Sosyal Mesafelenme Ütopyası

04 Mayıs 2020

Mimarinin edimsel potansiyelini enstalasyonlar, hava basınçlı yapılar ve prostetik araçlarla keşfeden Haus-Rucker-Co grubu, mekan algısının yeniden yaratıldığı işler sunuyor. Bu ütopik enstalasyonlar, sosyal mesafelenme döneminde yeni bir anlam kazanıyor.


Haus-Rucker-Co tasarımlarında, bir yandan mimarinin potansiyelini bir eleştiri formu olarak ele alırken diğer yandan ütopik şehirler için yaratılan kontollü, deneysel mekanlar oluşturma potansiyelini de inceler.

1967’de Viyana’da kurulan Haus-Rucker-Co grubu Laurids Ortner, Günther Zamp Kelp, Klaus Pinter ve Manfred Ortner tarafından kuruldu.


Grubun çalışma alanı mimarinin edimsel potansiyelini enstalasyonlar, hava basınçlı yapılar ve prostetik araçlarla keşfederek mekan algısının yeniden yaratımını kapsar. Bu doğrultudaki çalışmaların en ünlü olanlarını 1960’ların sonunda yaygın hale gelen ütopik mimari deneyler akımı kapsamında üretirler.

Haus-Rucker-Co tasarımlarında, bir yandan mimarinin potansiyelini bir eleştiri formu olarak ele alırken diğer yandan ütopik şehirler için yaratılan kontollü, deneysel mekanlar oluşturma potansiyelini de inceler.


Sokaktan geçen insanların da dahil olabileceği performanslar yaratan Haus-Rucker-Co, seyircileri pasif gözlemci olmaktan öte performanslara katılan ve bulunduğu çevreye etki edebilen bir güç olarak konumlandırır. Genellikle hava basıncının kullanıldığı bu enstalasyonlara örnek olarak Oase No. 7 (1972) grubun Almanya, Kassel’de gerçekleşen Documenta sergisinin beşinci edisyonu için tasarlanmıştır. Bu enstalasyonda, içi hava dolu bir balon formundaki yapı bir binanın ön cephesine yerleştirilir ve bu yapı bir rahatlama ve oyun alanı sunar. 


Bu işin farklı versiyonları Mind Expander serilerinde (1967-69) görülür. Bu serideki işler, katılımcının kafasına taktığı küre formundaki farklı başlıklardan oluşur. Bu başlıklar takıldığında kişinde duyma ve görme algılarında bozunumlar meydana gelir. İronik şekilde, gerçeklik algısı değişirken belki de akıldan hiç çıkmayacak anılar yaratır bu deneyim.


Haus-Rucker-Co’nun enstalasyonları geçiçi mimari deneyimler yaratırken prostetik araçlarla hafife aldığımız ve belki de sosyal mesafelenme dönemin de daha da farkına vardığımız algı ve duyularımızın önemini vurgular. 

Bu işlerin çağdaş uyarlamaları Lygia Clark, Raumlabor ve Exyzt gibi sanatçıların çalışmalarında incelenebilir.