Q&AJournal: Pınar Baklan

13 Ağustos 2020

Sanatçı Pınar Baklan, soyut organik biçimler ve minimal yaklaşımlı tasarımlarıyla öne çıkıyor. Baklan, pandemi sürecindeki değişen çalışma pratiklerini, ilham kaynaklarını ve heyecan verici seramik serüvenini AJournal ile paylaştı.


Bir akademisyen olarak eğitiminiz ve tecrübeniz seramiğe yaklaşımınızı nasıl etkiledi?

Seramikte akademik eğitim, çamur malzemenin teknik, teknolojik, tarihi ve sanatsal olarak özümseyerek üretim yapabilmenin en iyi yolu diye düşünüyorum. Akademisyen olmak da tüm bu birikimi öğrenciyle paylaşırken günceli takip ederek sürekli olarak işin mutfağında olmayı gerektiriyor. Ben de 2009’dan beri hem ders verip hem üretirken master ve doktoramı bitirdim. Aynı zamanda alanımızda çok sayıda ulusal ve uluslararası projede yer alarak farklı ülkelerin sanatçıları ile etkileşimde bulundum. Tüm bu deneyimler, insanlığın tarihiyle yaşıt bu primitif ve bir o kadar da çağdaş malzemenin sınırlarının sonsuzluğunu daha iyi kavramamı sağladı. Seramikte bilimsel ve planlı çalışmak kadar malzemenin tüm sürprizlerine açık olup bu sonsuz öğrenim serüveninin tadını çıkarmam gerektiğini öğretti bana. 


Seramik ile çalışmaya ne zaman başladınız? Seramik yaratmada sizi motive eden faktörler nelerdir?

2003’te Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nde  öğrenimime başladığımda seramikle ilk kez çalışmaya başladım. Profesyonel anlamda üretmeye ise 2009 yılında Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki akademik görevimle başladım. Seramik malzemeden eserler yaratmada beni motive eden en önemli şey elbette son derece plastik bir materyal olan çamurdan uzun bir süre tasarladığım biçimlere vücut vermek. Eskiz defterimde yaratım sürecinde karalayıp, yazıp çizip tasarımla sonuçlandırdığım formları çamurla üretip var etmek hiç bitmeyecek bir heyecan benim için. 


Akışkan ve soyut formlar üzerinde çalışıyorsunuz. Bu yaklaşımınızın sebebi nedir?

Üretmekten en keyif aldığım soyut organik biçimleri minimal bir yaklaşımla tasarlamak uzunca bir süredir genel tavrım oldu. Öğrenciyken yaptığım eskiz defterlerime 15 yıl sonra baktığımda bile hala aynı üslupta formlara rastlıyorum. Önceki çalışmalarımda keskin kontrastlara sahip geometrik detaylar olsa da bu kıvrımlı yapı hep var. Sanıyorum malzemenin plastik karakterinden ve benim kendi karakterimden kaynaklı. 


Sanat ve zanaat arasındaki farkı nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Zanaat, ustalık ve beceri gerektiren malzemeyi malzemenin ve alanın geleneğindeki kural ve kaidelere göre işlemek üzerine çalışır. Sanatta ise çok daha özgür bir yaklaşım vardır. Sanatçının hedefi  beceri ile ustalık dolu bir iş çıkarmak yerine duygusunu, düşüncesini, tepkisini ruhuyla işleyerek hiçbir sınır olmadan özgürce imgelemine aktarmak ve yaratmaktır. 

Tasarımlarınız üzerinde çalışırken nelerden ilham alırsınız?

Doğa ve diyalog ilk kavram. Ancak ilham almaktan çok doğayı örnek alırım. Doğadaki sınırsız döngü ve diyalog ilk yola çıkış noktam. Son çalışmalarımda da bunu izlemek mümkün. 


“Biz” ve “Biz Bize” işlerinizin çıkış hikayesini bizimle paylaşır mısınız?

Dünyanın endişe verici bir sınavdan geçtiği pandemi dönemi kendi içime dönme, yeni kararlar alma ve daha fazla üretebilme fırsatı da verdi bana. Yurt dışından gelen kişilerin yerleştirildiği, her an ambulanslarla yeni vakaların hastaneye taşındığı karantina yurdu manzaralı evimin balkonunu atölyeye çevirip, bu süreçte anlamlarını irdelediğim kavramlar üzerine seramik malzeme ve yöntemleriyle heykeller yaptım. “Biz” ve “Biz Bize” biz olmanın, bir olmanın, birbirini tamamlamanın, farklılıklarımızla  anlamlı ve güzel bir bütün olmanın ve döngüyü birlikte tamamlamanın seramik malzeme ile anlatımı. Söylemenin, dinlemenin, döngünün, diyaloğun, iletişimin anlamlari ve değeri üzerine daha fazla düşündüğüm, endişeme sonsuz umudun eşlik ettiği self karantina günlerinde içimdeki çıkmazları seramik çamuruyla çözmeye çalıştım ve ortaya bu eserler çıktı.


Seramik yolculuğunuzda bir sonraki adımınız nedir? Yeni seriler için planlarınız var mı?

Seramik serüvenimde yeni yolculuğum bağımsız bir sanatçı olma adımımla başlıyor. 12 yıldır sürdürdüğüm akademik görevimi ve yaşadığım şehri geride bırakıp Ege’de kendi atölyemi kuruyorum. Akademik görevler olmadan sadece bu işe konsantre olarak özgürce üreteceğim yeni yolculuğun heyecanı içindeyim. Diyalog üzerine üreteceğim yeni serilerin eskizleri üzerine çalışıyorum.

Portre fotoğrafları: Ahmet Karakaş
Eser fotoğrafları: Pınar Baklan