Royal Enfield’ın Yeniden Tasarlanan Motosikletleri

04 Nisan 2018

Hintli klasik motosiklet markası Royal Enfield, retro stilini kusursuz performans ve çevre dostu bir kalple birleştiren tasarımlarıyla dikkat çekiyor.

"Interceptor ve Continental GT, çok sayıda alıcıya uygun fiyatlı ve şık olmanın yanı sıra kolay ve eğlenceli bir sürüşle hitap etmeyi amaçlıyor. Hem erişilebilir hem de ilham verici."

1851 yılında üretim hayatına dikiş iğneleri üreterek başlayan Royal Enfield, kuzey Londra’daki Royal Small Arms Factory ile kontrat yapmasının ardından ateşli silahların hassas parçalarını üretmeye başladı. Bu anlaşma, şirkete hem ismini hem de 1901'de üretmeye başladığı motosikletlerin kalitesine atıfta bulunan mottosunu verdi; “Silah gibi yap.”

1955'e gelindiğinde, Bullet modeli, Madras Motors'un, Enfield adı altında İngiltere'den ithal edilen parçaları birleştirmesi ile hayata geçti. İki yıl içinde şirket kendi motorlarını sıfırdan inşa ediyordu ve İngiltere merkezli Royal Enfield markası altında olan şirketin Hint operasyonu 1970 yılından itibaren bağımsız olarak yoluna devam etti.

İlk Bullet modeli, 1932

Sağlamlığı ve sadeliği ile tek silindirli Bullet, iki tekerlekli taşımada her ailenin tercihi olarak görülüyordu. Fakat görünüşte retro bir görünüme sahip olan Bullet, 40 yıl boyunca mekaniği değişmeden kaldı ve Çin ve Japonya'dan Hindistan'a gelen daha küçük, hafif ve daha iyi tasarlanmış rakipleri tarafından güvenilirlik, performans ve kullanım kolaylığı açısından geride bırakıldı.

1994 yılında marka, Eicher Motors mühendislik grubu tarafından yılda 20.000'den az makine üretirken satın alındı. 2000 yılında Siddhartha Lal, 26 yaşında Royal Enfield'ın CEO'su olarak atandı, çünkü “işler daha da kötü olamazdı”.

Royal Enfield hayranları şirketin "One Ride" etkinliğine katılıyor. Pune, Hindistan

Bunun ardından işe kalite ve güvenilirliği arttırarak başlayan marka, daha iyi performans için yakıt enjeksiyonu ekledi, disk fren sistemine geçti ve elektrikli başlatma lüksünü tanıttı. 2010 yılına gelindiğinde, yıllık üretim, 50.000 makineye ulaştı. Geçtiğimiz yılın sonunda, sayı 800.000'e yaklaştı ve marka dünyanın en büyük orta ölçekli motosiklet üreticisi oldu.

Şu anda Royal Enfield'in üretiminin yaklaşık yüzde 95'i iç piyasaya yönelik olsa da marka uluslararası rol almaya tamamen hazır. Royal Enfield’in küreselleşme adımlarındaki ana silahları ise, 63 yıl önce üretilen ilk bisikletlerden esinlenen yeni modelleri. Harley-Davidson'un Sportster ve Triumph'un Bonneville serilerine uygun fiyatlı rakipler olarak tasarlanan yeni modeler, Interceptor ve biraz daha sportif görünümlü olan Continental GT, Bullet'ın 350cc veya 500cc’lik tek silindirli motorlarının yerine ikiz silindirli, 650cc motor kullanıyorlar ve her ikisi de yeni motosikletçilere hitap edecek şekilde tasarlanarak klasik görünümlerini modern güvenilirlikle birleştiriyor.

Inceptor

Royal Enfield ayrıca marka güvenilirliğini ve cazibesini arttırmak için İngiltere’li üretici Harris Performance’dan kilit, stok ve depo satın aldı ve tasarım departmanına başkanlık etmesi için Ducati’nin eski yıldız tasarımcısı Pierre Terblanche'yi görevlendirdi. Sonuç olarak ortaya plastik kaplamadan kaçınan, aerodinamik açıdan verimli, old-school görünümü ile iki tekerlekli zamanın ruhunu yakalayan motorsikler çıktı. Gerçekten de, 47hp'lik güç üreten motorlarla, her iki model de performans kapasitesi benzer Japon motosikletleri ile rekabet edebilecek düzeyde.

Lal, “Bütün mesele, Bullet'dan yola çıkarak, herkese kolay ve saf sürüş keyfi sunan bir bisiklet yapmaktı” diye açıklıyor. “Interceptor ve Continental GT, çok sayıda alıcıya uygun fiyatlı ve şık olmanın yanı sıra kolay ve eğlenceli bir sürüşle hitap etmeyi amaçlıyor. Hem erişilebilir hem de ilham verici ama aynı zamanda sürekliliği olan bir şey yaratmaya çalıştık.”

Continental GT

“Sürdürülebilirlik, sadelik ve kalıcılık fikri, yönetim kurulu içindeki insanlar için daha önemli hale geldi ve bu Royal Enfield ile mükemmel bir uyum sergiliyor ”diye ekliyor Lal. “Bir motosiklete sahip olmak ve değiştirmek geldiğim yerde herkesin hayatının bir parçası. Bu yüzden bu modelleri tasarlarken kendimize genç bir insanın 20 yıl içinde ne düşüneceğini sorduk ve değer verecekleri bir şey yaratmaya çalıştık.”

Tüm bunların yanında markanın küresel hedefleri, Royal Enfield’ın test ve geliştirme programını yeniden gözden geçirmesini gerektiriyordu. Hindistan'da, motosikletler çoğunlukla düşük hızlarla, kötü yollarda ve sıcak havada kullanılıyor, Avrupa ve Kuzey Amerika'da ise buna zıt olarak hız daha yüksek, hava daha yumuşak ve yollar daha iyi. Bu nedenle şirket İngiltere’de de bir teknik merkez kurarak Interceptor ve Continental GT’nin hem İngiltere hem de Hindistan'daki yollarda tam gazla 1.500 saat çalıştırıldığı 1.000.000 km’lik testler gerçekleştirdi.

Pazarlama yoları da tekrar gözden geçirilen Royal Enfields, yeni modellerin gelmesiyle birlikte hem kullanıcı hem de motosiket açısından bireyselliği önemli bir konumda tutarak motorsiklet yaşam tarzı içinde konumlanmayı şimdiden garantiye aldı. Yeni bisikletler için geniş bir yelpazede giyim, yedek parça, özel aksesuarlar gibi kişiselleştirici unsurları da üretimine dahil eden marka bu ürünleri kulüp benzeri bir ortamda sunuyor.

Lal, “Sadece metal işleyen bir şirket olmak istemiyoruz” diyor. “Amacımız, Royal Enfield etrafında her şeyiyle bütün bir ekosistem yaratmak. Ancak, bir şekilde yaptığımız her şeyin motosikletler ile bir olması ve ürünlerimize sahip olanlara değer katması gerekiyor. Pazar tamamen farklı bir yerde görünse bile, burada oynayacağız ve asla geçici olmayacak ürünler üretmek olan felsefemizi asla değiştirmeyeceğiz.”