Toskana’da Rönesans esintisi

21 Aralık 2020

René Caovilla ve ailesi, İtalya'nın Chianti kentindeki 70'lerde satın aldığı rönesans döneminden kalma mülke taşındığından beri, antik bölgenin geleneklerini kendine has şekilde sürdürmeye devam ediyor.


Toprağın bir parçası size ait, ama siz de ona aitsiniz.

82 yaşındaki Venedikli ayakkabı tasarımcısı RENÉ CAOVILLA, 1977'de satın aldığı Toskana villasını ilk kez gördüğünde, ona anında aşık olmuştu. Sadece 15. yüzyıldan kalma kırmızı tuğlalı bir manastır olmasından dolayı değil, aynı zamanda engin Chianti manzarasına sahip olduğu için Venedikli tasarımcının kalbini kazanmıştı. Şimdi bile, mülke yolculuğunuz, yüzyıllar önce olması gerektiği gibi: soluk, dalgalı tarlalarda uzun ve dolambaçlı bir seyahat, sizi tepeye görkemli bir inziva köşesine götürüyor. Üç katlı sarmaşıkla sarılmış bina, 6 metrelik servi ağaçlarıyla çevrili. Zeytinliklerin manzarasının ötesinde, uzakta başka bir kale benzeri çıkıntı görebilirsiniz: burası üç mil uzaklıktaki tarihi Siena şehri.

İtalya’nın tarihi geçmişinden bir eser satın almak, Caovilla için nihayet istediğine kavuştuğunun bir işaretiydi. Ailesi, hem Rönesans döneminden kalma villaları hem de yüksek kaliteli ayakkabı üretimi ile tanınan, Venedik’in merkezinin 20 mil batısında bir bölge olan Riviera del Brenta'da mütevazı bir kökene sahipti. Babası Edoardo, 1934'te İtalyan burjuvazisi için mokasen ve zarif ayakkabılar yaparak kendi şirketini kurmuştu. 1950'lerde René, yeni ortaya çıkan jet sete hitap etmiş ve tasarımcı Valentino Garavani ve daha sonra Chanel'de Christian Dior'dan John Galliano ve Karl Lagerfeld için ikonik gece ayakkabıları üreterek işi devralmıştı. 1969'da Caovilla, markasının imzası haline gelen ayakkabıyı tasarladı: Cleo, bir Roma yılanı bileziği gibi ayak bileğinden yukarı doğru kıvrılan kayışı olan, bej mücevherli yüksek topuklu bir sandalet. René Caovilla’nın 43 yaşındaki oğlu Edoardo, 2011 yılından beri bu şirketin yaratıcı direktörü ve işletme müdürü olarak görevi René’den sonra sürdürmeye devam ediyor.


MARKASI GİBİ Edoardo Caovilla'nın eşi ve çocukları ile olabildiğince sık ziyaret ettiği ev de zamanla gelişmiş. Evdeki, antikalar ve mobilyaların belirli bir zamana sadakati yok. Hepsi neredeyse bugün alınmış gibi parıldıyor. 


Rahipler tarafından döşenen yeşil-beyaz elmas travertenlerden zeminleri olan bir giriş yolunda, Flaman David Teniers II'nin 17. yüzyıldan kalma bir duvar halısı asılı. Yanında ise kıvrımlı, Art Nouveau esintili bir koltuk ve hardal rengi kumaşla kaplı ahşap bir sallanan sandalye yer alıyor. Tarihin farklı noktalarından esintiler gördüğümüz salonda, 18. yüzyıldan kalma bir tablo, Dante'nin "Cehennem" adlı eserinde anlattığı gibi Montaperti Savaşı'nı tasvir ediyor.

Toskana geleneklerini evlerine ve kalplerine taşıyan ailenin üyesi Edoardo "Yıllar geçtikçe, buradaki insanlar ailemize ve bölge için yaptıklarımıza değer verdi" diyor. Ve böylece, asırlık bir Avrupa aristokrasisinin yemyeşil duygusal temeli küçük ama anlamlı bir şekilde devam ediyor: Toprağın bir parçası size ait, ama siz de ona aitsiniz.


Fotoğraflar: Alexis Armanet