Q&AJournal: Mina Dilber Temo

04 Aralık 2019

Mina Dilber Temo, ilgilendiği alanları ve ilham kaynaklarını, kurucusu olduğu ANIM markasının yaratım sürecini AJournal’a anlattı.

ANIM Living markasını yaratma hikayeniz nasıl başladı?

Anim aslında benim için hayali çok eskiye dayanan fakat gerçekleşmesi vakit almış yeni bir yolculuk. İki taraftan da tekstilci bir aileden geliyorum. Özellikle annemin ailesi yıllar boyunca ev tekstili ile uğraştı. Anneannemin yıllar boyunca biriktirdiği muazzam antika kumaşlar beni her zaman çok etkilemiştir. Eski ve doğulu dokulardan ilhamla, günümüze uygun, modern, genç, dinamik, Türkiye’nin tekstil gücünü ve kültürünü iyi anlatan, ev tekstili ağırlıklı bir yaşam markası kurmak istedim. Bunu yaparken de kökünü kalite ve kültürden alan “ulaşılabilir lüks” kavramı altında insanlara ulaşmayı hedefleyen bir marka yaratmanın peşine düştüm.


ANIM Living koleksiyonları nelerden oluşuyor?

Classic Essentials, Aegean, Terra ve Ethnic Vintage;  Anim altında olmasını hep isteyeceğim dört ana koleksiyon olarak hayata geçti.

Mesela Aegean Koleksiyonu, Ege sahillerinin verdiği sade yaşam ve huzurun,  bohem plaj yaşamı ile yeniden yorumlanması ile ortaya çıkan bir koleksiyon. Mavi ve beyaz çizgiler, mercan ve yeşil tonları hakim.

Ethnic Vintage ise, aslında beni en çok heyecanlandıran koleksiyonlardan biri. Türkiye’nin dört bir yanındaki el işçiliği ve kumaş zenginliği gerçekten dünyada sayılı ülkede var. Bu değerleri ön plana çıkarmayı ve dünyaya anlatmayı hedefleyen bu koleksiyon başlangıç olarak iki alt koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Bunlardan biri yaklaşık 100 yıllık, Karadeniz bölgesinden gelen el dokuması renkli ve çizgili kumaşlardan ortaya çıkan ve yastık, kaftan, masa örtüsü gibi ürünlere ev sahipliği yapan bir koleksiyon. Diğeri ise Şile’de el dokuması tezgahlarda hayat bulan, koton ağırlıklı kumaşların başrol oynadığı ürünler. Türk kültüründen hem tasarım hem kumaş olarak epey referans var fakat bunları dengeli bir şekilde birleştirmeye çalışıyorum. Geleneksel dokunuşlar ile modern bir çizgi yaratmak zaten Anim’in asıl referans noktalarından biri.

Tüm bu koleksiyonlar kapsamında yatak odası, masa, banyo, oturma odası grupları başta olmak üzere ev tekstili ürünlerinin tamamı ve sabahlık,kaftan veya seramik ve mum gibi farklı ürünler var. 

Son koleksiyonunuzdan bahsedebilir misiniz?

2020 Kış sezonu için hazırladığımız yeni koleksiyon Cosmic Latte, Anim’in kök anlamı olan yaşamın köklerine de gönderme yapıyor aslında. Cosmic Latte, bilim adamları tarafından evrenin ortalama rengine verilen ad. Bu renk bir kaç yıl evveline kadar soluk mavi olarak biliniyordu. Evren ve yıldızlar yaşlandıkça ise, evrenin ortalama rengi pembeleşecek, hatta mora dönüşecekmiş. Öte yandan dünyadan bakıldığınca, gökyüzü hep aynı. Her sabah ne olursa olsun hayata beraber uyandığımız güneş; günü bitirdiğimiz gece, yıldızlar, ay. Bizimkine benzeyip benzemediğini merak ettiğimiz, yaşamın olup olmadığını hayal ettiğimiz gezegenler, galaksiler... Yaşamı yaşam yapan, her daim ilham kaynağı bu dünyadan yola çıkarak bu koleksiyonu hazırladık. Aslında yine Anim’in köklerine bir gönderme, evrenin renklerinden ilhamla, parlak, ışıltılı, farklı dokuların birleşmesi ile masa grubu ürünlerine ev sahipliği yapan heyecan verici bir koleksiyon.


Dekorasyon üzerine size en çok ilham veren ve takip ettiğiniz markalar hangileridir?

Loewe, Jessica Coates, Luke Edward Hall, Hattie Molloy, Totokaelo, Simone Bodmer, Gimaguas, Casa Cabana, Saved NY, Alex Eagle, Restoration Hardware, ve Sanayi 313.

İstanbul’da zaman geçirmeyi en sevdiğiniz mekanlar nelerdir?

Soho House, Delicatessen, Çukurcuma’da Alaturca House ve Cuma Cafe, Minoa, Aman da Bravo, Petra’ya gitmekten keyif alıyorum. Pazar günleri Feriköy Antika pazarı, ve çocukluğumdan beri hiç vazgeçemediğim Kemer Country Atlıspor.

Gezmeyi sevdiğiniz şehirler nereler ve ilhamları nelerdir?

Uzun bir süre yaşadığım Los Angeles, havası, rahatlığı, sanırım her şeyi! Paris,’de Clignancourt ve La Maree; Marakeş’in renkleri ve her köşesi büyülü dünyası; Tokyo, insanları, yaşam tarzı ve dinginliği ile bana ilham veren şehirlerden.


Marka ismi ANIM nereden geliyor?

Latince’de Anim, yaşam demek. Hareket halinde olmak, hayatta olmak demek. Anim’i kurmadan önce de hayalimde ev tekstili ağırlıklı bir yaşam markası kurmak vardı hep. Ruhu olan ve her daim yaşayan. Aynı zamanda adım Mina’nın tersi.

Kişisel stiliniz markanıza nasıl yansıyor?

Stil aslında en basit hali ile bir insanın yaşamının, alışkanlıklarının ve karakterinin yansıması bence. Günlük hayatımda rahatlık ve sadelik ön planda benim için. Anim her şeyden önce bir yaşam markası olduğu için yine rahatlık ve sadelik ön planda. Çok düz ve sade bir stilim olduğu kadar yerine göre desen ve renk kullanmayı da çok seviyorum. Anim’in de sade olduğu kadar renkli, eklektik ve yerine göre geleneksel dokunuşları modernle birleşen hareketli bir çizgisi var.

ANIM’i ileride nerede görüyorsunuz, yurt dışına açılma planlarınız var mı?

Hayalim Anim’i tabii ki Türkiye sınırları dışına taşımak. Ama her zaman Türkiye’den, köklerimizden gelen tekstilin gücü, kalitesi ve binlerce yılın getirmiş olduğu kültür üzerinden bir hikaye anlatıcısı olarak. Önümüzdeki 6 ay içinde Anim ürünleri Amerika’da iki farklı noktada satışta olacak. Türkiye’de de çok heyecanlı planlar ve projeler var. Umarım zamanla daha iyi ve keyifli noktalara gelecek.

Son olarak, ürünleriniz nerede gösteriyor ve satıyorsunuz, bir mağaza açma planınız var mı?

Akaretler Sıraevler’de Anim Showroom’u haftanın 5 günü açık. Hem tüm ürünleri görmek, hemde kişiye özel sipariş vermek mümkün. Aralık ayında internet sitemiz açılıyor, oradan satış olacak. Aynı zamanda Beymen ve Jaune İstanbul’da belirli bir ürün seçkimiz var. Mağaza açma planımız şuan için yok ama önümüzdeki dönem için olabilir.