Q&AJournal: Seyhan Özdemir

07 Kasım 2019

Q&AJournal Röportaj Serisinin ikincisinde Mimar Seyhan Özdemir, ilgilendiği alanları ve ilham kaynaklarını, kurucu ortağı olduğu Autoban’nın güncel projelerini ve proje süreçlerini AJournal’a anlattı.

Dünyanın önde gelen mimarlık ofislerinden Autoban’ın kurucu ortağısınız. Mimari yolculuğunuz nasıl başladı?

Mimarlık yolculuğum Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde başladı. Mimar olmak çocukluk hayalimdi. Mimar Sinan Üniversitesi'nde okurken ortağım Sefer Çağlar ile tanıştık. Üniversite birinci sınıftan beri birlikte çalışmalarımızı sürdürdük. 2003 yılında ise multidisipliner bir tasarım stüdyosu olmasını hayal ettiğimiz Autoban'ı kurduk. Ürün tasarımı, mimari, iç mimari çalışmalar ve tasarım başlıkları altında çalışmalar yapmayı hedefledik, bugün de bu çalışmalarımızı ve hedeflerimizi sürdürüyoruz.

Projelerinizi yaratırken nelerden ilham alıyorsunuz? Yaratma sürecinde hangi safhalara daha yoğunlaşıyorsunuz?

Coğrafyadan çok etkilenen bir ekibiz. Bulunduğumuz bölge lokal bir bölge olsa bile hedef kitle, müşteri profili ve anlatmak istediğimiz hikaye büyük önem taşıyor. Projelerle hikayeler anlatıyoruz ve bu özellikle uluslararası coğrafyalarda daha da farklı ve keyifli oluyor. Yepyeni bir kültürle tanışıyor ve ihtiyaçları inceliyoruz, sonrasında da benzersiz bir tasarım yaratmanın peşine düşüyoruz. Bunun dışında ilham aldığımız birçok farklı öğe var. Sürekli farklı olanı yaratma çabamız devam ettiğinden bir şeylerden beslenme de hiç bitmiyor. Seyahatlerden, sanattan ve farklı fikirlerden çok ilham alıyor ve bunları sürekli olarak takip etmeye çalışıyoruz.

Projelerinizde ve ürünlerinizde kullandığınız materyalleri nasıl seçiyorsunuz? Günlük hayatta aşina olduğumuz materyalleri farklı amaçlarla kullanarak tasarımlarınızda yer veriyor musunuz?

Autoban olarak malzeme ile çok iç içe olan bir ekibiz. Malzemeleri farklı yöntemlerle kullanmayı ve farklı malzemeleri bir araya getirerek deneysel çalışmalar yapmayı çok seviyoruz. Malzemelerin potansiyellerini zorlayarak yeni formlar ve sonuçlar ortaya çıkarmanın peşindeyiz demek yanlış olmaz. Tüm bunlar bir araya gelince de yeni fikirler birikiyor, doğmaya devam ediyor.

Mimari ve tasarım dünyasındaki ilginizi çeken gelişim ve değişimler neler?

Birkaç farklı akım var dünyada. Her şeyde olduğu gibi dünya ekonomisi ve çevresel faktörlere bağlı olarak yaşam değişiyor ve daha farklı yaşıyoruz. Yaşamdan beklentilerimiz farklılaşıyor ve yepyeni. Daha önce hiç hayal etmediğimiz şeyler tasarım yaklaşımımıza da etkili oluyor. Dünyada değişen kavramları iyi anlayıp irdeleyerek bunları iyi anlamaya çalışıyoruz. Biz mimarlar olarak insanların yaşamlarına tasarımla değer katmaya çalışıyoruz ve dolayısıyla bahsettiğim faktörlere bağlı olarak bu değerler de değişiyor. Bu değeri yaratan gerçek kavramın ne olduğunu ve ne olabileceğini her projede sorguluyoruz ve bunu geliştirmeye çalışıyoruz. Burada teknolojik  ve sürdürülebilir-doğal olmak üzere iki ana yaklaşım var diyebilirim. Biri diğerinden daha iyi diye bir şey yok, bütün bu yaklaşımlar doğru ve yerinde kullanıldığı zaman anlamlı oluyor. Burada tabii ki ilham almak ve mekana uygun bir hikaye yaratarak bunu tasarım diliyle adapte edebilmek önemli.

