Q&AJournal: Zeynep Yılmaz

05 Ocak 2021

Kreatif Direktör ve Tasarımcı Zeynep Yılmaz, sürdürülebilirlik ve ileri dönüşüme derinden bağlı, ilhamını bir Türk zanaatı olan yorgancılıktan alan markası Yüksük’ü AJournal’a anlattı.

"yüksük'de Otto Wagner’ın Majolikahaus’dan motifler de var, geleneksel ve folklorik kıyafetlerden esinlenmeler de."

Artık ustası çok az olan yorgan zanaatı, yüksük parçalarında giyim ve moda ile buluşuyor. yüksük markasını oluştururken yaratım sürecini başlatan ne oldu?

El sanatlarına ve dikişe meraklı bir aileden geliyorum, elde ve sürdürülebilir üretim yapma fikri ile yola çıktım. El örgüsü kazak ve çorap yapmak için ailemin kadınlarıyla fikir alışverişi yapıyordum, el örgüsü işlerin yanında eski usul yorganlardan kıyafet yapabilir miyiz diye düşündüm ve ailece bunun üzerine konuşmaya başladık. 

Fakat yorgan zanaatı ile giyimi buluşturmak çetrefilli ve deneme yanılması bol bir süreçti, biz de zamanımızı ve emeğimizi bu kıymetli zanaatın üzerinde yoğunlaştırmış olduk. Kafamda ilk beliren anneannemin somon rengi yorganıydı, bundan yola çıkarak, en yakın arkadaşlarıma ipek saten bir yorgan fotoğrafı yolladım ve ne düşündüklerini sordum. Bu soruma güzel geri dönüşler almak da işe girmeme vesile oldu. 


Renklerden dokulara, kesimlere ve kullanılan çeşitli tekniklere; ilk koleksiyonunuzu oluştururken ilham aldığınız referans kaynaklarından bahseder misiniz?

Zanaatkarların arşivlerinden başlayarak erişebildiğim bütün online platformlarda el sanatları ve elde üretim hakkında araştırma yaptım diyebilirim. İşin büyük bir kısmının araştırma ve geliştirme olduğuna inanıyorum. 

Sahaflardan 1960’lı yıllardan 2000’lere kadar basılmış el sanatı ve dikiş dergileri topladım. Yorgan zanaatının kendi içinde çok geniş bir arşivi var, tanıştığım ustalarla sohbet ederken şekillenen desenler de var. Bunun yanı sıra, Otto Wagner’ın Majolikahaus’dan esinlenilmiş bir motif de, geleneksel ve folklorik kıyafetlerden esinlenmeler de.


yüksük, ana tasarım fikrini modanın sıkı sıkıya bağlanması gereken ileri dönüşüm kavramından alıyor. Moda takvimlerin değişmesi ve sürdürülebilirlik adına atılan adımlar göz önünde bulundurulduğunda, moda sektörü hızlı bir dönüşüme giriyor. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? Sizin sürdürülebilirlik tanımlarınız nelerdir?

Sürdürülebilirlik kavramının çok kapsamlı olduğunu, bir oluşuma sürdürülebilir demenin kolay olmadığını ve çok yönlü olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. yüksük için sürdürülebilirlik, sürekli bir iyileştirme süreci demek, her adımda daha iyisini yapmak için çabalayacağımız bir sürdürülebilirlik anlayışımız var. 

Bunun yanı sıra yüksük’te sürdürülebilirliğin en büyük parçası, stoku bulunmayan veya artık kullanılmayan materyallerle çalışarak sirküler ekonomiye katkı sağlıyor olmak. Moda sektöründeki yeniden kullanılabilir paketleme, atıksız kumaş kesimi, çevre dostu üretim teknikleri gibi uygulamalara verilen önemin artmasını; tasarımcılar ve üreticiler için motive edici bir zorluk ve aynı zamanda gelecek için bir zorunluluk olarak yorumlayabilirim. 


yüksük için yeni koleksiyonlarınızı nasıl planlıyorsunuz?

Hep bir çıkış noktası oluyor, bazen tanıştığım bir insan, bazen bir mimari yapı, bazen eskilerden kalma bir örtü, bazen el emeği bir ürün, bazen de anneannemin evinden eski fotoğraflar. Bu çıkış noktası, bir tema belirlememe yardımcı oluyor ve ürünler bu temanın içinde şekilleniyor. Depolarda rafa kaldırılmış halde bulduğumuz kumaşlar ve farklı el işi örnekler bazen planlama sürecinin baş rol oyuncusu oluyor. Ayrıca, sezonluk koleksiyonlardan çekindiğimi belirtebilirim, ürünlerin zamansız olmasını ve kullandıkça güzelleşmesini umuyorum.


Zorlu bir yılı ardımızda bıraktık. 2021 için planlarınız ve hayallerinizden bahsedebilir misiniz?

2021 için ilk önceliğim ürün çeşitliliği sağlamak ve farklı alanları moda ile buluşturmak. Planlarımın başında zanaat topluluklarının ayakta kalmasına katkı sağlayarak sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmak var. 

yüksük’ün en büyük motivasyonlarından biri de, el işçiliğine gönül vermiş insanların, zanaatkarlığı meslek edinmekten kaçınmasına engel olma umudu yaratmak olduğunu söyleyebilirim.