The Turk’s Inn Amerika’nın unutulan yemek kültürünü yaşatıyor

01 Kasım 2019

1900’lerin ilk yarısına damga vuran Orta Batı Amerika’nın ünlü akşam yemeği kulüpleri, The Turk’s Inn ile New York’ta yeniden hayat buluyor.

The Turk’s Inn’e adım attığınız anda farklı bir dünyaya geçiş yapıyormuş gibi hissetmeniz çok normal. Loş ışıkları, modern restoranlardan farklı dekorasyonu, eski usul diye tabir edebileceğimiz hizmet anlayışı ile The Turk’s Inn New York’un ortasında bir vahayı andırıyor.


Aslında The Turk’s Inn Orta Batı Amerika’da bundan 50 yıl önce sıkça görebileceğiniz ve “akşam yemeği kulüpleri” olarak adlandırılan geleneği 21. yüzyıl New York’una taşıyan bir mekân. 20. yüzyılın başında bir hayli yaygın olan bu konsept restoranlar gerek samimi atmosferleri ile gerekse sınıfsal farkları ortadan kaldıran misafir listeleri ile bir zamanlar oldukça popülerdi. Zaman içerisinde kapılarını kapatan bu mekanlar, New York’ta yeniden hayat bulan The Turk’s Inn ile tekrar hatırlanıyor.


Orijinal The Turk’s Inn, 1934 yılında İstanbul’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne göçen Ermeni George Gogian tarafından Wisconsin’de kuruldu. 80 yıl boyunca Türk ve Doğu kültürlerinden etkilenen menüsü, lezzetli kokteylleri ve arabesk iç dizaynı ile yüksek profilli iş insanlarından politikacılara, sporculara ve sanatçılara hizmet veren efsanevi restoran, 2015 yılında kurucu George Gogian’ın tek kızı Beatrice Gogian’ın vefatıyla kapılarını kapamıştı.

Fakat bu efsanevi mekânın ruhunu korumaya karar veren çocukluk arkadaşları Varun Kataria ve Tyler Erickson, The Turk’s Inn’e Brooklyn’de yeniden hayat verdi. Restoranı herkesin davetli olduğu bir parti mekânı gibi düşünen ve tasarlayan ikili neredeyse bundan 100 yıl önce açılan restoranın atmosferini 21. yüzyıla uyarladılar.

Modern The Turk’s Inn tamamen açık bir mekân yerine farklı farklı bölümlerden, bir nevi odalardan oluşan bir mekân. Misafirlerini bu “odalarda” ağırlayan Kataria ve Erickson, aynı zamanda restoranda özel bir canlı müzik bölümü de tasarlamışlar. Sürpriz performanslarla anılan bu sahne Alicia Keys gibi yüksek profilli sanatçıların yanında yerel sanatçılara da yer veriyor. Restoranın bir bölümü ise sadece atıştırmak isteyen misafirler için bir döner kebap standına dönüştürülmüş. 

The Turk’s Inn’in menüsü ise muhteşem bir Türk ve Orta Doğu sentezi. Yemen’in ünlü yemeği zhoug’dan Türk usulü beğendiye kadar birçok seçenek sunan menü misafirlerin şimdiden ilgisini çekmeyi başarmış.