Yemek Ye, Uyu ve Partile!

10 Nisan 2018

Vitra Design Museum’ın heyecan verici yeni sergisi ‘Night Fever: Designing Club Culture 1960–Today’, ‘efsane kulüpler’ denince aklımızda canlanan Studio 54 imajını, birkaç adım daha ileriye taşıyor.

Kültürel anlamda ciddi birer ‘zamanın ruhu’ kriterleri olan, underground kültürlerin yuvası kulüpler, sadece mimarileri, iç dekorasyonlarıyla değil, ses ve ışık sistemleri, moda, grafik ve görsel dünyalarıyla aslında son derece çağdaş bir yaklaşım sunuyorlar.

Tasarım anlamında bir şehrin içinde bulunduğu dönemi en iyi yansıtan mekanlardan biri kulüpler olabilir. Çünkü kulüpler o şehrin bir anlamda gizli yüzü ve hatta bilinçaltıdır aslında. Ve aslında ‘Vitra Design Museum’daki 'Night Fever: Designing Club Culture 1960–Today’ sergisi, kulüp kültürünün nasıl eskiden beri sanatla, tasarımla, mimariyle ve yaratıcılıkla aynı paralelde olduğunu anlatıyor.

Bureau a'dan 'The Club' enstelasyonu, Lisbon Mimarlık Trienali 2016. © Mariana Lopes.

Despacio Sound System, New Century Hall, Manchester International Festival, Temmuz 2013.  © Rod Lewis

Bugün bildiğimiz adıyla kulüp kültürü, 1960’ların alternatif yaşam stillerini, yeni medya ve iç dekorasyon ile farklı şekillerde, alternatif yaşayışlara ayna tutuyor aslında. Mimar Charles Forberg’in New York’ta yarattığı The Electric Circus’u ve onun ilham verdiği İtalyan kulüplerinin öncüsü ve iç dekorasyonu her yaz Gruppo UFO tarafından yeniden tasarlanan Forte dei Marmi beach club Bamba Issa ve yine iç dekorasyonundan Gruppo 9999’un sorumlu olduğu uzay temalı iç mimarisiyle Floransa’daki Space Electronic, sergide görebileceğiniz dönemin algısını zorlayan kulüplerden sadece birkaçı.

Paradise Garage'da dans pisti, New York, 1978. © Bill Bernstein David Hill Gallery, Londra

DJ Larry Levan, Paradise Garage'da; New York, 1979. © Bill Bernstein, David Hill Gallery, Londra

Kültürel anlamda ciddi birer ‘zamanın ruhu’ kriterleri olan, underground kültürlerin yuvası kulüpler, sadece mimarileri, iç dekorasyonlarıyla değil, ses ve ışık sistemleri, moda, grafik ve görsel dünyalarıyla aslında son derece çağdaş bir yaklaşım sunuyorlar. Ian Schrager’in kurduğu ve Andy Warhol ve ahalisinin uğrak mekanı olan Studio 54’ten Area’ya, Keith Haring ve Jean-Michel Basquiat’ın kariyerlerinde tırmanmalarına yardımcı olan Mudd Club’a ve Avrupa’daki en iyi örneklerinden ve bir dönemin jenerasyonunu resmen şekillendiren kulüplerden biri olan Manchesterlı Haçienda’ya ve zamanında alternatif bir yaşam biçimi anlamına gelen Berlinli Berghain’a kadar sergi, kronolojik bir konseptte müzik ve ışık enstalasyonlarıyla dev bir arşiv niteliğinde. Küratörlüğünü Konstantin Grcic’in üstlendiği ve ışıklarının Matthias Singer’e teslim edildiği sergi ziyaretçilere, gece kulübü kültürünü, tasarımdan, görsel efektlere ve seslere kadar her alanda muazzam bir deneyimle yaşatıyor.

Grace Jones, Area'da; New York, 1984. © Volker Hinz

İç mimarisi Philippe Starck tarafından tasarlanan Les Bains Douches, Paris, 1990. © Foc Kan

Glam, anti-glam ve alt kültürler arasında müthiş bir seyahat olan ‘Night Fever: Designing Club Culture 1960–Today’ sergisinde aynı zamanda Peter Saville’in tasarımı olan efsanevi albüm kapaklarından örnekler, Mark Leckey, Chen Wei, ve Musa N. Nxumalo gibi sanatçıların işleri, filmler, vintage fotoğraflar, posterler ve broşürler, sanat ve tasarımın kulüp kültüründeki ve müzikteki etkisinin altını çiziyor. Aynı zamanda kulüplerin sadece bir müzik alanı olmadığının, gece bittiğinde o kültürün bitmediğinin, kültürel disiplinler arasında ne kadar önemli bir yeri olduğunu anlatıyor.

Tresor'un içten görüntüsü, Berlin, 1996 © Gustav Volker Heuss

'Wake Up, Kick Ass and Repeat!' fotoğraf serisinden, 2017. © Musa N. Nxumalo

Sergi 9 Eylül’e kadar Vitra Design Museum’da görülebilir.