir?

İnanılacak gibi değil ama klasik resim eğitimi almadığım için Türkiye'de kimseden etkilenmediğimi söyleyebilirim. Güncel Sanat kitabı yoktu, dünyada olan bitenden habersiz yetiştirildik. Varsa yoksa Alman Dışavurumculuğu, Fransız Modernizmi ve onların Türkiye yansımaları vardı etrafta... Sonrasında ise Sürrealizm'den girdim Pop Art'tan çıktım. Önce Buñuel filmleri, Magritte, Dalí, Delveaux, sonrasında Warhol, Rauschenberg ve dönem arkadaşlarını, son olarak da güncel Amerikan sanatını buldum, fark ettim, sevdim. Sanırım şimdilerde ben de, her sanatçı gibi yüzlerce sanatçıdan etkileniyorumdur. Bu bir resim, fotoğraf, heykel olduğu kadar sinema, tiyatro, kitap ya da tarihi bir eser bile olabilir.

 

Sizi, kadının farklı sosyal bağlamlardaki konumunu öne çıkaran işlerinizle tanıyoruz. Feminist yaklaşımınızı nasıl tanımlarsınız?

Aslında adımla birlikte kullanılan sosyal ya da sanatsal başlıkları ve tanımları kullanmayı çok sevmiyorum. Anne ve babası feminist olan bir çocuk olarak zaten başka bir kimlik arayışına gerek kalmamıştı. Tabii işin şakası bu ama öte yandan doğru da... Sonuçta kadın olarak kendimi ispatlamak, bir birey olmaya çalışmak gibi zorlu süreçlerden geçmedim, zaten öyleydim ve öyle de kabul gördüm. Ben doğal olarak her kadının doğuştan feminist olması gerektiğini, hatta böyle bir tanım olmaması gerektiğini düşünüyorum. Aksi kişilikleri gördüğümde cinsim adına hayal kırıklığına uğruyorum. Feminist tanımı da bir yerde yine cinsiyetçi geliyor bana. Aslında galiba kalıplar ve zoraki tanımlar pek bana göre değil. Neysek oyuz.


Kezban Arca Batıbeki, "Vaad Edilmemiş Topraklar" Sergisinden 


“Vaad Edilmemiş Topraklar” sergisi kendi coğrafyalarından ayrılmak zorunda bırakılan vatandaşların hikayelerini ele alıyor. Bu eserleri üretme sürecinde yaptığınız araştırmalarda sizi etkileyen hikayelerden bahseder misiniz?

Son sergim “Vaad Edilmemiş Topraklar” Suriye göçmenlerini merkeze alarak, tüm ülkelerin göçmenlerine, hatta, zorunlu olmadıkları halde, sosyopolitik nedenlerle ülkelerinden ayrılmayı yeğleyenler üzerineydi... Göçmenlik üzerine üretilen işler çok uzun yıllardır var ve insanlarda hırs var oldukça sonu geleceğini de sanmıyorum. Atölyemin içinde bulunduğu kilisenin avlusunda, Suriye'den göçün en yoğunlukla yaşandığı dönemde, haftanın bir günü, göçmen kadınlardan oluşan uzun bir kuyruk olurdu. Evine yardım, ya da ekmek götürmek isteyenler ve kuyruğu oluşturanlar da   genelde kadınlardı. Bir de yine avluda, ülkelerarası bu zorlu ve zorunlu yolculukları, telefonlarına kaydeden göçmenlerin fotoğrafları sergileniyordu. Atölyeme girerken sürekli onlarla iç içeydim. Bu iki olay beni çok etkiledi. Resimlerimde sıklıkla bu özverili kadınların görsellerini kullandım.


 

Kezban Arca Batıbeki, "Kitsch Room Project" 

Yaptığınız sanat enstalasyonlarında bulunan mobilya, obje ve diğer eşyaları kendiniz mi buluyorsunuz? Bu süreç nasıl gelişiyor?


Evet, her şeyi kendim bulurum. Eşimle benim, çift olarak inanılmaz bir biriktirme merakımız var. Bir sürü şey toplarız. Ve istem dışı toplanan ve biriken bu efemera ya da objeler, zamanının gelmesini bekler. O zaman geldiğinde ise, bir şey beni tetikler ve bir anda o objeler, konular, efemeralar resim, fotoğraf ya da yerleştirmelerimde yer almaya başlarlar. Örneğin 2020 için planladığım sergim üzerinde 2014 yılında çalışmaya ve malzeme toplamaya başladım. Bakalım nasıl bulacaksınız…