Autoban olarak yurtiçi ve yurtdışında devam eden güncel projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Maldivler'de çok yakın bir zamanda bir otel projesi tamamlamıştık, şu anda ikincisi üzerinde çalışıyoruz. Adada bir otel projesi olması sebebiyle daha önceden çok fazla iş yaptığımız bir bölge değildi. Maldivler bizim için enteresan bir deneyim ve coğrafya oldu. Bir ada olması sebebiyle coğrafi ve iklim koşulları gibi faktörlerle mücadele ederek tasarım yapıyoruz. Aynı zamanda Tayland'da bir otel projemiz var. Yine benzer bir coğrafya. Prag'da ilk Art Deco otel projesi üzerinde çalışıyoruz. Binanın birçok alanı koruma altında olduğu için korumacı bir yaklaşım izleyerek mevcut Art Deco yapısının içinde kendi dilimizi de kullanarak yeni bir tasarım dili yaratmaya çalışıyoruz. Malta'da 3-4 senedir devam eden bir projemiz var. Limana bakan en güzel sokaklardan birindeki eski evleri restore ediyor, otele çeviriyoruz. Bu da katlanarak gelişen bir proje oluyor. Manchester’ın ilk borsa binasını restore ederek yapıyı otele çevirmekteyiz. Bu otel projesi de çok yakın zamanda tamamlanmak üzere, 1 ay içinde açılmış olacak. Bunlar dışında terminal projeleri ve yat tasarımı projeleri yapıyoruz. Daha önce 45 metre uzunluğunda bir yat tasarlamış ve ödül almıştık. Şu anda ise Avustralyalı bir müşterimiz için 80 metre uzunluğunda bir yat tasarımı yapıyoruz. Türkiye'ye gelecek olursak, Galataport projesinin cruise terminalini tasarladık. Benzerlerinden farklı olarak yerin altından tasarlanan bir proje ve kendi sektöründe ilk. Böylelikle kıyı hattını sivil halkla buluşturacak. Buna ek olarak da Türkiye'de kurumsal şirketlerin çalışma alanlarını tasarlıyoruz.

Lounge, liman gibi iki yeri bağlayan geçiş alanlarını hangi prensibe göre tasarlıyorsunuz?

Bu kapsamda en büyük projemiz Bakü Heydar Aliyev Uluslararası Havalimanı. Bu tip yerler ülkeye ilk giriş ve çıkış kapısı olduğundan sembolik anlamlar da taşıyor. Bizim çabamız ise ilk izlenim ve ilk intibayı korumak için uluslararası ortak bir dil oluşturarak çağdaş bir şekilde kültürle alakalı ufak izler yaratıp bunları yansıtabilmek.

Mimarisini sevdiğiniz ve seyahat etmeyi sevdiğiniz ülkeler neler?

Japonya'nın bende çok ayrı bir yeri var. Oraya gittiğimde dünyadan ışınlanmış başka bir gezegene gitmişim gibi hissettiriyor. Çok farklı bir kültür, farklı bir coğrafya ve farklı bir yaşam anlayışı hakim. Tasarım konusunda ise bütün tasarımcıların mabedi olabilecek kadar büyülü bir yer. İlk fırsatta tekrar gitmek istiyorum. Bir de Cape Town'dan çok etkilenmiştim. Yaşam anlayışı ve sanatla olan ilişki beni gerçekten etkileyiciydi.

Sanatın size ilham verdiğini söylediniz. Bununla ilgili olarak son zamanlarda etkilendiğiniz bir sergi ve sanatçı oldu mu?

Güncel bir konu olarak İstanbul Bienali çok enteresan. Arter'in açılması, Resim Heykel Müzesi olacak binada Bienal'in olması gibi sanat hareketleri bizi şehirde yaşayanlar olarak çok mutlu etti.