Sanat Kadar Saygın Bir Kavram: Dandyism

27 Mart 2018

Kendilerini ana akımın dışında kurgulayabilen ‘dandy’leri, bir kavram olarak Mehmet Uğur Akyıldız anlatıyor.

"Kuralların çiğnenmeden önce iyi bilinmesi gerektiğinin farkında olunması ve ‘dandyism’in salt dış görünüşe indirgenmeyip, yaşamın tüm alanlarında bütünsellik içermesi gerektiği de işin püf noktası aslında."

‘Dandies’, ‘quaintrelles’, ‘aesthetes’, ‘bon vivants’ ya da kendilerini yaşama katışta güzelliği en üstün değer sayan bir takım kişiler… 19’uncu yüzyıldan itibaren aşina olduğumuz ‘dandyism’ kavramı, evrim geçirmeye devam ediyor. Trend takipçilerini, hevesli gösterişçileri, renk cümbüşü içinde dolananları ve sözde-dandy taksonomisini bir kenara bırakacak olursak, azımsanamayacak sayıda yaratıcı, ayrıksı, ilham dolu, stil sahibi, merkezin dışında ve özgün bileşimler kurabilen insanla bir arada yaşıyoruz.

Peki nedir bu kişileri sıra dışı kılan?

İnsan insanlaşmaya başladığı anda güzelin peşine düştü, giderek güzeli düşünmeye, onu konu edinmeye başladı. Güzel bizler için var; insan her durumda güzelin doğal izleyicisi, güzelin tüketicisi, kurucusu ve alıcısı. Binlerce yıldır insanoğlu güzeli araştırıyor, güzeli gerçekleştirmek uğraşında, onun ne olduğunu ve ne olmadığını düşünüyor. Güzelin ne olup ne olmadığını bilmek, elbette güzelin saptanması ve gerçekleştirilmesi için gerekli, ancak estetikte her nesnel belirleme çabası ister istemez öznelliğin belirleyici etkisiyle de karşılaşıyor. Tartışmayı gerektirmeyen şey ise güzelin düşünceyi geliştirici ve arındırıcı özelliği. Duyum düzeyinde kalan hazlar sıradan hazlardır, duygu vedüşünce yükü taşıyan hazlar ise gelişmiş hazlardır ve bu gelişmiş hazların başında estetik haz geliyor.

Modanın da sanat kadar saygın ve yaratıcılık esaslı kabul edildiği günümüzde, evrim geçiren bu kavramın tanımlanması pek başarı vadeden bir girişim olmasa da; yaşamın her anında ve alanında olabildiğince sanatsal yaşamayı şiar edinen, eksantrik, mükemmeliyetçilik arayışı belirgin, kendini ana akımın dışında zarafetle kurgulayabilen, taktiklere aldırmayan, modanın ötesinde, yaşam ve stilde rafinelik peşinde, detaylara ilişkin tercihlerde titiz, tarzının kendisini tanımlamasına aşina, kompozisyonu doğru oturtabilen kimseler olarak niteleyebiliriz belki ‘dandy’leri. Kuralların çiğnenmeden önce iyi bilinmesi gerektiğinin farkında olunması ve ‘dandyism’in salt dış görünüşe indirgenmeyip, yaşamın tüm alanlarında bütünsellik içermesi gerektiği de işin püf noktası aslında. Dandyism’in entelektüel bir arka plan ve tutum gerektirip gerektirmediği ise ayrı bir tartışma konusu.

İnsanın dış dünyaya yönelişinde; dönüştürücü, değiştirici, inceltici, yetkinleştirici, insanlaştırıcı bir özellik vardır. Belki kavuşabileceğimiz bir mutlak güzelin olmadığını biliyoruz, mutlak güzel ya olmayan ya ulaşılamayan şeydir ancak güzel araştırmacısı olmak her zaman güzele doğru bir yönelim içinde olmaktır ve bu insanların varlığı ‘monokrom’ dünyalara renk katmaya devam ediyor.